24.03.2016, 00:59 529

TÜKENİP GİDEN UMUTLARIMIZ

Sabah Çorum Haber’de şehidimizin uğurlanışının haber ve fotoğraflarını görünce yine dayanacağımız gücümüz tükenip gitti…
Üst üste yaşananlardan Ankara’ya da sanki kara bulutlar çöktü… Sevdiklerimize kaygıyla bakar, yabancılardan korkar olduk!
Yaşadığımız her gün içimizdeki küllenemeyen acılara bir yenisini daha ekliyor. Günleri şehit vermeden bitiremezken bir de bunlara terör kurbanları eklenince… Bir yandan üç çocuk-beş çocuk derken bir yandan da her gün üç-beşten fazlasını yitirmenin acısını yaşamak… Sevinçlerimiz, umudumuz, güvenimiz… eriyip tükeniyorken neye, nasıl alışacağız? Beynimize “düşünme!”, yüreğimize “hissetme!” diyerek mi?
Bugün okurlara, üç yıl önce aynı acıları duyarak yazmış olduğum yazıyı sunuyorum.
22 Mart 2016, ANKARA

İÇİMDEKİ KAPANMAYAN YARA
Birkaç gün önce, günlük gazeteleri okumaktayken elimdeki gazetenin iç sayfalarında, sol yandaki dar sütunun en altında bir haber dikkatimi çekti: Yine, askerliğini er olarak Şırnak’ta yapan bir gencimiz şehit olmuş, yaşamını kaza kurşunu ile yitirmişti! Birden, duyduğum acıya kırgınlık da karışıverdi doğal olarak… Bu kadar acı bir haberin, sanki sıradan bir habermiş gibi, bir-iki cümleyle gazetenin göze zor ilişecek bir yerinde verilişi yüzünden… Ayrıca, yitirdiğimiz gencimiz Çorumlu idi. Haberin ayrıntısını, şehit ailesinin dört çocuğundan üçünü önceki yıllarda yitirmiş olduğunu, sonuncu evlatlarını da böyle yitirince yapayalnız kaldıklarını yerel gazetelerden öğrenebildim.
Yakınlığım olsun-olmasın, gençlerimizin şehit olarak yaşamdan ayrıldıklarını duydukça benim içimdeki, uzunca bir zaman önce açılıp hiç kapanamayan yara da sızlayıp duruyor…
Yine, bu acı haber beni 1999 yılının Şubat ayına, yaşadığım sürece hiç unutamayacağım günlere götürdü: Bacağım kırılmış, ameliyata alınacaktım. Ancak, çocukluğumda başlayıp birlikte yaşamak zorunda kaldığım süreğen (kronik) hastalıklar nedeniyle ameliyat hemen yapılamamış; bir de gerekirse verilmek üzere kan istenmişti. Çektiğim dayanılmaz fiziksel acıya, kan verecek üç kişiyi arayıp bulmanın sıkıntısı, zorluğu da eklenmişti. Böyle bir durumda, umutsuzluk içindeyken birden, hiç tanımadığım üç genç insanımızın ellerini uzatıp ‘’gönüllü olarak’’ kanlarını vermeleriyle yaşama dönebilmiş; acılarım sevince, umuda dönmüştü. Göremediğim, adlarını bile öğrenemediğim, ‘’insanca davranışları görev olarak gören bu gençlerimiz’’den birisi, Güneydoğu’da şehit olan bir askerimizin kardeşiymiş. Acısını böylesine başka insanlara yaşam vererek dindirebiliyormuş. Bunu öğrendiğimde ise, duyduğum sevinç buruklaşmıştı. Bir şehidimizin kardeşinin kanıyla iyileşip yine yürüyebilmek; içimde bir yarayı da açmıştı sanki… Öylece de, gençlerimizin ölüm haberleriyle açılıp sızlayacak bir yara olarak kalmıştı…
Bu acının üzerinden birkaç yıl geçmişti. Nice canlar verilerek, kanlar dökülerek kazanılıp sınırları çizilmiş yurdumuzda, ilkemiz YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ olsa da / olmalıyken şehitler vermeyi sürdürüyorduk… Bu durumda günlerimiz acılar içinde geçip gidiyordu. O günlerde, Güneydoğu’da bir gencimizin şehit oluşunun haberine bir gazetemiz iri puntolarla, tümüyle aynısı olmasa da, şöyle ya da çok benzeyen bir başlıkla yer vermişti: ‘’……..’Lİ GENÇ, YERİ DOLDURULAMAZ’’ Özellikle noktalarla boş bıraktığım yerde ise, gencimizin bitirdiği en iyi üniversitelerimizden birisinin adı vardı. Bu acı haber, içimdeki yarayı deşip sızlatmaya başlamıştı. Ancak bu kez, içimde duyguların henüz adlandırılamadığı çocukluk yıllarımda yaralar almaya başlayan ‘’adalet duygusu’’ yine yaralanıp içimin sızısını derinleştirmişti. Şehit olan ya da yaşamı gencecikken elinden alınan hangi gencin yeri doldurulabilir ki?.. Üniversite bitirmiş de olsa, köyünün ilkokulunu bile güçlükle bitirip erkenden yaşama atılmak zorunda kalmış da olsa… Hiçbirinin yeri, özellikle de sevenleri için, kesinlikle doldurulamaz!..
Yaşam garip bir süreç… Hepimiz, kendi seçimimiz dışında; seçmediğimiz ortamda, koşullarda, konumda dünyaya geliyor; ‘’alınyazısı’’ demek zorunda kaldığımız adaletsizliklerle yaşama gözlerimizi açtığımız anda tanışmış oluyoruz. Yaşamlar aynı adaletsizliklerle sürüp gidiyor. Ölümler bile böylesine başka başka oluyor, ne yazık ki…
Gazetenin neredeyse görmeden geçip gidebileceğim bir yerindeki o acı haber, beni işte böylesine sarstı.
Doğrusu, haberlerin verilişleri, ‘’haber etiği’’ açısından da değerlendirilebilir ya da değerlendirilmelidir sanırım.(*)
Yazımı, yapıtlarını büyük bir ilgiyle okuduğum, arşivimde pek çok yazısı olan Sayın Ahmet Cemal’in ‘’Bütün Analara ve Onların Oğullarına’’ başlıklı denemesinden (**) bir alıntıyla bitirmek istiyorum:
“(…) Sevil Köksal Turan imzasıyla yayımlanan ‘Her Gün Çocuklar Ölüyor’ başlıklı yazı, tüm zamanlarda bütün anaların savaşlarda ve çarpışmalarda ölen bütün oğulları için kaleme alınmış bir ağıt yerine geçebilir.
Sevil K. Turan son günlerde ülkemizde –asker ve sivil- ölen gençlerin ardından kendi oğlunu düşünerek şunları yazmış: ‘Güneş daha doğmadı. Birazdan hazırlanıp işe gideceğim. Oğlum içerde uyuyor, iki yıl sonra muhtemelen işe girmeden önce bir vatandaşlık yükümlülüğünü aradan çıkaracak, askere gidecek. Belki de hâlâ süregiden şu manasız savaşa, Güneydoğu’ya ölmeye ve daha beteri öldürmeye… İçim daralıyor. Benim oğlum, fidanım, ciğer yangınım… Ben seni nasıl daha mutlu kılarım diye direnirken sıradan zorluklara, her keyifli duruşuna bir daha vurulurken, her delikanlıyı senden bir şeyler katarak severken… Ölürsen ben sensiz kalacağım, öldürürsen sen eksik…’
Ve bu satırların ardından oğlu ölme yerine öldürürse onun sağ kalmasından duyacağı sevinç, başka gençleri öldürmüş olmakla yaşayacağı eksiklikten kaynaklanan acısının gerisinde kalan bu muhteşem ana (…)’’
(*) Bu konu ile ilgili olanlar için bir başvuru kitabı: Haber Etiği, Enrico Moressi, İtalyanca’dan çeviren: Fırat Genç, Dost Kitabevi Yayınları, Birinci basım, Eylül 2006.
(**) Lanetlenmiş Ağustosböcekleri, Ahmet Cemal, Deneme, Can Yayınları, Birinci basım, Eylül 2012 (s. 159)
17 Nisan 2013, ANKARA
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
29°
az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 11 Temmuz 2020
İmsak 03:19
Güneş 05:12
Öğle 12:51
İkindi 16:49
Akşam 20:19
Yatsı 22:04
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 31 66
2. Trabzonspor 31 62
3. Sivasspor 31 54
4. Beşiktaş 31 53
5. Galatasaray 31 52
6. Alanyaspor 31 51
7. Fenerbahçe 31 50
8. Gaziantep FK 31 41
9. Göztepe 31 39
10. Antalyaspor 31 38
11. Kasımpaşa 31 36
12. Gençlerbirliği 31 33
13. Malatyaspor 31 32
14. Denizlispor 31 32
15. Çaykur Rizespor 31 32
16. Kayserispor 31 31
17. Konyaspor 31 30
18. Ankaragücü 31 26
Takımlar O P
1. Hatayspor 32 60
2. Erzurum BB 32 56
3. Adana Demirspor 32 55
4. Bursaspor 32 55
5. Akhisar Bld.Spor 32 54
6. Fatih Karagümrük 32 53
7. Altay 32 51
8. Ümraniye 32 44
9. Keçiörengücü 32 44
10. Giresunspor 32 44
11. Menemen Belediyespor 32 42
12. İstanbulspor 32 37
13. Balıkesirspor 32 35
14. Altınordu 32 33
15. Boluspor 32 30
16. Osmanlıspor 32 27
17. Adanaspor 32 21
18. Eskişehirspor 32 12
Takımlar O P
1. Liverpool 34 92
2. Man City 34 69
3. Chelsea 34 60
4. Leicester City 34 59
5. M. United 34 58
6. Wolverhampton 34 52
7. Sheffield United 34 51
8. Arsenal 34 50
9. Tottenham 34 49
10. Burnley 34 49
11. Everton 34 45
12. Southampton 34 44
13. Newcastle 34 43
14. Crystal Palace 34 42
15. Brighton 34 36
16. West Ham 34 31
17. Watford 34 31
18. Bournemouth 34 28
19. Aston Villa 34 27
20. Norwich City 34 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 35 80
2. Barcelona 35 76
3. Atletico Madrid 35 63
4. Sevilla 35 63
5. Villarreal 35 57
6. Getafe 35 53
7. Real Sociedad 35 51
8. Valencia 35 50
9. Granada 35 50
10. Athletic Bilbao 35 48
11. Osasuna 35 45
12. Levante 35 43
13. Real Betis 35 41
14. Real Valladolid 35 39
15. Eibar 35 36
16. Celta de Vigo 35 36
17. Deportivo Alaves 35 35
18. Mallorca 35 32
19. Leganés 35 29
20. Espanyol 35 24

Gelişmelerden Haberdar Olun

@