27.06.2020, 00:41 75

TÖVBE ETMEK FARZDIR

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Tövbe kelimesi Kerim kitabımızda 86 yerde geçmektedir. Yüce Allah, bu ayetlerden bir kısmında buyuruyor ki:

1-“Şüphesiz ki, ulu Allah, kendisine eş koşulmasını affetmez. Bunun dışındaki günahları dilediği kimselere bağışlar. Allah’a eş koşanlar, muhakkak ki Ona ağır ve çirkin bir iftira yapmış (dolayısı ile günahların en büyüğünü işlemiş) olurlar.”(nisa/48)

Şüphesiz ki Allah’ın eşi ortağı, dengi ve benzeri yoktur. “Allah vardır ve birdir. (Yerde göklerde ve yer ile gök arasında olan canlı cansız) her şey Allah’a muhtaçtır, Allah hiçbir şeye muhtaç değildir. Allah doğmamış ve doğrulmamıştır. Allah’ın eşi, ortağı, dengi ve benzeri yoktur”(İhlas/1-4)

Yine şüphesiz ki Allah, haşa iki değildir.“ Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka tanrılar bulunsaydı, yer ve gök, (bunların nizamı) kesinlikle bozulup gitmişti. Demek ki Arş’ın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan münezzehtir.”(Enbiya/22)

Evet, ihlas suresinin ilk ayeti Allah’ın birliğinin, Enbiya suresinin 22. Ayeti de Allah’ın iki olmadığının delilleridir. Gerçekten birden fazla ilah olsaydı kâinatın bu günkü ahengi ve düzeni, nizamı ve intizamı olmazdı, bozulup giderdi.

2- “Ulu Allah kulların tövbesini kabul eden, günahlarını bağışlayan ve yaptıklarınızı (inceden inceye) bilendir.”(Şura/25)

3- “Allah’ınızdan günahlarınızın af edilmesini dileyiniz. Çünkü O, çok affedicidir.”(Nuh/1O)

4-“ Ey İman edenler!... İşlediğiniz günahlardan hiçbir zaman bozmayacağınız bir tövbe ederek Allah’a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin günahlarınızı örter. Peygamberi ve Onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları, önlerinde ve sağ taraflarında koşar. Onlar; “Ey Allah’ım nurumuzu tamamla, günahımızı bağışla, şüphesiz Sen herşeye kadirsin” derler.(Tahrim/8)

Burada “hiçbir zaman bozmayacağınız tövbe” diye tarif ettiğimiz tövbe, Kuran ifadesiyle, “Nasuh tövbesidir”, buna “sadık tövbe” de denir. Sadık tövbe; tövbe edilen günaha bir daha dönmemekte sadakat göstermektir. Nasuh tövbe dört şeyle tamam olur. Bunlar:

1-Dil ile bağışlanmayı dilemek, yani istiğfar etmek.

2- Günahı işleyen aza ile o günahı terk etmek.

3- O günahı işlemeyeceğine, kalp ile kesin karar vermek ve

4- Günah işlemeye sevk eden her türlü vasıta, arkadaş ve çevreden uzaklaşmak.(D.T.sözlüğü c2s26)

Sözlükte nedamet, pişmanlık ve dönme anlamlarına gelen tövbe, Kuran-ı Kerimde seksen altı yerde geçmektedir. Bir insanın haram ve günah olan işi yaptıktan sonra, pişman olup Allah’tan korkması, o işi bir daha yapmamaya azim etmesi ve karar vermesi tövbedir. Çünkü Efendimiz, “ Ennedemü tövbetün” yani, “Nedamet (pişmanlık) tövbedir” buyurmuştur. Tövbe, kulun emirlerini tutup yasaklarından kaçarak Allah’a sığınması olarak da tanımlanmıştır.

Kulun suç ve günah olan bir işi yaptıktan sonra, hemen tövbe etmesi farzdır. Tövbeyi geciktirmek büyük günahtır. Bunun için de ayrıca tövbe etmek lazımdır.

Hem itaat, hem de isyan kabiliyeti olan insanın bütün ömrünü itaatle geçirmesi mümkün değildir. Çünkü insan yaratıldı. Önce insana şeytanla işbirliği yapmaya meyyal nefis verildi. Sonra şeytanın aleti olan şehvet verildi. Kalp bunlar tarafından fethedildi. Daha sonra şehvetin düşmanı ve melek nurunun cevheri olan akıl verildi. Onun için “Kul kusursuz olmaz” denilir.

Daima kusurlu olan insana Allah Teâlâ lütfetmiş tövbe etme fırsatı vermiştir. Günahkâr kul bu fırsatı iyi değerlendirmelidir. Çünkü günah yolundan tövbe ederek, pişman olarak, itaat yoluna girmek Hz. Adem (a.s.) ve bütün insanların işi ve görevidir.

Yüce Allah’ın Rahmeti hak olduğu gibi azabı da haktır. Allah’ın Rahmetinin çokluğu kadar azabı da çetindir. Bunun için tövbeye güvenerek günah işlemek doğru değildir. Bu panzehire güvenerek zehir içmek gibi bir şeydir ve çok tehlikelidir. O nedenle aklı başında olan insan, günah işlemekten dikkatle sakınan, ibadet ve itaatle meşgul olan ve Allah’ın emir ve yasaklarına uymaya azami gayret gösteren ve sonra da “Ya Rabbi; beni affet, suçlarımı bağışla, ayıplarımı ört, kalbimi temizle, kabrimi iman ve Kuran nuru ile nurlandır, beni cehennem azabından koru ve Rahmetine nail eyle” diye dua ve niyazda bulunur.

Hastalık, bedeni ve ruhi olmak üzere iki türlüdür. Bedeni hastalığın sebebi mikrop, ruhi hastalığın sebebi de; haksızlık, yolsuzluk, adaletsizlik, Allah’ın ve Peygamberin emir ve yasaklarını dinlememektir. Bedeni hastalığın tedavisi, doktora gidip hastalığı tedavi edecek ilaçları alarak doktorun tavsiye ettiği şekilde kullanmakla olur. Ruhi hastalığın tedavisi ise, bu hastalığa sebep olan suç ve günah işlerine dönülmeyen bir tövbe ile tövbe etmek ile olur. Bakın bu tövbeyi bir mecnun ne güzel tarif ediyor.

Bayezid-i Bestamî hazretleri bir gün tımarhanenin önünden geçerken bir doktorun, bahçede etrafına toplanan akıl hastalarına nasihat etmekte olduğunu görür ve yanlarına yaklaşır. Onları biraz dinledikten sonra, yanlarındakilerini tenvir ve irşat etmek için doktora sorar: “ Doktor bey! Günah derdine uğrayanlara da dermanınız var mı?” der. Doktor sorunun cevabınI düşünürken, oradaki delilerden birisi, “ Erenler! Müsaade ederseniz bu sorunun cevabını ben vereyim” der. Doktorun müsaadesi üzerine deli günah hastalığının dermanını şöyle açıklar. “ Efendiler! Günah derdinden kurtulmak için;

Tövbe kökünü, istiğfar yaprağıyla karıştırıp, gönül havanında tevhid tokmağı ile iyice dövmeli, bunu insaf eleğinden eleyerek, gözyaşı yaşı ile hamur haline getirip, aşk ateşinde pişirip, muhabbet balından katarak, kanaat kaşığı ile gece gündüz yemelidir” der.

bu sözleri dinleyen Bayezid-i Bestami Hazretleri, “ Ehl-i İrfanım diye kimseyi ta’n (kötüleme) etme sen. Defter-i irfana (marifete) sığmaz, söz gelir divan” der.

Peygamber Efendimiz bir hadislerinde, “ Kul bir günah işlediği zaman, onun kalbinde kara bir leke meydana gelir. Kul eğer hemen tövbe ederse bu leke silinir. Eğer tövbe etmez günaha devam ederse o kalpteki siyah nokta büyür, tüm kalbi karartır. İşte bu Allah’ın Kuranda bildirdiği “RAN” dır. Yüce Allah Kuranda, “Hayır! Bilakis onların işlemekte oldukları (kötülükler) kalplerini karartmıştır (kirletmiştir) buyurmaktadır. (Mutaffifin/14)

Demek ki asıl olan günah işlememek olduğu halde, eğer bir yanlış yapılmışsa hemen tövbe edilmeli, yanlışta ısrar edilmeyerek kalbin kararmasına fırsat verilmemelidir.

Ankara’dan selam, sevgi, saygı ve dualarla.

NOT: Tövbe konusuna devam edeceğiz inşallah.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
açık
banner303
banner364
Namaz Vakti 25 Ekim 2020
İmsak 05:31
Güneş 06:55
Öğle 12:29
İkindi 15:25
Akşam 17:53
Yatsı 19:13

Gelişmelerden Haberdar Olun

@