Günlerdir sosyal medyada;

“Ülen kim uydurdu bu kafayla kafayı tokuşturma zırvalığını? BÖYLE BİR ESENLEŞME ŞEKLİ; ne ata topraklarımız üzerinde (halen) yaşayan soydaşlarımız arasında, ne de bu toprakları asırlar öncesi terk eylemiş soydaşlarımız arasında var. Hangi aklı evvel uydurdu bu toslaşma madrabazlığını?

Yanak yanağa gelmekten rahatsız oluyorsan eğer; yanak temasından uzak durur, adam gibi sadece tokalaşırsın olur biter …” paylaşımı dolanıyor, yüzlerce de olumlu destek yorumu alıyor.

* * *

Aynı konuda rahatsızlık duyan bir kişi olarak; aşağıdaki yazımı, 23. 10. 2010 ve 05.08.2011 tarihlerde iki kez yayımladım.

Yine yayımlıyorum.

“Siz hiç kafalarını birbirlerine vura vura esenleşen(!) insanları, dışarıdan ve alıcı bir gözle izlediniz mi?

!!!!...

Olabilir; siz de öyle esenleşenlerden olabilirsiniz... Ancak öyle esenleşmeniz, yani kafalarınızı tokuşturarak selamlaşmanız, ‘yaptığınız eylemin nasıl bir görüntü yarattığını’ algıladığınız anlamına gelmez.

O nedenle, çekilin bir kenara; toslaşan insanları, yansız ve dışarıdan bir gözle, dikkatlice şöyle bir izleyin...

Hatta sadece onları da değil; toslaşan o insanları, şaşkın gözlerle izleyen yabancıların tavırlarını da dikkatlice izleyin...

O yabancıların, yüz kasları, nasıl bir şekil alıyor, gözleri nasıl fal taşı gibi açılıyor, sonra dudaklarına nasıl alaysı bir gülümseme yerleşiyor görün…

* * *

Katıldığım yemekli bir toplantıda gördüm; şaştım kaldım.

Artık bayanlar da hemcinsleriyle ve de karşı cinsleriyle, koçlar gibi, kafalarını tokuşturarak esenleşmeye başlamış.

O yemekte, yemeği bırakıp, o insanları izledim yemek boyu.

Eller karşılıklı tutuluyor, kafalar büyük bir huşu içersinde kırkbeş derecelik bir açıyla önce sola kırılıyor, karşısındaki kişinin kafasının sağ cenahına vuruluyor. Tossssss!!!...

Sonra kafalar, yine büyük bir huşu içersinde ve yine kırkbeş derecelik bir açıyla bu kez sağa kırılıyor, yine karşısındaki kişinin kafasının bu kez sol cenahına vuruluyor. Tossssss!!!...

Aynı boyda olanlar neyse de; farklı boyda olanlar, bu eylem sırasında daha komik bir görüntü sergiliyor.

Kısa boylu olan, uzun boylunun çenesine; uzun boylu olan da kısa boylunun alın kabağına patlatıyor. Tosssss!!

* * *

İki binli yıllarla birlikte, yaygınlaşmaya başlayan bu esenleşme kültürü, pek çok insana hoş ve estetik görünmüyor...

Ben de böyle düşünenlerdenim. Düşünmekten öte, bu esenleşme biçimini; komik, itici ve ilkel bulanlardanım...

“Ama efendim ‘toslaşarak esenleşmek’ itici de; ‘öpüşerek esenleşmek’ çok mu hoş?”

Elbet o da pek hoş değil, ama hiç olmazsa bu denli itici ve ilkel değil...

Kaldı ki, ‘toslaşarak esenleşme’ zorunluluğu olmadığı gibi, ‘öpüşerek esenleşme’ zorunluluğu da yok... Adam gibi, çağdaş insanlar gibi tokalaşırsın, olur biter... Ne karşındaki insanın teri sana yapışır, ne de senin terin ona… Ne sen karşılaşırsın hoş olmayan bir kokuyla, ne de o…

Şimdi ben bu konuyu dillendirdim diye, sakın ola ki hiç kimse bana, “Türklük, Orta Asya, Şamanizm, gelenek, görenek dersi” vermeye kalkmasın; yaya kalır çünkü...

Nitekim siz, Türklük bilincini her dem önde tutan Sayın Devlet Bahçeli’nin, toslaşarak esenleştiğini, hiç gördünüz mü?

Göremezsiniz, çünkü Sayın Bahçeli bile, estetik olmayan bir görüntü sergileyen, bu esenleşme biçiminden rahatsızdır. Bu rahatsızlığını da zaman zaman dillendirdiği, herkesin malumudur.

Bu çağda, böyle bir esenleşme biçimi olabilir mi?

Kim neden, nereden çıkarıyor böyle zorlama tavırları anlaşılır gibi değil.

Böyle toslaşarak esenleşen insanlar arasında, beyin travması geçirenler var...

Kültür mü şimdi bu?

Kaldı ki, uzun süredir araştırıyorum; Türklük göreneklerinin içersinde, böyle bir esenleşmenin izi yok.

* * *

Ama bu araştırmalarım sırasında, çok daha komik, çok daha garip esenleşme kültürlerine ulaştım.

Örneğin, Koper Eskimoları; yabancıları, kafalarına ve omuzlarına indirecekleri yumruklarla karşılar, onlara bu şekilde “Hoş geldiniz” derlermiş.

İspanyol kökenli Amerikalılar; baş, karşı tarafın sağ omzuna gelecek şekilde kucaklaşır, sırta üç şaplak vurur; sonra baş, karşısındakinin sol omzuna gelecek şekilde sırta üç şaplak daha vurarak esenleşirmiş.

Torres Geçidi Adalarında; iki taraf, sağ el parmaklarını hafifçe bükerek birbirleriyle çengeller, sonra bunları karşısındakinin avuç içini çizerek geri çeker ve bu davranışı birkaç kez tekrarlarlarmış.

Borneo'da; taraflar, birbirlerini dirseğe yakın yerlerinden tutar, ev sahibi kolunu misafirin omzuna atar, onu tatlı tatlı okşarmış...

Bengal Körfezindeki Andaman Adaları’nda da; tarafların birisi, ötekisinin kucağına oturarak yere çöker, kollarını birbirinin boynuna dolar, bu şekilde üç beş dakika yorgun düşünceye değin ağlaşıp bağrışarak esenleşirlermiş...

Eski gezginlerden John Turnbull‘in anlattığına göre de; Matavai Adalarında (uzun ayrılıklar sonrasında) taraflar; ellerindeki köpek balığı dişleriyle, kendi kafalarına ve şakaklarına darbeler indirir, kendilerini kan revan içinde bırakarak esenleşirlermiş. Bu esenleşme töreninin sonunda da herkes yara, bere ve kan pıhtılarından tanınmaz hale gelirmiş.

Buna benzer, sayfalar dolusu komik ve ilkel esenleşme türü örneklerini verebilirim.

Şimdi bu esenleşme biçimlerinin, uygar dünyada yeri olabilir mi?

Ya da soruyu şöyle sorayım; bu tür esenleşme biçimleri, uygar ve sosyal insanlara yakışan esenleşme biçimleri midir?

......

Dışardan bakan bir göze de; “toslaşılarak” yapılan bu esenleşme biçimi, aynen böyle görünüyor... bilesiniz...

Takdir, sizin...

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol