27.01.2017, 00:02 153

TOPLUM ve AİLE-1

İnsan yaratılmışların en mükemmelidir. Allah (c.c), insanı fizikî yönden en güzel şekilde yaratmıştır. Eşrefi mahlûkat olan insan, yeryüzünün halifesidir.  Allah (c.c) insanı akıl, izan ve irade nimetleri ile donatmıştır. Bütün varlıklar, insanın dünya ve ahiret mutluluğuna ulaşması için, emrine amade kılınmıştır.

Aynı anne ve babadan yaratılan insanoğlu, çeşitli kabile ve milletlere ayrılmıştır. Dünyanın değişik bölgelerinde yaşayan insanların fizikî yapıları, karakterleri,  yaşama tarzları yaşadığı yerin coğrafi ve iklim şartlarına göre şekillenmiştir.

İnsanların en küçük sosyal birliği aile, en büyüğü ise millettir. Her canlının huzur ve güven içinde yaşaması için bir yuvaya ihtiyacı vardır. İnsanın yuvası evi, milletin yuvası ise vatanıdır. Milletler, aynı dili konuşan, aynı dine inanan, ortak kültür ve tarihe sahip olan insanlar topluluğudur.

Aile, günümüz dünyasında milletin çekirdeğidir ve toplumun harcıdır. Aile kurumu insanlık tarihi ile yaşıttır. Baksanıza Hz. Adem (a.s.) eşi ile birlikte yaratılmıştır.(Nisa 1)

Aile bizim inanç, örf ve geleneğimize göre anne baba,  büyük anne büyük baba ve çocuklardan oluşur. Aile bireylerinin sayısı bizde ortalama 5 kişidir.

Bu gün yaşadığımız modern zamanlarda, ABD ve AB aile nimetinden mahrum hale gelmişlerdir. İleride bizim onların bu gün sahip oldukları tüm maddi nimetlere sahip olmamız mümkündür amma, onların bizim sahip olduğumuz aile nimetine sahip olmaları artık mümkün değildir. Onun için bizim millet olarak, milletin çekirdeği ve toplumun manevi harcı durumunda olan aileye, büyük önem vermemiz ve onu ilelebet yaşatacak önlemleri vakit geçirmeden almamız gerekir. Mesela en azından birileri para kazanacak diye basılı ve görsel yayın organlarına Müslüman Türk aile yapısını her gün tahrip eden programlar yaptırılmamalı yazılar yazdırılmamalı, sinema, dizi ve tiyatrolar denetim altına alınmalıdır.

Ailenin temel görevleri ikidir. Birincisi insan neslinin devamı; ikincisi ise, toplumsal kültürü korumak ve yaşatmaktır.

İnsanların dünyaya getirilmesinde, gelişiminin sağlıklı olmasında, kendisine, ailesine, içinde yaşadığı toplumuna karşı sorumlu ve yararlı bir kişi olarak yetiştirilmesinde temel görev aileye düşmektedir. Yapılan anket ve araştırmalara göre suçluların çoğu, sağlıklı bir aile yapısına sahip olmayan ya da problemli ortamlarda yetişmiş kişilerden oluştuğu anlaşılmıştır.

İslam dini, ailenin sağlıklı ve mutlu bir şekilde kurulup yaşamasına büyük önem vermiştir. Bunun için de çeşitli tedbirler almıştır. Alınan bu önlemlerden bazıları şunlardır:

1-İslam dini evlenmeyi teşvik etmiş, Allah’a daha da fazla kulluk edebilmek için evlenmeyi ve aile hayatını, terk etmek isteyenleri bu düşünceden vazgeçirmiştir.

2-Evlenmeyi kolaylaştırmış, evlenmenin şeklini, şartlarını ve maddî külfetini asgariye indirmiştir.

3-İstikrarlı, huzurlu ve mutlu bir aile hayatı için gereken bütün hukukî ve ahlakî düzenlemeleri yapmıştır.

4-Çocukların eğitiminden ve geleceklerinden birinci derece de aileyi sorumlu tutmuştur.

5-Aile bağlarına ve bu bağın gerektirdiği hukuk ve edebe riayet edilmesini istemiştir.

6-İslam dini ailenin bir okul, bir ibadethane, sıcak ve aydınlık bir yuva ve sosyal ilişkiler birimi olabilmesi için öncelikle karı-koca arasında karşılıklı sevgi, saygı ve şefkatin bulunmasını emretmiştir.

Ailenin sağlıklı bir şekilde kurulup, mutlu bir şekilde yürümesini öngören bu temel ilkelerden dolayı, İslam toplumlarında aile önemli bir görev icra etmekte, hatta aile kültürümüz, kültürel mirasımızın büyük bir bölümünü meydana getirmektedir. Dinimizin ön gördüğü aile; kederde, kıvançta, darlıkta, bollukta, iyi günde ve kötü günde aynı heyecanı paylaşan kalplerden meydana gelen bir yuvadır. Bu yuvada her dede bir Dede Korkut, her nine bir Nene Hatun, her baba bir Demir Baba, Sarı Saltuk Baba ve her ana bir Fatımatüz Zehra gibidir.

İnsanlar kendi ferdi benlik ve kişiliklerini, kendi sosyal çevrelerinde kazanırlar. ve böylece hayatlarının manasını kendi milletlerinin tarihi içinde bulurlar.

İnsan topluluklarını millet haline getiren objektif ve sübjektif faktörler vardı.

Milleti millet yapan objektif faktörler vatan, ırk, dil ve din bağlarıdır. Sübjektif faktörler ise ortak bir geçmiş ve kader birliğine sahip olduğunu düşünen ve gelecekte de yaşama arzusuna sahip olan insanların meydana getirdikleri topluluklar. Bu anlayışa göre geçmişte yaşanan ortak acılar veya başarılar, ortak tehlikelere karşı birlikte karşı koymalar, insanları birbirine bağlar ve onları millet haline getirir.

Bu durumda milleti meydana getiren şey; “Birlikte acı çekmiş, sevinmiş ve birlikte umut etmiş olmaktır.”

Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün millet tarifi ise şöyledir, “ Millet, dil, kültür ve mefkure birliği  ile birbirine bağlı vatandaşların  teşkil  ettiği bir siyasi ve içtimai beyittir.”

(SÜRECEK)

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
15°
parçalı bulutlu
banner133
Namaz Vakti 30 Mayıs 2020
İmsak 03:13
Güneş 05:06
Öğle 12:43
İkindi 16:40
Akşam 20:10
Yatsı 21:55
banner303
Puan Durumu
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P

Gelişmelerden Haberdar Olun

@