“Birinin diğerine, kullanılmakla tükenen misli bir malı, daha sonra emsalini geri ödemek üzere vermesine Karz denir. Buna göre Karz, altın, gümüş, para, buğday ve arpa gibi misli bir malın, bir müddet sonra mislinin geri verilmesi üzere ödünç olarak verilmesidir.” (Diyanet İ.B. Dini kavramlar sözlüğü s.361) Karz kavramı yerine Türkçemizde ödünç ve borç kavramları kullanılmaktadır. Kuranda Karz, Allah rızasını kazanmak amacıyla, ihtiyaç sahiplerine ödünç vermek anlamına kullanılmaktadır. Nitekim Maide suresinin 12. ayetinde: “ Eğer namazı dosdoğru kılar, zekatı verir, Peygamberlerime inanır ve onları desteklerseniz ve Allah’a güzel bir borç verirseniz (İhtiyacı olanlara Allah rızası için faizsiz borç verirseniz) andolsun ki sizin günahlarınızı örterim ve sizi zemininden ırmaklar akan Cennetlere sokarım” buyrulmaktadır. (ayrıca bakınız, Bakara 2/245- Hadid, 57/11-18, Müzzembil, 73/20)

İslam Dinide ihtiyacı olanların borç alması mübah, böylelerine bor vermek ise menduptur. Allah rızası için borç alıp vermek, faziletli bir davranış ve güzel bir yardımlaşma örneğidir. Hatta Peygamberimiz borç vermenin sadaka ve rmekten daha üstün olduğunu ifade buyurmuşlardır. (İbni Mace, sadakat. 19)

Borç alanın borcunu, ahde vefa olarak zamanında ödemesi gerekir. Parası olduğu halde borcunu zamanında ödememek caiz değildir, hatta Peygamber ifadesiyle karşı tarafa zulümdür, hakka tecavüzdür ve kul hakkı ihlalidir. (Müslüm İmare 120)

Hakim (ra)’ın Ebu Ümame (ra)’den merfuan rivayetine göre, Peygamberimiz (sav): “Kim ödemek üzere borçlanır da, borcunu ödemeden ölürse, Allah onun borcundan vaz geçer, alacaklıya dilediğini vererek razı eder. Kimde ödememek niyetiyle borçlanır ve gönlündeki bu niyetle ölürse, kıyamette Allah bu borçludan, Alacaklının hakkını alır” ve yine“ Her kim üç şeyden kibirden, ganimet malına ihanetten ve borçtan uzak olarak ölürse, o kişi Cennete girer” buyurmuştur.

Rasi- Mürzani (ra) “Cihatta ölenin bütün hataları af olunur, fakat kul borcu af olmaz” diyor. Nitekim borçlunun ödeme taahhüdüne uymayarak, borcunu zamanında ödememesi kul hakkı ihlalidir, kul hakkına tecavüz ise, şehidin bile cennete girmesine mani teşkil eder. (Müslim İmare 120- Nesai, Büyu, 98))

Hadisi şeriflerde; “Ödememek üzere borç almak rüşvet yemek gibidir. Rüşvet yiyende, yediren de ateştedir.”, “Bir kimse bir şey alırken parasını ödememek niyetiyle alırsa, kıyamette Allah’ın huzuruna hırsız olarak çıkar” buyrulmaktadır.

Borçlu gerçekte özgür değildir. Hz. Ali (ra) “Gerçekten özgür olmak istiyorsan, kimseye karşı borçlu olmayacaksın” buyuruyor. Onun için Lokman hekim de: “Demir yükü taşımak isterim, değirmen taşı taşımak isterim, fakat borç yükü taşımak istemem” demiştir.

Vaad borç gibidir, hatta borçtan da mühimdir buyuran Peygamberimiz (sav) bu konudaki hadislerinde:

“Zenginin ödemeyi savsaklaması zulümdür. Sizden biri (ileri bir) tarihte ödemeyi taahhüt etmişse ona (taahhüdüne) uysun” ,

“Yüce Allah, gerçekten ihtiyacı olduğu için vadesinde ödemek üzere borç alanla, borcunu ödeyinceye kadar beraberdir.”

“Kim ödemeyi murat ederek mal alırsa Allah, ona borcunu ödemede yardımcı olur. Kim de halkın malını itlaf etmek düşüncesiyle mal alırsa, Allah onu dünya ve ahirette telef eder.”

“Sizin hayırlınız, alacaklıya eza vermeden (yani zorluk çıkarmadan) borcunu güzelce ödeyeninizdir”

“Ödemesi mümkün iken, ödemeyerek borçlu kalan kimsenin, kabrinde elleri boynuna bağlıdır. Borcunu ödeyinceye kadar bu bağlılıktan kurtulamaz” buyurmuştur. (Buhari, İstikraz, 2/2426)

Hakim’in (ra), Hz. Aişe radıyallahu anha validemizden bir rivayeti şöyledir.

-Hz. Aişe (r. Anha) validemiz bir defasında borç almıştı.

-Kendisine ne cüretle borçlanırsın, ödeyecek malın da yok denildi.

-Validemiz, ben her zaman Rasulullah sallahu aleyhi vesellemden;

“Borcunu ödemek niyetiyle alana, Allah (cc) yardım eder dediğini duydum.

-Ben de Allah’ın (cc) bu yardımını dilerim.” demiştir.

Borç almada, borç vermede ve vadeli alışverişte konuyu yazarak kayıt altına almak, hem işi sağlama bağlamak, hem de Allah’ın emrince hareket etmiş olmaktır. Çünkü Allah (cc) bu hususta Kuran’ da şöyle buyurmaktadır:

“Ey iman edenler! Birbirinize belirli bir süre için borçlandığınız zaman, onu yazın. İçinizden bir katip onu doğru olarak yazsın. Katip onu Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazsın. Borçlu olan da yazdırsın. Rabbi olan Allah’tan sakınsın. Ondan bir şey eksiltmesin. Borç büyük olsun küçük olsun onu vadesiyle yazmaya üşenmeyin” , “Yolculukta olurda yazacak kimse bulamazsanız, (borca karşılık) alınacak bir rehin de yeterlidir” buyurarak bu konularda yazılı bir bilgenin (çek ve senet gibi) tanzim edilmesini emretmektedir. (Bakara, 282-283)

Peygamber Efendimiz de veresiye ve karşılığında rehin vererek alışveriş yapmıştır. Nitekim rivayete göre Tebük seferinden dönerken Cabir’in (ra) devesini veresiye satın almış ve Hz. Aişe validemiz de Efendimizin Ebuşşaham denilen bir Yahudi’ye zırhını rehin vererek, karşılığında buğday aldığını ifade buyurmuştur.

Borçluya yardımcı olmak.

Borçlunun borcunu zamanında ödemesi, onun doğru, dürüst ve güvenilir bir kişi olduğunun kanıtıdır. Ancak borçlu aslında dürüst bir insan, borcunu zamanında ödemek için her çareye başvurduğu halde çaresiz kalıp alacaklıya gelerek ek vade istemesi halinde ona yardımcı olmak, hatta hiç ödeme imkanı olmayan borçluya borcunu sadaka olarak bağışlaması da bir erdemliliktir. Nitekim bu hususta yüce Allah: “ Eğer borçlu darlık içindeyse, ona ödeme kolaylığına kadar bir süre tanıyın. Ve bu gibi borçlulara alacağınızı bağışlayıp sadaka etmeniz de bilirseniz sizin için daha hayırlıdır” buyurmaktadır. (Bakara, 2/ 280)

Peygamberimiz Muhammed Mustafa (sav)’inde, iyi niyetli fakat borcunu ödemede çaresiz olan borçluya, alacaklının iyi davranması ve ona yardımcı olup kolaylık göstermesi ile ilgili müteaddit hadisi şerifler vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

“Satarken, alırken, alacağını isterken, borcunu öderken kolaylık gösteren kimseye Allah rahmet etsin.” (Buhari, Buyü, 16/2115)

“Allah’ın gölgesinde gölgelenmeyi seven kimse, borçlusuna kolaylık sağlasın (Alacağından vaz geçsin.) (Ahmet Müsnet, 3/14972)

Cabir b. Abdillah’dan, Rasulullah (sav) şöyle buyurdu; “ Alışverişte ve hüküm vermede müsamahalı davranana Allah rahmet etsin.” (Buhari, Büyu, 16/2115)

(SÜRECEK)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol