01.02.2020, 00:02 87

TİCARET AHLAKI-2

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Yüce Allah kainatı bir nizam, intizam ve ölçü ile yaratmıştır. Hiçbir şey gelişi güzel yaratılmamıştır. Göklerin ve yerin ayakta duruşu da bu ölçü ve denge sayesindedir. Mesela dağlar bu düzende balans vazifesi görmektedir. Bunun gibi insani münasebetlerinde, bu arada alışverişin de bir nizamı, intizamı ve İlaölçüsü vardır

Her türlü hakkın ölçeği terazidir. Bir yerde hak ve adaletin yerleşmesi için ilk ve gerekli olan şey, ölçünün herkes için eşit bir şekilde doğru ve dürüst olmasıdır. Bunun için de her şeyden önce, ölçünün tam olması, yani terazi ve metrenin tam ve usulüne uygun olması ve ölçmenin doğru olması lazımdır.

Bu konuda Kuran-ı Kerim’de; “Göğü yükseltti ve mizanı koydu. Sakın tartıda taşkınlık yapmayın. Tartıyı adaletle yapın, terazide eksiklik yapmayın.” buyrulmaktadır.(Rahman /7-9)

Her peygamber kavmine, son Peygamber Hz. Muhammet (sav) de bütün insanlara, her konuda doğru, dürüst, adil ve hakka hukuka riayet eden kişiler olmayı öğütlemiştir. Bu konuda Şuayb Peygamberin (as) kavmini uyarması Kuran’da örnek olarak şöyle anlatılmaktadır:

Medyen’e de kardeşleri Şu’ayb’ı gönderdik. Dedi ki: Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. O’ndan başka ilahınız yoktur. Ölçeği de, teraziyi de eksik tutmayın. Ben sizi hayır (bolluk) içinde görüyorum. Bununla beraber yine de sizi kuşatacak bir günün azabından korkuyorum. ”Ey kavmim! Ölçerken ve tartarken adaleti yerine getirin. Halkın malına densizlik etmeyin ve yeryüzünden fesatçılık yaparak fenalık etmeyin!” (Hud,11/ 84,85)

Ticaret ve alışverişte sadece eksik ölçmek ve tartmakla haksızlık edilip günah kazanılmaz. Ticarette yalan konuşmak ve yemin etmek de, insanı günahkar eder. Çünkü yemin dinimizde bir delildir, yani hukuki bir değeri vardır. Yemin eden kimseye inanmak gerekir ama, bunun bir de riski vardır. Karşı taraf, doğru ve yalan söylemeye, sevap ve günah kazanmaya pek önem vermiyor ve dikkat etmiyorsa insanı kandırabilir. Kuran-ı Kerim’e baktığımız ve Peygamber Efendimiz’i dinlediğimizde, dinimizde yemin konusuna pek çok önem verildiği görülür. Nitekim Peygamber Efendimiz bir hadislerinde: “Alışverişte fazla yeminden kaçının çünkü o, mala talebi arttırsa da sonra bereketini giderir.” buyurmuştur. (Buhari, Büyu 26)

Alışverişte yeminden kaçınmak lazım, hele de yemin yalan üzerine olursa sahibi için daha da tehlikelidir. Çünkü Peygamber Efendimiz bu konuda “Yalan yeminle malını cazip kılan kimse, Müslüman bir kimsenin malını gasp etmiş olduğu için kendisine gazap edilmiş olarak Allah’a kavuşur.” buyurmuştur.

Abdullah b. Ebi Vefa (r.a.) diyor ki: Bir defasında bir satıcının malının satışı sırasında: ”Bu malın bedeline müşterinin vermediği bir bedel verildiğini Allah’a yemin ederek söylemesi ve bir Müslüman müşteriyi satılan mal hakkında ikna etmeye çalışması üzerine,

“Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla hiç konuşmayacak ve onları tezkiye etmeyecektir. Onlar için acı bir azap vardır.” ayeti nazil olmuştur.(Al-i İmran,3/77)

Demek oluyor ki satış sırasında mala sürüm kazandırmak ve malı cazip göstermek için yalan yere yemin etmek, doğru değildir. Bu durum, kişiyi Allah’ın rahmetinden mahrum edeceği gibi, can yakıcı bir azabına da sebep olmaktadır. Çünkü Kuran’da :”Sözünüzde durmanız, kötülükten sakındırmanız ve insanların arasını düzeltmeniz için Allah’ı yeminlerinize hedef ve siper etmeyin. Allah, her şeyi işitir ve bilir.” buyurulmaktadır.(Bakara,2/224) Ayette sayılan sözünde durma, kötülükten sakındırma ve dargınları barıştırma gibi iyi niyetle yapılmış işlerde bile yemin etmeyi dinimiz haram kılmıştır. Durum böyle olunca ticaret ve alışverişte yemin etmek de dinimizde yasak ve haramdır. Bu konuda Peygamber Efendimiz de hadislerinde:” Üç sınıf insan vardır ki Allah Teala kıyamet gününde onlarla konuşmayacak ve onlara bakmayacak ve onları tezkiye etmeyecektir. Onlar için acı bir azap vardır.” diye buyurunca “kimdir onlar?” diye sorulduğunda Peygamber Efendimiz cevaben:

-Elbisesini kibirlenerek yerlerde sürüyen, yaptığı iyiliği başa kakan ve satılık eşyasına yalan yere yemin ederek sürüm sağlayan kimselerdir, buyurmuştur .(Müslim, İman, 46/306)

Alışverişte yalan ve yalan yere yemin, malı cazip kılar ve satışı çoğaltırsa da, kazancın bereketini giderir. Ticarette yalan yere yemin etmek, günah olduğu gibi, satıcının malının kusurunu gizlemesi ve alıcıya söylememesi de günahtır. Çünkü her ikisinde de müşteriyi aldatma vardır.

Peygamber Efendimiz bir defasında bir pazar yerinde geziyordu. Çuval içindeki buğday hoşuna gidince onu şöyle eliyle bir yokladı. Buğdayın üstteki görünür kısmının kuru, alt kısmının ise yaş olduğunu anladı. Buğday sahibine:

--Ey ekin sahibi, bu ne? diye sordu. Ekin sahibi:

--Ey Allah’ın Resulü, Yağmur altında kaldı ve ıslandı, deyince

Peygamberimiz:

“O ıslak kısmı, insanların görmesi için ekinin üzerine koysaydın ya. Bizi aldatan bizden değildir.” buyurdu.(Müslim, İman 43/295)

Rabbimiz huzuruma kul hakkı ile gelmeyin buyuruyor. En fazla kul hakkının gasp edileceği yollardan birisi de ticarettir, alışveriştir. Onun için Peygamberimiz (sav) hadislerinde, “Şehirlerin en şerli yerleri çarşılarıdır, çünkü orada kadın erkek karışık gezerler ve kul hakkına en fazla oralarda tecavüz edilir” buyurmuştur. Bu demek değil ki çarşıda her ticaret yapan kul hakkını gasp eder. Alışverişte çok hassas olan esnaf ve tüccarlar da vardır.

İmam Gazali, İhyau Ulumi’d-Din isimli eserinde Yunus b. Ubeyd isimli bir tüccardan bahseder. Bu kişi mağazasında 200 dirhemden 400 dirheme kadar çeşitli mal satarmış. Bir gün mağazayı kardeşinin oğluna bırakıp bir işini takip etmek için dışarı gider. Dükkanına dönerken rastladığı bir adamın elinde, kendi dükkanında 200 dirheme satılan bir kumaşın olduğunu görür ve adama kumaşı nereden ve kaç dirheme aldığını sorar. Müşteri Yunus’un dükkanını tarif ederek, orada 400 dirheme aldığını söyler. Yunus b. Ubeyd adama o dükkan benim, elindeki kumaşın fiyatı 200 dirhem, gel paranın üzerini vereyim der. Adam bu kumaş bizim orada 500 dirhem eder ben aldanmış değilim demiş. Yunus:

-Hayır, olmaz, götür kumaşı geri ver. Öğüt vermek, dünya karından daha hayırlıdır deyince adam, kumaşı geri götürmüş ve 200 dirhemini geri almış.

Yunus, yeğenine dönmüş, Allah’tan korkmadın mı? 200 dirhemlik kumaşı 400 dirheme nasıl verdin? Müslümanlara öğüt vermeyi terk ettin. Müşterinin bu konudaki bilgisizliğinden yararlanarak 200 dirhemlik kumaşı, iki katına 400 dirheme sattın, böyle olur mu? diyerek onu azarlamış.

Yeğeni, vallahi o, malı kendi rızasıyla aldı deyince Yunus b.Ubeyd, ”Pekiyi o razı oldu, senin vicdanın buna nasıl razı oldu?” demiş.(İ.Ul.c3,Kitap3,bab 4)İşte örnek bir tüccar. Böyle tüccarlar hangi çarşı ve pazarda olursa olsun kul hakkına azami derecede dikkat gösterirler. Çünkü Peygamber Efendimiz, Mü’mini “Kendisi için sevdiğini yahut kendisine reva gördüğünü din kardeşine de reva gören kimsedir.” diye tarif etmiştir.

Malını satan, malında bulunan ve alıcının bilmediği kusurlarını söylemekle sorumludur. Alıcı, malı bu kusurları ile alırsa alışveriş meşru ve adil olur. Aksi halde satan alıcının hakkına tecavüz etmiş olur .Kendini satıcının vicdanına terk eden satıcıdan onu aldatarak fazla para almanın haram olduğunu Peygamber Efendimiz hadislerinde beyan etmişlerdir. (Mecma’uz-Zevaid ve Menbaü’l-Fevaid,IV/76, ”Hadisi Taberani”Kebir”inde rivayet etmiştir.)

Ticaret ahlakı isimli konumuza 3. bölümü ile devam edilecektir.

Ankara’dan selam, sevgi ve saygı ile…

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
11°
açık
banner303
Namaz Vakti 26 Ekim 2020
İmsak 05:32
Güneş 06:56
Öğle 12:29
İkindi 15:23
Akşam 17:52
Yatsı 19:11

Gelişmelerden Haberdar Olun

@