1959 yılında, İstanbul’da Ataköy 1. kısım inşaatında çalışıyordum.
Kalamış’ta deniz kıyısında yapılması kararlaştırılmış 12 katlı, 5 yıldızlı bir otelin temel atma törenini hazırlamakla görevlendirilmiştim. Tören, 31.12.1959 tarihinde yapılacaktı ve sadece 8 gün süremiz vardı. Bu tören, devlet büyüklerinin katılacağı aynı gün yapılacak 4 büyük temel atma töreninden biri idi.
Kalamış’ın, Münir Nurettin Selçuk’un o güzel şarkısına konu olan, çok şirin bir yer olduğunu bilirsiniz. Kadıköy tarafındadır ve İstanbul ile Kadıköy arasında henüz köprü yoktu, sadece vapurla ulaşılabilirdi.
Görev sürem çok kısa idi. Sabahları erkenden, Bakırköy’deki Ataköy şantiyemizden 2 kamyonla çıkıyor, akşamları çok geç dönüyorduk. Kafilemizde yeterince usta ve işçi, kamyonlarda ise gerekli makina ve aletlerle inşaat malzemeleri götürüyorduk. Gün boyunca da Kadıköy tarafından kum-çakıl, kereste gibi malzemeler sağlıyorduk.
Arsamızın girişine küçük fakat güzel bir şantiye binası ile 100 kişilik bir tribün yaptık. Ve de mimari büroca yapılmış çok güzel 12 katlı bir otel maketi.
Ben çok tedirgindim. Arsa denize bitişik, yeterince temel kazısı yapamıyorduk, su çıkıyordu. Temel ölçüleri ve içine yerleştirdiğimiz betonarme techizat yetersizdi; çünkü Ataköy’deki yapılar 4 katlı idi. İşi bilenler için bu bir aldatmaca idi.
Herşeyi bu bir hafta içinde tamamladık ama tören günü son derece yorgunduk artık.
31.12.1959 günü, İstanbul’daki 3 temel atma töreninden sonra bizimkine sıra geldiğinde, artık hava kararmaya başlamıştı. Törenciler de yorgundu şüphesiz. Dönemin siyasi gerginliği öylesine ağırdı ki, Reisicumhur Celal Bayar, çok gergin ve çatık kaşlı, Başvekil Adnan Menderes ise çok yorgun hatta bitkin görünüyordu. (27 Mayıs ihtilalinin 5 ay öncesindeydik.)
Bu nedenlerle törende konuşmalar, kutlamalar çok kısa kesildi, hazırladığımız temel çukuruna kürek kürek beton attılar. Bu arada betonun içine “hatıra kavanozunu” yerleştirdik tabii. Kavanozda, itinalı kaligrafik bir yazı ile “Bu otelin temeli, 31.12.1959 tarihinde Sayın Reisicumhur Celal Bayar ve Sayın Başvekil Adnan Menderes’in uğurlu elleriyle atılmıştır” yazıyordu.
Tören olanca hızla bitirilmiş, hava iyice kararmış, üstelik yağmur da başlamıştı. Kalabalık çok çabuk dağıldı. Ben başta, yorgunluktan bitkin durumdaki ekibimiz de önce araba vapuruna sonra evlerimize koştuk.
Evime ulaştığımda saat 23’ü bulmuştu. Bu gece 1960 yılını karşılıyorduk ailece. Aile büyüklerimiz de hazırdı. Belli etmedim ama ben, perişandım. Çünkü törende betona gömdüğümüz “hatıra kavanozunu” tören sonunda hemen çıkarmalıydım. Ama ben unutmuş gelmiştim. Bu kavanozun, ileride yapılacak hakiki temel atma sırasında tekrar betona gömülmek üzere çıkarılıp saklanması gerekiyordu.
Ertesi sabah, 1960 yılının ilk günü, erkenden kalkıp Kalamış’a gittim. Bekçimizi zorla buldum, kapıyı açtırdım. Betonlanmış temelin sertleşmiş betonunu zorlukla kırdırarak kavanoza ulaştık. Ama kavanoz kırıktı... Olsun, içindeki çok kıymetli belgeyi özenle çıkarıp temizleyip kurtardım.
Düşünüyorum o belge şimdi bende olsaydı... Ne müthiş bir hatıra olurdu? 19.6.2007

Ek Bilgi:
Kalamış’taki o arsanın mülkiyeti bile alınmamışmış meğer. Oraya hiçbir zaman “Kalamış Oteli” yapılmadı. Halen marinadır orası.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner155