29.03.2010, 00:00 190

TAŞKINLAR VE ÖNEMİ

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Afyonkarahisar'da 22-24 Mart tarihleri arasında tertiplenen II.Ulusal Taşkın Sempozyumu'na katıldım.Altı oturum halinde gerçekleşen bu toplantıda  ben de ''Entegre(Bütünleşik) Havza Yönetimi ve Üst Havza Önlemleri” konulu panele başkanlık ettim.

Taşkın, halkımız arasında sel olarak da ifade edilmektedir. Taşkınlar ülkemizde sıkça rastlanan doğal ve insan kaynaklı afetler arasında önemli bir yer tutmaktadır.Taşkın olayları toplum üzerinde gerek manevi, gerekse de maddi hasarlara yol açmaktadır.

Sık sık taşkınların yaşandığı Ülkemizde, taşkın zararlarının önlenmesine ilişkin olarak, taşkın eylem planının oluşturulması ve bu planın Ülke genelinde eş zamanlı olarak uygulanması gerekmektedir. Taşkından korunmak için baraj ve diğer taşkın tesislerinin inşası, yukarı havza ıslah çalışmaları, ağaçlandırma, taşkın erken uyarı sistemleri, taşkından önce alınan önlemler, taşkın felaketinin olumsuz etkilerini en aza indirmekte önemli rol oynamaktadır. Bu önlemler taşkın sırasında uygulamaya konulan taşkın yönetimi çalışmalarını da kolaylaştırmaktadır.

Ülkemizde 1989 yılından beri 369 taşkın olayı meydana gelmiş olup bu taşkınlarda 448 vatandaşımızı kaybetmiş bulunduğumuz gibi 502 bin hektar alan etkilenmiş ve 2,1 milyar dolar zarara uğramış bulunuyoruz.

Taşkın, depremden sonra en büyük zarar yaratan afettir. Özellikle son yıllarda şehir merkezlerinde oluşan taşkınlar büyük miktarda maddi hasarlara yol açmakla kalmayıp can kayıplarına da sebebiyet vermiştir. Buna örnek olarak geçen yıl İstanbul'da yaşanan taşkın verilebilir.  24 vatandaşımızı kaybettiğimiz bu afetin bu kadar etkili olmasında İstanbul'daki plansız şehirleşme ve dere yataklarındaki kaçak yapılaşma etkili olmuştur.

Şehir taşkınları doğaya yapılan plansız müdahalenin sonucudur.

Bu yüzden taşkın alanlarının planlanması ve yönetimi taşkın kaynaklı maddi ve manevi hasarların en aza indirilmesi için yerel yönetimler tarafından uygulanan engelleyici ve ıslah edici önlemlerin alınması büyük önem arzetmektedir. Yerel yönetimler Devlet Su İşleri tarafından belirlenen taşkın alanlarında yapılaşmaya müsaade etmemelidirler. Taşkınlarla mücadelede geçerli olan çok sayıda kanun yanında Başbakanlık tarafından 2006 ve 2010 yıllarında yayınlanan Taşkın Genelgeleri bulunmaktadır. Ayrıca Avrupa Birliği Taşkın Direktifi de bu konuda önemlidir. Burada bir defa daha Yerel Yönetimlerin bu konudaki sorumluluğuna dikkat çekmeyi istiyorum.

Taşkınların yarattığı zararları karşılayabilmek için yurt dışında olduğu gibi ülkemizde de sigortacılık konuları giderek önem kazanmaktadır.

Sempozyum'un açılışında Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, su taşkınlarında vatandaşlarının hayatını kaybetmesinin çok acı olduğunu kaydetti. Ateşin düştüğü yeri yaktığını anlatan Bakan Eroğlu, "İnsanların kaybı ve diğer canlıların kaybını dikkate almak lazım. Neticede bu zaman zarfında 502 bin hektarlık alan sular altında kaldı. Bu taşkınların zararı da 2.1 milyar dolar. Çok büyük bir kayıptır. Uzun dönemde yağması gereken yağışlar 48 saatte aniden düşüyor. Gerçekten bu yağışların elbette rolü var. Bir yılda düşmesi gereken yağışın neredeyse üçte biri 48 saatte düşmüş. Neticede bu taşkın. Bu taşkında yağışların dışında insanların da etkisi var. Ağaçlandırma yapılmaması, ağaçlar ile arazilerin tahrip edilmesi, dere yataklarına kaçak inşaatların yapılması. Dere yatağının içine bina yapılıyor. Bunun dışında bir takım kamu kurum ve kuruluşlarının yaptığı sanat yapıları dediğimiz köprüler, menfezler de büyük etken oluyor. Belediye başkanlarımızın ise bir hastalığı var. 'Yol kazanacağım' diyor. Ne yapacaksın? 'Dere yatağının üzerine kapatacağım' diyor. Kapatılan her dere oraya felaket getirmiştir. Bun çok açık söylüyorum" diye konuştu.

Ve Bakan Eroğlu, " 'Ben yol kazanacağım' diye bir dere yatağının kapatılması kadar yanlış bir şey yoktur. Bir diğer husus ta pek çok yerde köprülerin gabarisi dediğimiz, gerek yükseklikleri gerekse genişlikleri kafi gelmiyor. Köprüler yapılırken sadece suyun geçmesi hesaplanıyor. Peki sel suyu ile gelen buzdolabı, yatak, ağaçlar bu köprüden nasıl geçecek. Ayrıca dere yatağında bir dolgu veya rastgele bent yapımı oluyor. Bunlar dere yatağını daraltıyor. Bunlar da çok tehlikeli. Öte yandan, yol yapan da yamaca doğru gitmiyor da dere yatağına doğru giderek yol yapıyor. Bakın dere yatağını işgal ederseniz, su gelir dereyi tekrar geri alır. Bu tabiat kaidesidir" dedi.

İklim değişikliği neticesinde daha sık ve daha şiddetli yağışların gerçekleştiği günümüzde taşkın konularına gereken önemi vermemiz gerektiğini bir defa daha vurgulamayı istiyorum.

Afyon,25 Mart 2010
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
21°
az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 18 Eylül 2020
İmsak 04:52
Güneş 06:17
Öğle 12:39
İkindi 16:07
Akşam 18:52
Yatsı 20:12

Gelişmelerden Haberdar Olun

@