Ölümsüz olmak, bedenlerimizin üstlenebileceği bir yeti değil. Peki ya zihinlerimizin başarabileceği bir olgu mu?

İnsan var olduğundan beri bu konu üstünde düşünüyor. Zihin ölümsüzlüğünü, eğer tanımla biraz oynarsak, elde edebiliriz. Öncelikle zihin derken zihin emeği ve bunun sonunda çıkan bir ürünü kastedersek olabilir, yani tasarım ürünleri ve yapılar, binalar gibi. Ölümsüzlüğü de dünyanın 4,55 milyar yıl olduğu düşünülen yaşına kıyasla çok kısa bir zamana indirgersek, belki…

Bir mimar tasarımlarıyla ölümsüzleşebilir mi? Bir binanın ömrü ne kadardır?

2017 yılında MÖ 2000’li yıllarda yapılmış olan Mısır piramitleri hala ayakta. Ancak bazı şehirlerde, kentsel dönüşüm projeleri kapsamında daha 20-30 yıl önce inşa edilmiş olan binalar yıkılıyor. Bir mimarın aklına girecek olursak, bir yapı tasarlarken onun kaç yıllık bir kullanım ömrü olduğunu, idealist veya realist bir yaklaşımla, nasıl düşünüyor? Belki de bir mimara “Sizden bir apartman istiyoruz ama 10 sene sonra yerine başka bir apartman dikilmeyeceğinin garantisini veremeyiz” deseler, o yine de bir tasarım ürünü ortaya çıkaracağı için hevesle çalışır mı? Tasarım anı yaşamak mıdır? Verilen emeğe, harcanan maddiyata bakılacak olursa, anı yaşamaktan ziyade, bir tutarlılık ve devamlılık içinde canlıları, medeniyeti ve tasarımın gidişatını etkilemesi gerektiğini düşünüyorum.

Tabii ki de bir binanın yapılma amacı (veya mimarın motivasyon kaynağı diyelim) o binanın sonsuza kadar duracak bir yapı olması değil. Gün gelince hemen hemen bütün yapıların orijinal halleri yok olacak. Deprem, savaş gibi sebeplerden dolayı olmasa bile belki de basitçe, insanlar artık başka şeylere ihtiyaç duydukları için yıkacaklar. Ancak işte tam burada medeniyetin avantajları devreye giriyor. Tarih bir yere kadar tekerrür etse de, tekrarlanma koşulları değişiyor, yani detayları. Hatalarından öğrenen insanoğlu, yapacağı bir sonraki tapınağı yaparken eski tapınakların detaylarının neden, nasıl olduğuna bakıyor ve mükemmeli yakalayamasa bile, yapıldığı andaki en işlevsel formu yakalayabiliyor.

Ölüm olduğu sürece mükemmellik olmayacak ve maalesef ki sonsuzluk biz ölümlü insanların, hatta ve hatta ölümlü dünyanın maddesel bir formda erişebileceği bir konsept değil.

Aydınlanma çağında (1720’lerden başlayarak) filozofların inanışı, insanların bilgiyi gözlem yeteneğinden aldığı ve hipotezlerini test ve analiz ettikleri üzerineydi. Ancak insan anlayışı hep bir nevi eksik kalacağı için insan araştırma isteğini hiç kaybetmemeliydi (Roth, 2013). Peki mükemmel bilgiyi bulmak, bir nevi gelecek bilgileri öldürmek değil midir? Bir bilgi, teori veya yasa başka bir bilginin doğmasına olanak verebilir elbet. Ancak üstüne koyarak geliştirmekten bahsediyorum. Üstüne koyacak bir şey kalmaması zaten insanoğlunun istediği bir şey değildir. Yani gelişimi durdurmak demek, insanın durması, zamanın durması ve sadece öylece durmak demek. Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı kitabında insanın mükemmele ulaşma yolunda, eğer bunu başaracak gibi olursa, bile bile hata yapacağından bahsediyor çünkü düşününce mükemmellik aslında insanın en korkulu rüyası haline geliyor.

Tasarım ve mimarlığa geri dönecek olursak, eğitimin en güzel taraflarından biri de, şu an yapı olarak var olsunlar veya olmasınlar, ister form bazında ister düşünce tarzı bazında olsun, geçmiş mimarların neyi neden yaptığını öğrenmemize olanak vermesi. Gidip tarihi bir binayı ziyaret etmenin zevki bir mimarlık öğrencisi olarak benim için büyük, ancak bazı sebeplerden dolayı yıkılmış olan binaların arkasından ağıt tutmak yerine, onlar hakkında okuyup, çizimlerine (şanslıysak fotoğraflarına) bakıp, belli bir mimar yapmış olmasa bile yapının mimarı olan medeniyetin düşünce ve ihtiyaç yapısını ve bu arayışta nasıl formlar ortaya çıkardığını düşünmek de aynı zevki verebiliyor. Sonuç, insan yaşadığı sürece önceden var olmuş tasarımları inceleyerek geliştirmeli ve ondan sonraki jenerasyonlar da bu döngüde yerlerini almalıdırlar.

Kaynakça:

•Dostoyevski, Fyodor. Yeraltından Notlar, Can Yayınları.

•Roth, Leland M., Roth Clark, Amanda C. Understanding Architecture: It’s Elements, History and Meaning, Westview Press, Third Edition, 2013.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner155