Suriye’de çamura battığımız kesin, çıkması da kolay olmayan bir bataklık, kısa zamanda düzeleceğine ait hiçbir gösterge yok.

Yıllardır konunun uzmanlarının ve muhalefetin uyarıları para etmedi. ‘Ortadoğu’nun bir bataklık olduğu’ girmenin kolay, fakat çıkmanın zor olacağı, çırpındıkça batacağımız hep söylendi durdu. Tek adam iktidarının bu söylemlere kulakları tıkalı, duymadılar.

“Esad’ı devirip, Şam’daki Emevi Camii’nde cuma namazı kılacağız!” sevdası yıllardır devam etti. Şimdi peş peşe masum vatan evlatlarının şehit haberleri gelmeye başlayınca, aklı eren yurdum insanı düşünmeye ve sorgulamaya başladı.

Ne oluyoruz? Niçin? Ve ne uğruna?

18 yıldır ülkeyi yöneten iktidar ne zaman Cumhuriyetin kurucu iradesine ters düştü? Göbeğine kadar çamura battı? Kurucu iradenin felsefesi ise;

“Mutlaka şu veya bu sebepler için milleti savaşa sürüklemek taraftarı değilim. Savaş zorunlu ve hayati olmalıdır. Hakiki düşüncem şudur: Ulusu savaşa götürünce vicdan azabı duymamalıyım. Öldüreceğiz diyenlere karşı, ‘ölmeyeceğiz’ diye savaşa girebiliriz. Ancak, ulusun hayatı tehlikeye girmedikçe, savaş bir cinayettir.” M. Kemal.

Yaklaşık yüz yıldır uygulanan “Yurtta barış, dünyada barış” politikasının ne zararını gördük, açıklayabiliyor muyuz? Macera peşinde koşuyoruz.

Suriye konusunda Amerika bize gaz veriyor. “Haklısınız, arkanızdayız” yürüyün aslanlarım filan.

Bizim askerleri Amerikalı analar mı doğurdu?

Suriye’nin arkasında Rusya var. Suriye ile vuruşmak, Rusya ile de vuruşmak anlamına gelir. Peki, neden? Niçin? Ve sonuç. Her savaşın bir neden? Niçin? Ve sonucu yok mudur?

Rusya ile aramızdaki en ufak gerilimi fırsat bilen ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James F. Jeffrey hemen Ankara'da aldı soluğu.

İdlib'de hain bir saldırı sonucu hayatlarını kaybeden Mehmetçiklerden “Şehidimiz” var diye bahsetti. Bu sahte senaryo adeta gözlerimizi yaşarttı.

ABD’ye bir tek soru yeterli mi? Yıllardır PKK da askerlerimizi şehit ediyor. Bir defa “Şehitlerimiz var” demedi. Aksine terörün arkasında durdu. Bunlar Türk Halkı’nı ahmak mı sanıyor?

ABD ‘bizim eşeği’ ancak ‘türkü çalarak’ arar. ‘Ateş düştüğü yeri yakar’

ABD dışişleri bakanı Condoleezza Rice 7 ağustos 2003’de Washington Post gazetesindeki yazısında ne demişti? “Ortadoğu’da bulunan 22 devletin rejiminin, sınır ve haritalarının değiştirileceğini, Türkiye’nin de bunların içinde olduğunu” vurgulamıştı.

Suriye politikasında doğruyu bulamazsak, Rice’ın söyleminin doğru olduğunu görmek için, kör olmaya gerek var mı?

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol