Durup dururken bu köşe yazısını yazmadım. Önce alışkanlıklar hakında bilgi vereceğim.

Alışkanlıklar:

Her insan; dünyada en gelişmiş eşsiz bir canlı varlıktır. Bir baba ile bir annenin en önemli eseridir. Dünyaya gelir.

Bebeklik, çocukluk, gençlik, yetişkinlik, yaşlılık dönemlerini gönlünce yaşar. Bir gün de bir nedenle hayata gözlerini kapatır, toprağa teslim edilir.

Her insan bir ömür boyu;

İyiliklerin, güzelliklerin, doğruların, gerçeklerin ardından sabırla, sebatla koşar. Bunlar arasında topluma beğenmediği alışkanlıkların tutsağı olabilir. Aışkanlıkların çeşitleri de şöyle açıklanır:

Sigara içmek, içki içmek (bu ikisi sağlığını düşünenlere kendisini bıraktırabilir), kağıt ve taş oyunlarının tümü, uyuşturucu kullanmak, söverek konuşmak, dedikodu yapmak ya da dedikoduya kaçan konuşmalar yapmak ya da dokunmatik telefonu aşırı derecede kullanmak (süper alışkanlık) onun tutsağı olmak.

*

Şimdi de bu köşe yazısını yazmama neden olan lise ikinci sınıf öğrencisini dinleyelim.

Okumaktan nefret eden genç

Ben halen lise 2. sınıfta ailemin zoruyla okuyan bir öğrenciyim. Ailemde, okuduğum okullarda kitap okuyan görmedim. İte kaka lise ikiye kadar geldim. Ders kitaplarının dışında kitap okumadım. Bu nedenle de kitap okumaktan nefret ediyorum. Ama kendime göre yöntemlerim var.

-Çevreme, ortama bakarım, görürüm, alacağım dersi alırım.

-Çevremdeki konuşmaları dinlerim, onlardan alacağımı alırım.

-Bugün tek arkadaşım, tek dostum, tek rehberim var, o da dokunmatik akıllı cep telefonudur. Danışmanım da odur. Öğretmenim ders anlatırken dikkatle dinlerim. İşte o kadar

Mikrodalga açısından

Cep telefonları teknolojinin insanlara sunduğu bir harika, bir mucize buluştur.

Mikrodalga ile çalışan araçlar ise;

-Televizyonlar (TEVE’ler-TİVİ değil) ile cep telefonlarıdır.

Şimdi de mikrodalgaların insan hücrelerine etkilerine bir göz atalım:

Mikrodalgalar, insan hücreleri üzerinde ısınma etkisi yapar. Hücreler sağlıklı ise bu etkilere karşı koyabilirler. Ama hücrelerin gözle görülmeyen  düşmanları vardır. Bunlar da virüslerdir. Vücuda giren virüs, ısınmakta olan hücreye etki etmeye başlar. Başarılı olursa hücrenin huyunu da değiştirebilir. Bu etki de kansere kadar yol alabilir.

Şimdi bu bilgilerden dolayı şu sorulara cevap aramak her anaya, babaya, eğitimciye, devlet adamına ve vatandaşa düşen bir borçtur.

-Yıllarca okumak alışkanlıktır dedik, sonunda okumanın bir bilinçli eylem olduğunu öğrendik. Hala alışkanlıklar diyenlerimiz var mı?

-Bir zamanlar ana ve babaların yavrularına her gece masal anlatmasının gerektiğini, kreşlerde, anaokullarında yaşatabiliyor muyuz?

-Her ders öğretmenin kentindeki il, ilçe, mahalle, köy kütüphanelerde bulunan kitaplardan branşıyla ilgili kitapları öğrencilerine bildirenlerin sayısı neden çoğalmıyor?

-Dershanelere cep telefonu ile girmeyi önleyenlerimiz var mı? Mevcudu az ise neden bunu çoğaltamıyoruz?

-Öğretmeni ders anlatırkan cep telefonuyla uğraşan öğrencilerimize bunun zararlarını anlatabiliyor muyuz?

-İnternetteki bilgiler, öğretmenin, yazarın işine daha çok yarar. Ama bir öğrenciyen genel bilgi verir. Bu uğraşı okumanın zevkini öğrenciye verebilir mi?

Sorulara devam etmiyorum. Sizler de ekler yapabilirsiniz. Ama mikrodalganın zararını öğrencilerinize iyice anlatamıyorsanız okumaktan nefret edenleri artırmış olmaz mıyız?

Yıllar sonra; düşünebilen bir insanımızın, okuyanlardan daha çok yararlı olacağına inananların arasında ben de varım diyorum. Bilime sarılıyorum!

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol