28.08.2016, 21:08 301

ŞÜKRÜ GÜMÜŞ ANLATILARINDA ÖZGÜN BETİMLEMELER

Muzaffer GÜNDOĞAR

Muzaffer GÜNDOĞAR

 28 Ağustos 1984 günü aramızdan ayrılan eğitimci yazar Şükrü Gümüş'ün vefatının 32. yılı nedeniyle kendisini rahmet, saygı ve özlemle anıyoruz.


Vadinin dumanı usuldan Samur Dağına ağrı ağmış, bölük pürçük havaya asılı kalmıştı birazı. Cıvıl cıvıl bir güneş açmıştı…
Parça parça duman ağmıştı Durugöl’ün üzerine.
Gelincik kırmızısı bir poşuya takılmış sürüyü süzüyordu alıcın dibinde. O yüzü, o kaş, gözü ansımaya çalışıyor, çıkaramıyordu bir türlü. Karmakarış etmişti usunda. Kime benzetse tutturamamıştı. Herkesten ayrı, herkesten üstün bir şeyler vardı onda.
Bir yandan da Seho’yu kurmuştu hep. Kaşını, gözünü, gülüşünü; gelincik kırmızısı poşusundan, yüzüne balkıyan tatlı kırmızılığı…
Nedir aydınlık gülüşü, kar dişleri, yüzü, gözünün bal sarısı; gülünce, söğüt yaprağı gibi yayılıp inceliveren dudakları usuna yer etmede, hiç mi hiç silinmemecesine kazınıp kalmıştı belleğinde…
Dudağında ıslık olup, bir sevda türküsü oturmuştu o günden sonra Zülfo’nun diline. Dağa taşa, ağaca kuşa, bir sevda türküsünü söylemişti ıslık ıslık…
Koyu bir mor tonunda gittikçe birbirine karışan dağlara baktı. Adını sanını bilip bulamadığı bir sürü dağ, doruk… Uçları kar, uçları kış, uçları birer ölüm tuzağı…
Bir düşüncedir aldı Zülfo’yu. Gözlerinin pırıltısı, bir donukluğa bıraktı yerini.
Ansızın bir çalı dibinde bir mantar bulmuş, bir kaya dibinde ilkyazın ilk çiçeğini, çiğdemini görmüş gibi apansız bulmuştu onu. Ve apansız görüp şaşıra kalmıştı. Nasıl olmuşsa alıç ağacının gündoğusundaki o kayanın dibindeki gözede yamaç yamaca gelivermişlerdi. Kaçmadan, yüzünü, gözünü sarmadan bakmış, akçacık dişlerini göstererek gülmüştü Seho. Zülfo’nun yüreği yerinde davul, o da gülmüştü. Bakıp kalmıştı öyle bir söze varamadan, varırsa ürküp kaçacağını düşünerek…
Bakracını doldurmuş, ürkek bir yaban kuşu gibi sekerek kaçmıştı sonra. Ağzının kıyısında yapışık bir gülümseme Zülfo’nun. Ardından sürükleyip götürmüştü aklını.
Oturup kalmıştı Zülfo öylece gözede. Aklı Seho’nun gözünde, kaşında; gülünce ince bir kıvrım olan dudaklarında, dişlerinin aydınlığında oturup kalmıştı.
Suskunluğuna, konuşmamışlığına hayıflanıyordu.
Bir hınzır gülüş yapışıp kaldı dudağına. Gürül gürül bir ıslığa durdu alıç ağacına yönelip.
Dereler sel seledir.
Uzaktan bir akbaba belirdi. Süzülüp çelik kanatlarıyla boşluğu biçti uçurumlaraca. Bir kayanın dibinde bir yaban lalesi toprağı yarıp çıktı. Bir keklik dişisine saldırdı hışımla.
Zülfo, Seho’yu ansıdı yine. Gözlerinin önüne geldi gülüşü, dişleri yüzü… hele de yüzünün suda aynalanışı kiraz kırmızısı…
Yüzünü yuyordu gözede. Seho’lu bir düşteydi. Az üst yana geçmiş, Seho’nun suda aynalanmış yüzünü görünce şaşakalmıştı. Karıştırmıştı düş hangisidir, gerçek hangisi. Seho’nun bakracını doldurup boşalttığını, oyalandığını ayrımsamıştı. Kaş altından kendisine baktığını hatta gülüverdiğini… Söze varmak için uygun bir başlangıç bulamadı Seho’ya yamaç. Gözü, Seho’nun suda aynalanışında, dudağında, dişinde.
Gözlerine baktıkça mutlanmış Zülfo. İçi bir Çorum halayında kabarıp kabarıp bir sevinç denizine kesmişti. Bakracını geri uzattığında her nasılsa et ete değmişler, bedenleri hoyrat bir ürpertide Yele tutulmuş bir asma dalı gibi titreyip durmuşlardı el elde. Suskun, ağız açıp söz edemeden yürekleri azgın bir çalkantıda, en doyulmazında hazların.
Daha sonra bir söze varamadan sekmiş, bir koşu sağımcıların arasına katılmıştı. Seho’nun yelde efil efil gelincik kırmızısı poşusunda, gözleri bakıp kalmıştı öyle.
“Düğümsüz bir ipe asılmaktasın kurban. Yolun yakınından dönsek iyi olur bu sevdadan.”
Şeyho, enginlere çadır kurmaz. Ağalarda beylerdedir gözü. Sürüyle davarda, keseyle altındadır. Bilmezsin zalimin zalimidir.”
Koyağın dumanı çekilmiş, domuzuna aydınlığa gömülmüştü koyak. Dağların karlı uçları elini uzatsan tutar bir yakına gelmiş, Zap’ın görüneni bir altın selidir. Balkıyıp göğe ağıyor ışık içinde. Homurdanıyor
(Katır) Kulo iniş aşağı hayli zorlanıyor, arada bir yan dönerek bulabildiği bir uğuntudan inmeye çabalıyordu. Arada bir kayıyor, dertop birkaç adım sürükleniyor, toplanıp yeniden yekiniyordu alışkın adımlarla.
Öbek öbek kar vardı dere ağızlarında. Zap’ın yanındaki yaban söğütleri, yaban elmaları yeşeriyorlardı. Alabildiğine yayılmış, şose yolun kimi yerlerini basmıştı. Zap, ürkünç bir kütürtüyle doldurmuştu koyağı. Akmıyor, sokurdanıyor say ki. Kudurgan bir yabanıl hayvan. Yana yöne saldırıyor.
Dağlar, dik yamaçlar, koyu uçurumlar, keskin sırtlar…
Küçücük sular, koca çay kesilmiştir şimdi.
Bir türkü oturdu dudaklarına. Türkü aldı uzaklara götürdü usunu. Bu türkü o türküydü… Dağa taşa, ağaca kuşa yele katıp üfürdüğü o türkü…
Hoş ne demek, bir dünya güzelidir. Eşi menendi yoktur yaratılmışlarda.
Çatılmış kaşları gevşemiş, Dudakları yamulmuş, bir gülüş oturmuştu ağzına. Akçacık dişleri çıkmıştı. Parlıyordu kar parçası.
Sekmişti sonra, bayır aşağı koşmuş sağımcılara katılmıştı gelincik kırmızısı poşusu yelde.
Döşüne bastırmış, küt küt atan yüreğiyle o da bir koşuya durmuştu… Biliyordu artık uyur uyanık düşünde gezdiği dünya güzelinin meyli kendisindedir.
Bir söze varamadan, yürekleri bir davul döğümünde bakışıp kalmışlardı.
Bakmış, ay doğarca gülüvermişti Seho.
Bakışmışlar sonunu getirememişlerdi sözün. Kütür kütür dudaklarını yemiş, bir söz bulup söyleyememişti Zülfo. Sevinci bir düğüm olup gırtlağına oturmuş, bakakalmıştı yüreği azgın bir koşuda.
Şeyho’yu düşünmüştü Zülfo. Sırtlan dişlerini, arada bir balkıyıp sönen çapraz fişekliğini, mavzerinin namlusunu… Avına çullanacak bir kartal örneği kabarmış kanatlarını, pençelerini düşünmüştü Şeyho’nun, daldı dalacak…
Görüp, üst ucunuza dikilmemiştir. “Ne istersin kızımdan ülen, aç ağzını, salavat getir!” dememiştir. Az üstünüzden geçmiştir. Benim burada dudağım yarılmıştır. Dönüp baksa görecektir.
Oğlum uşağım yoktur. Oğul bilmişim seni… Arı kadar bir kurşuna kurban gitmeden bu sevdadan vazgeçesin Zülfo…
Kalktıklarında dağların bir yanı gölgelenmeye durmuştu.
Kulo’yu bile keyiflendirmişti yolun düze çıkmış olması. Yol kıyısının uç vermiş otlarına sarılıyor, yeşillenmeye yüz tutmuş bodur ağaçların kızarmış fışkınlarına uzanıyor, arada bir kıç atıp cilveleniyordu.
SÜRECEK
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
parçalı bulutlu
banner364
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 15 39
2. Konyaspor 14 26
3. Hatayspor 15 26
4. Başakşehir 15 25
5. Fenerbahçe 14 24
6. Alanyaspor 15 24
7. Galatasaray 15 23
8. Karagümrük 15 22
9. Beşiktaş 15 21
10. Adana Demirspor 15 20
11. Sivasspor 15 19
12. Giresunspor 15 19
13. Kayserispor 15 19
14. Altay 15 18
15. Antalyaspor 15 18
16. Gaziantep FK 14 18
17. Öznur Kablo Yeni Malatya 14 13
18. Göztepe 14 11
19. Kasımpaşa 15 11
20. Rizespor 14 10
Takımlar O P
1. Erzurumspor 13 28
2. Ümraniye 14 27
3. Ankaragücü 14 27
4. Eyüpspor 14 27
5. Bandırmaspor 14 25
6. Samsunspor 14 22
7. Tuzlaspor 13 21
8. İstanbulspor 14 20
9. Kocaelispor 14 20
10. Gençlerbirliği 14 20
11. Boluspor 14 19
12. Adanaspor 15 19
13. Menemenspor 13 17
14. Manisa FK 15 17
15. Denizlispor 13 15
16. Bursaspor 13 14
17. Ankara Keçiörengücü 13 13
18. Altınordu 15 13
19. Balıkesirspor 13 7
Takımlar O P
1. Man City 15 35
2. Liverpool 15 34
3. Chelsea 15 33
4. West Ham 15 27
5. Tottenham 14 25
6. M. United 15 24
7. Arsenal 14 23
8. Wolverhampton 15 21
9. Brighton 15 20
10. Leicester City 14 19
11. Brentford 15 17
12. Crystal Palace 15 16
13. Aston Villa 14 16
14. Leeds United 15 16
15. Southampton 15 16
16. Everton 14 15
17. Watford 15 13
18. Burnley 14 10
19. Newcastle 15 10
20. Norwich City 15 10
Takımlar O P
1. Real Madrid 16 39
2. Sevilla 15 31
3. Real Betis 16 30
4. Atletico Madrid 15 29
5. Real Sociedad 16 29
6. Rayo Vallecano 16 27
7. Barcelona 15 23
8. Athletic Bilbao 15 20
9. Espanyol 16 20
10. Osasuna 15 20
11. Valencia 15 19
12. Mallorca 16 19
13. Villarreal 15 16
14. Celta de Vigo 15 16
15. Granada 15 15
16. Deportivo Alaves 15 14
17. Elche 15 12
18. Cádiz 15 12
19. Getafe 15 10
20. Levante 15 7

Gelişmelerden Haberdar Olun

@