29.02.2012, 00:00 130

SORUNU ÇÖZÜLMEYEN YALNIZ AZERBAYCAN DEĞİL KIBRIS'I DA UNUTMAYALIM !

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Pazar günü Taksim meydanında '' Hocalı Katliamı'' büyük bir katılımla telin edilirken, Kıbrıs'ı düşünmeden edemedim. Bunun bir nedeni de 18 Şubat akşamı Marmara Grubu Vakfı'nın davetlisi olarak Kıbrıs Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun yaptığı konuşmayı dinlememdi...

*     *     *

Daha önceki yazılarımda bahsettiğim gibi,1960'lı yıllarda Almanya'nın Hannover kentinde Kıbrıs ile ilgili verilen mücadelede ben de arkadaşlarımla birlikte ön saflarda birlikte hareket etmiştim.

1950'li yıllarda, neredeyse Kıbrıs da Girit gibi elden gitmek üzere idi...

Yunanlıların teşviki ile EOKA teşkilatı ve Kıbrıs Rumları adayı Yunanistan'a ilhak etmeyi istiyorlardı...  1950'de yapılan bir halk oylamasında katılan Kıbrıs Rum Halkının yüzde 96'sı ''ENOSİS'' istediğini belirtmişti. Enosis, Megali idea hedefi çerçevesinde Kıbrıs'ın Yunanistan'a bağlanmasını,ifade etmektedir.

Kelime anlamı ile İLHAK demek olan Enosis ilk Megali idea haritasının çizildiği 1791 yılından beri gündemde idi.

1956 yılından itibaren Türk ve Rum toplumu arasında gerginlik artmıştı.Sayın Denktaş’ın önderliğinde kurulan Türk Mücahit Teşkilatı, Kıbrıs Rumlarının bitmez tükenmez barbarlığı karşısında Kıbrıs Türklerine destek oldu ve korudu...

1958 yılında gerçekleştirilen ''Ya Taksim Ya Ölüm'' mitingleri İngilizleri bir çözüm için aramaya yönlendirdi. 1960 yılında,daha önce yapılan Zürich anlaşması da dikkate alınarak Londra anlaşması imzalandı.Bu anlaşmanın imzalanmasını merhum Başbakan Adnan Menderes ve merhum Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu'nun bir başarısı olarak değerlendirmek gerekir.

1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı Makarios ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Fazıl Küçük oldu.Kurulan bu Cumhuriyet, Rumların engellemesi nedeniyle yolunda ilerleyemedi ve gelişemedi.1962 yılında Makarios,Türklerin anayasal düzeni işletmediklerini,bu durumda yapılacak birşey olmadığını ve devlete işlerlik kazandırmak için anayasa değişikliği yapılması gerektiğini söylüyordu.Dr. Küçük ise Makarios'un kendisinin veto yetkisini kısıtlamaya çalıştığını,dış politika görüşmelerinde kendisine danışılmadığını açıklıyordu.

Kısa bir müddet sonra  Lefkoşa'daki Bayraktar ve Ömeriye camilerinde bombalar patladı...Olaylar gelişti ve 1963 yılında ''Kanlı Noel Olayları'' diye anılan saldırılar başladı. Zaman zaman hızı kesilse de kanlı olaylar hep devam etti.

15 Temmuz 1974 tarihinde,eski EOKA tedhişcilerinden Nikos Sampson,Rum Milli Muhafız Teşkilatı'nı yanına alarak,Başkanlık Sarayı'na saldırdı,hükümeti devirerek darbe yaptı ve adayı Yunanistan'a bağlamayı istedi...Makarios yurtdışına kaçtı... Bu olay bardağı taşıran son damla .Ve Türk ordusu 20 Temmuz 1974'de adaya çıktı... Benim de içinde bulunduğum Türk Hükümeti 15.11.1983 yılında ilan edilen ''Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti''ni tanıdı.

Kıbrıs sorununu çözmek için o günden bugüne kadar sayısız girişimler oldu,çok sayıda çözüm önerileri geliştirildi ama bir neticeye varılamadı... Ve sorunun çözümü mümkün olmadı... 2004 yılında Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan ''Annan Planı'' halk oylamasına sunuldu. Kıbrıslı Türklerin büyük bir çoğunluğu evet demesine rağmen Kıbrıslı Rumlar bir defa daha hayır dedi...

*     *     *

Sayın Eroğlu'nun yaptığı konuşmada söylediği,'' Hakiki anlaşmayı isteyen biziz, masada oturan ve hiçbir şeyi kabul etmeyen Rumlardır'' cümlesi işin esasını oluşturmaktadır.

''1964 yılında ortak devlet yerine Rumları muhatap kabul eden Birleşmiş Milletler kararı ve Rumların Avrupa Birliği üyeliğine kabulü Rumları cesaretlendirmiş olup olayı askıda tutmaya yönlendirmektedir'' diyen sayın Cumhurbaşkanı Kıbrıslı Rumların Annan Planından daha fazla taviz istediklerini açıkladı.Bu tavizler;Türkiye'den gelenlerin geri gitmesi,Kuzeyden Güneye göç eden 160 bin Kıbrıslı Rumun Kuzeye yerleşmesi ve daha fazla toprak verilmesi gibi önemli başlıkları içermektedir.

Kıbrıs Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, yaptığı konuşmada;''iki bölgeli iki kurucu devlet olarak ortak bir devlet kuralım'' dedikten sonra,'' Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'nin Avrupa Birliği Başkanlığını üstleneceği 12 Haziran 2012 tarihine kadar bir çözüm bulunamaz ise Kıbrıs görüşmeleri bitecektir'' şeklinde çok kesin bir ifade kullandı.Son olarak,'' Bir anlaşmaya yakın olduğumuzu söyleyemeyiz'' diyerek konuşmasını bitirdi.

*     *     *

Evime dönerken,ben de yurtdışı basınında Avrupa'nın şımarık çocuğu olarak değerlendirilen,fakat hiçbir zaman Avrupa Birliği,Beynelmilel Para Fonu ve Amerika tarafından yalnız bırakılmayan,iflas etmemesi için milyarlarca Avro ve Dolar yardım sağlanan Yunanistan'ın desteklediği Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'nin kolay kolay bir anlaşmaya yaklaşmayacağını düşündüm.

Lütfen sizler de Kıbrıs sorununa sahip çıkın ve yetişen evlatlarınıza “ENOSİS nedir?” anlatınız. Ayrıca Kıbrıs'ı da kaybetmemek için Girit'in nasıl kaybedildiği hakkında onları bilgilendiriniz.

İstanbul, 28 Şubat 2012

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
24°
parçalı bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 25 Eylül 2020
İmsak 04:59
Güneş 06:24
Öğle 12:37
İkindi 15:59
Akşam 18:40
Yatsı 19:59

Gelişmelerden Haberdar Olun

@