30.01.2019, 00:05 360

SIĞIRLAR AYNI YERDE OTLUYORLARDI

İsmail HABOĞLU

İsmail HABOĞLU

Öğretmen Nedim Çakmak’ın aşağıdaki yazısını HEP Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Erol Sayın Hocam göndermiş; taşı bunu köşene diye…

Okuduğum zaman inanın yüreğim kanadı

Nereden nereye geldiğimizi anlamanız açısından; aşağıdaki yazıyı, sonuna kadar okumanızı öneririm.

Hoş hiçbir yere gelmedik; hâlâ ve hâlâ aynı mekânda otlayıp duruyoruz; o da ayrı bir konu ya (neyse işte)…

* * *

“Daha yedi yaşlarında babamın çiftliğinde traktörle çift sürüyordum.

Traktör makine ve donanımlarına olan merakım daha o yaşlarda başlamıştı.

Öğretmen Okuluyla birlikte, Çınarlı Meslek Lisesi Radyo-Elektronik Eğitimi’nin gece bölümünü bitirdim.

Öğretmen okulunda öğrenciyken müdürümüz Tevfik Elmas'ın teşvikiyle, tarihte ilk defa Radyo-Elektronik kolunu kurdum.

19 yaşımda bir dağ köyüne atandığımda, bilgilerimi hayata geçirmeye can atıyordum.

O yıllarda Grundig marka transistorlu radyolar; dokuz yüz, öğretmen maaşı da dört yüz elli liraydı.

Yani bir transistorlu radyo, iki öğretmen maaşına, satılıyordu.

Atılmış radyo kondansatörleri, radyonun kalbidir, onu buldu mu, gerisini yapmak kolaydır! İzmir Çankaya Caddesinde elektronik hurdacıları vardı .

Hurdacıdan aldığım parçalarla bir radyo otuz liraya mal oluyordu .

Öğretmenlik yaptığım dağ köyünün, elinden marangozluk da gelen muhtarı İrfan, muhtarlık binasında bana yer verip bir de çalışma masası yaptı.

İşe koyulup radyo elemanlarını monte ettim.

En sona hoparlörü kalınca; muhtara, “Tut şu kablonun ucunu, hoparlörün dibine değdir” dedim.

Değdirdiği gibi oyun havaları patladı!

Ankara radyosu çalıyordu!

Muhtar radyoyu kapıp sevinçle dışarı fırladı:

“Öğretmenimiz radyo icat ettiii !” diye bağırarak köy meydanındaki kahvehaneye koştu.

Köylü merakla kahvehaneye doluşmuştu .

“Üleen dokuz yüz gaymelik iş, bu muymuş” deyip, dudak bükenler vardı.

Onlar, “Öğretmenimiz radyo icat etti “ dedikçe; ben, “ben icat etmedim, ben imal ettim, sadece…” diye uyarsam da; onlar, inatla, “hayır efendim, sen icat ettin…” diyorlardı.

Önce muhtara, sonra da köylülerime radyo yapmaya başladım.

Muhtar radyolara kutu yapıyor, hoparlör çıkışının deliklerini açıyordu. Kutunun yan tarafındaki kondansatör düğmesinden arama yapılıyor, tam net olmasa da istasyonlar da pekâlâ bulunabiliyordu.

Kimseden para da almıyordum ama onlar da çeşitli ikramlarla memnuniyetlerini gösteriyorlardı…

Radyoya kavuşmaktan dolayı herkes çok mutluydu.

* * *

Bir gün, bizim Uzun Memet, radyosunu ağaca asmış; bir yandan müzik dinler diğer yandan tarlasını sürerken; devriyede olan jandarma başçavuşu radyoyu görüyor.

- Nedir ülen bu?

- Radyo başefendi.

- Böyle radyo mu olur ülen?

- Öğretmenimiz icat etti.

- Neee, kaçak radyo yapmış haaa… Tut onbaşı , tut tutanağı!

Hemen oracıkta tutanak tutuluyor, tutulan tutanak kaymakamlık makamına iletiliyor.

O yıllarda öğretmenlerin, milletvekili gibi dokunulmazlığı vardı. Jandarma ya da polis karakoluna çağırılamazlardı. Milli Eğitim Müdürü ifade alır, gerektiğinde savcılığa sevk ederdi.

Milli Eğitim Müdürümüz Ahmet Bey, “öğretmenimiz bana bir uğrayabilir mi” diyecek kadar kibardı.

Yine öyle demiş.

Yanına vardım.

“Ne yaptın be öğretmenim…” dedi.

Yanıt vermedim.

“Durduk yere niye başını derde sokarsın?” dedi.

Yine yanıt vermedim…

Beni alıp kaymakama çıkardı ve “O muhteşem mucit bu efendim!” dedi.

Kaymakam da suçumu yüzüme tebliğ etti.

Radyoların yıllık vergisi vardı ve vergi kaçakçılığı nedeniyle radyo başına para cezası kesiliyordu.

İzinsiz radyo imal etmek de casusluk gibi bir şeydi ve sonu hapis cezasıydı.

Savcılığa sevk etmemek için; önce takdir edip, sonra bir sürgün cezası ile işi kapatarak, Ödemiş Bozdağlardaki Kızılkeçili Köyü’ne sürgün ettiler beni…

Soruşturma kapanmış ama yurdumun geri kalmışlığının yaraları kapanmamıştı.

Bahar aylarında Bozdağlar'a geldim; İsviçre gibi bir yer!

Karakeçili Köyü, Bozdağların tepesindeki son köy, buradan öteye sürülecek yer yok!

Köyü gezerken, içinde alabalıkların oynaştığı, dere boyunda terk edilmiş üç su değirmeni gördüm.

Elektriklisi çıkınca, bunların pabucu dama atılmış!

Birinde bir su var; insana çarpsa parçalar ama ne yazık ki boşa akıyor!

O yıllarda hiç bir köyde elektrik yok.

Hafta sonunu dar ettim.

İzmir Sanayi Bölgesinde Manisalı Ahmet Tütüncüoğlu’nu buldum. Derdimi anlatınca yardımcı olup, jeneratör için gerekli parçaları bulmamı sağladı.

Alternatör, voltaj aralığı sağlayan kolektör ve kondüktör, jeneratörün miline monte edilecek kayış ve tribün kanatlarını kaynak yapacağım değirmen çarkı.

Ahmet Bey, o iyi yürekli insan, hepsini köyüme kadar kendi cipi ile getirdi.

Bir kaç günde montajı tamamladım.

Köy kahvesine, okuluma, camiye ve köy meydanına kılavuz aydınlatma için kablolar çektim. Açılış için akşam karanlığını seçtim.

Köylü merakla toplanmış bakarken, suyun kapağını açınca, ortalık gündüz gibi aydınlık oldu. Suyun gücü, neredeyse on beş köyü aydınlatacak elektriği üretebilirdi.

Köylü sevinçten çığlık atıyordu.

Köylülere, “sakın ola ki hiç kimseye, bunu, öğretmenimiz icat etti gibi şeyler söylemeyin; başıma iş açarsınız” diye sıkı sıkı tembih ettim.

O gece devreyi hiç kapatmadım, nasıl olsa bedavaydı!

Sabaha kadar efeler zeybek oynadı…

Kimi duayla, kimileri rakı içerek karanlıktan kurtuluşu kutladı.

Mutluluğumuz iki gün sürdü.

İki gün sonra basıldık. İlçe jandarması tüm köyü basmıştı.

“Emir aldık, sökün bunları yoksa fena olur…” dediler.

Söktük.

Kasabaya indim ve “Sizin mevzuatınıza da, palavra eğitiminize de....” diyerek istifamı verdim

Oradan denizlere açıldım.

Önce telsiz ve güverte vardiya zabitliği, ardından süper tanker süvariliği..

Tüm dünyayı dolaştım.

Yıllar sonra memlekete döndüğümde gördüm ki; değişen hiçbir şey yok.

Sığırlar yine aynı yerde otluyorlardı .”

* * *

Çakmak Öğretmen bunları ne zaman, hangi yılda yaşamış, bilmiyorum. Sanırım. 50’li yıllarda olmalı…

50’li ve 60’lı yıllarda o kadar çok benzeri olay yaşandı ki; insanımızın keşfetme, bulma, üretme ruhu köreltilip, insanlarımız asalaklaştırıldı.

O günlerden bugünlere değişen bir şey var mı?

Bana göre yok.

Hâlâ ve hâlâ aynı yerde otluyoruz.

Yazarın Özel Notu. Dünkü, Dağdaki Çobanın Oyu adlı yazımda geçen zatın unvanı; “Dönemin ANAP Bolu Milletvekili Aday Adayı” değil; “Dönemin MSP Bolu Milletvekili Aday Adayı” olacaktı. Düzeltir, özür dilerim…

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
-2°
kapalı
banner364
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 21 50
2. Konyaspor 21 42
3. Beşiktaş 22 35
4. Hatayspor 21 35
5. Başakşehir 20 34
6. Adana Demirspor 22 34
7. Fenerbahçe 21 33
8. Alanyaspor 21 32
9. Gaziantep FK 21 31
10. Sivasspor 21 30
11. Karagümrük 22 30
12. Kayserispor 21 28
13. Galatasaray 21 27
14. Giresunspor 21 25
15. Antalyaspor 21 23
16. Göztepe 21 21
17. Kasımpaşa 21 21
18. Altay 21 18
19. Rizespor 21 18
20. Ö.K Yeni Malatya 21 15
Takımlar O P
1. Ümraniye 20 42
2. Ankaragücü 20 42
3. Erzurumspor 20 38
4. Eyüpspor 20 36
5. Bandırmaspor 20 33
6. İstanbulspor 20 33
7. Adanaspor 20 32
8. Samsunspor 19 30
9. Tuzlaspor 20 27
10. Gençlerbirliği 20 26
11. Manisa Futbol Kulübü 20 25
12. Boluspor 19 24
13. Kocaelispor 20 24
14. Keçiörengücü 20 23
15. Menemen Belediyespor 20 23
16. Altınordu 20 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 20 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 22 56
2. Liverpool 21 45
3. Chelsea 23 44
4. West Ham United 22 37
5. Arsenal 20 35
6. Tottenham 18 33
7. M. United 20 32
8. Wolverhampton Wanderers 20 31
9. Brighton 21 29
10. Leicester City 18 25
11. Crystal Palace 21 24
12. Southampton 21 24
13. Aston Villa 20 23
14. Brentford 21 23
15. Leeds United 20 22
16. Everton 19 19
17. Watford 19 14
18. Norwich City 21 13
19. Newcastle 20 12
20. Burnley 17 11
Takımlar O P
1. Real Madrid 21 49
2. Sevilla 20 44
3. Real Betis 21 37
4. Atletico Madrid 20 33
5. Real Sociedad 20 33
6. Barcelona 20 32
7. Rayo Vallecano 20 31
8. Villarreal 21 29
9. Athletic Bilbao 21 28
10. Valencia 20 28
11. Espanyol 21 27
12. Osasuna 20 25
13. Granada 20 24
14. Celta Vigo 20 23
15. Elche 21 22
16. Mallorca 20 20
17. Getafe 20 18
18. Deportivo Alaves 21 17
19. Cadiz 21 15
20. Levante 20 11

Gelişmelerden Haberdar Olun

@