12.09.2011, 00:00 224

SEVİM ABLAMIN ANLATTIĞINI KAYIT ETMEDİĞİM İÇİN ÜZGÜNÜM !

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Teyzemlerle biz ayrılmaz iki aile idik. Zamanımızın çoğunu birlikte geçirirdik. Bu birlikteliğin esas zevkini Sevim ablamın babası öğretmen ağabeyim Osman Özkan ile babam çıkarırdı. Onlar için özel olarak kurulan masada her ikisinin zevkle içtiği rakı da bulunurdu. İlerleyen saatlerde içki zaman zaman neşe getirse de bazen de öğretmen ağabeyimi hüzünlendirirdi. İşte böyle anlarda kemanını eline alan öğretmen ağabeyim, ''Sarı Kız'' diye bir şarkı söylerdi. Söylerkenki sesinden kendisinin üzüntüsü çok açık bir şekilde hissedilirdi...

Bu şarkıyı yıllarca dinledim ama öğretmen ağabeyimi neden böyle hüzünlendirdiğini hiçbir zaman soramadım.1956 yılında Almanya'ya gittiğim için böyle güzel akşamları daha fazla birlikte yaşama imkanım olmadı.

Diğer taraftan Babamın 1958 yılında vefatı bu güzel birlikteliği sona erdirdi. Bacanağının erken yaşta kaybı Öğretmen ağabeyimi de üzdü.Hiçbir zaman daha sonra kurulan masalarda aynı neşeli hava olmadı. Ben 1968 yılında Almanya'dan döndükten kısa bir müddet sonra torunu Serdar'ı Galatasaray Lisesi'nde okutmak için İstanbul'a taşınan Öğretmen ağabeyimi 1969 yılında kaybettik..

Teyzem ve daha sonra İstanbul'a taşınan Sevim ablam ve Rıza ağabey İstanbul'a ziyarete gelen  ailemizin  tüm mensuplarını kucakladılar ve aynı sıcaklıkla misafir ettiler. 1977 yılında annemin vefatı üzerine bilhassa teyzem benim ve çocuklarım için candan bir anne oldu.

Bundan bir yıl önce Sevim ablama öğretmen ağabeyimin ''Sarı Kız'' şarkısını söylerken neden hüzünlendiğini sordum.Meğerse bu şarkının arkasında romanlara konu olabilecek bir aşk hikayesi yatıyormuş...

Öğretmen ağabeyimin sevdiği ve sarı kız ismini verdiği bir arkadaşı varmış...Her ikisi de birbirleri çok seviyorlarmış ve evlenmeyi istiyorlarmış...İstanbullu olan kızın babası ise böyle bir evliliğe ve kızını Anadolu'ya göndermeye karşı imiş... Adam ne yapmış etmiş ikisinin haberleşmesine engel olmuş...Zaman içinde ikisinin bir araya gelmesini de engellenmiş... Ve ayrılık kaçınılmaz olmuş...

İşte unutulmayan bu aşk zaman zaman hatırlanmış ve kemanın tellerinden gelen melodi ve hüzünlü bir ses ile yıllarca söylenmişti... Bu sene Portekiz'de hüzünlü Fado melodilerini dinlediğimde Öğretmen ağabeyimi hatırladım...  

Bu hikaye'yi ve Sevim ablamın Cumhuriyetin ilk öğretmenlerinden ve Çorum Albayrak İlkokulu Başöğretmeni babası Osman Özkan'ın tüm yaşamı ile ilgili anlatılarını not etmeyi çok istedim. Ne yazık ki bugün yarın derken Sevim ablamın erken gelen beklenmedik ölümü belki de bir roman olabilecek bu anlatıları kayıt etmemi engelledi. Şu anda bunu yapamadığım ve ertelediğim için büyük bir üzüntü içindeyim.

Değerli okuyucularım sizlerin de çok sevdikleriniz vardır. Eminim ki onların bir bir gitmesi sizleri de etkiliyordur.Ölümün gelişini bilemiyoruz...Bugün yarın derken hatıraları bir yere kayıt etmeyi ihmal ediyoruz.Çoğumuz bırakın hatıraları kayıt etmeyi köklerimiz hakkında yaşlılarımıza birşey sormuyoruz. Sonra da bunları neden yapmadık diye hayıflanıyoruz...

Allah, Sevim ablamın ve tüm sevdiklerimizin makamını cennet eylesin.

Bodrum-Dörttepe, 11 Eylül 2011

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
21°
az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 18 Eylül 2020
İmsak 04:52
Güneş 06:17
Öğle 12:39
İkindi 16:07
Akşam 18:52
Yatsı 20:12

Gelişmelerden Haberdar Olun

@