07.01.2014, 01:46 1398

“SERÇE KADAR YÜREĞİN, GÖKYÜZÜ KADAR SANCISI VAR”

Başlıktaki söz bir internet iletisinden.
Küçükken bize, herkesin kalbi kendi yumruğu kadar derlerdi. Biz de, minnacık ellerimizi yumruk yapıp, çocuk aklımızla kalbimizin boyutunu görmeye çalışırdık. Büyüyünce öğrendik ki; kadın-erkek kalbi ortalama 250-300 gram ağırlığında, vücudun başka organ ve dokularına kan pompalayan organmış.
Ama bizler, yüreğe bedendeki işlevi ve ağırlığıyla ölçülemeyecek büyüklükte bambaşka yükler ve anlamlar yüklemişiz. Yaşam boyu bu küçücük organ, bizim duygusal yüklerimizden çok çile çekmiş. Hem derdimiz, hem de dermanımız olmuş. Yaşamımızda iyi, doğru, güzel ne varsa bunları aklımızın zaferi olarak görmüşüz. Düş kırıklıkları, duygusal savrulmalar, sevgi yanılsamaları, aşk acıları, ezber bozan topluma aykırı ne varsa yüreğe yüklemişiz. Kalp; bedenin asi, söz dinlemeyen organı, akılla hep çatışan suçlu organ olmuş. Bizi, yüreğin teslim aldığı zamanlar, toplumun yazılı olmayan kurallarına karşı çıktığımız zamanlar olmuş hep. Bu arada duygusal bir toplum olduğumuz için, beyin denilen yapıya, aklın işleyişine pek de yüklenme olmaz. Beyin bu işlerde neredeyse suçsuz kalır. Biz yaşamda doğru seçimlerimizi aklımızla yaptığımızı düşünür, övünür, yanlış kararlarımızda ise, yüreğimizi suçlarız. Yürek ne tarafa gitse, neyi seçse günah keçisidir. “Ah yüreğim ah” deriz. “ah benim aklım” dediğimiz olaylar hep duygusal konuların dışında kalan konulardır. Yürek denilen, serçe kadar organ, bazen de gökyüzünün bütün dertlerini sırtlanır. Duyguların sorumlusu saydığımız yürek aslında yaşananlar karşısında bizi şaşırtan organdır. Hem yumuşak, kırılgan hem de taştır, kayadır sanki… Durdu, artık canlanamaz, dediğimiz yürek küçüklüğünden umulmayacak kadar çok, kederi, acıyı, ölümleri, zulümleri, kayıpları aşar ve yeniden, yeniden yoluna devam eder. Bazı insanların yüreği sadece kendisi ve sevdikleri için sancı çekmez. Bazen yaşadığı kent, ülke, dahası dünya insanları için sancılanan yürekler vardır.
Gökyüzü; “sonsuzluk, umut ve gelecektir.” Gökyüzünün altında yaşanan tüm olumsuz olayların acısını yüreğinde hisseden büyük yürekler vardır. Bu yüreklerin yaşadıkları dönemde doğru anlaşılmaları çoğu zaman mümkün olmayabilir. Ama tarihin yönünü de toplumun değişimini de bu büyük yürekler değiştirmiştir. İnsanlık; bugün olumlu ne varsa gökyüzünün altında yaşanan sorunları yüreğinde hissedip mücadele veren insanlara borçludur. Tarih, toplum bu yüreklerin önünde süreç içinde eğilmek zorunda kalır.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
25°
açık
banner303
Namaz Vakti 05 Ağustos 2020
İmsak 03:53
Güneş 05:34
Öğle 12:51
İkindi 16:43
Akşam 19:58
Yatsı 21:32

Gelişmelerden Haberdar Olun

@