ÖN SÖZ
Edirne’deki muhteşem Selimiye Camii, atalarımızın bize bıraktığı az sayıdaki şaheserlerden biri ve belki en güzelidir. “Az sayıda” diyorum; çünkü 600 yıllık Osmanlı İmparatorluğundan bize kalan şaheser sayısının, Roma İmparatorluğundan kalanlardan daha az olduğunu görüyorum. Üstelik çoğu da bugünkü vatanımızın hudutları dışında kalmış bulunuyor. Kastettiğim sadece camiler değil, saraylar, kamu yapıları, okullar, kültür yapıları, yollar, parklar, köprüler vs vs.
Bu üzücü tesbite bir ilave daha yapayım: Günümüzde, Selimiye, Süleymaniye, Sultanahmet gibi ata yadigârı şaheserlerin benzerleri inşa edilmektedir. 500 yıl öncesinin teknolojisi ile yapılmış bu özgün sanat eserlerinin, bu günün tekniği ile taklit edilmesini, mühendislik ve sanat adına utandırıcı buluyorum.
Bu nahoş tesbitleri bir tarafa bırakıp, şimdi Selimiye’ye ait 3 rivayete dönüyorum:
1.NARGİLE İLE AKUSTİK KONTROLÜ
Büyük dahi Koca Sinan, inşa halindeki caminin içinde fokur fokur nargile içermiş. Padişaha ihbar etmişler bunu. (O zaman da ihbarcımız çokmuş) Padişah, hışımla gelmiş, Sinan’ı suç-üstü yakalamış. Sinan, bu eyleminin, caminin “akustik denetimi” olduğunu söyleyerek Padişahı ikna etmiş.
İnşa ettiği caminin, kubbe altı duvarlarına 120 adet “akustik çömlek” yerleştirerek, bu bilimsel konuda da yüceliğini göstermiş olan Sinan’ın, nargile ile akustik test yaptığına ve bunu Padişaha yutturduğuna inanmak mümkün değil! Bu hem Sinan’ın dehasını anlayamamak,hem de Padişahı aptal yerine koymaktır.
2.EĞİK MİNARENİN DOĞRULTULMASI
İnşaat sırasında bir çocuk, yükselmekte olan minareye bakarak “Sinan amca, bu minare eğri” demiş. Koca Sinan, kalabalık seyirci huzurunda, bu minareye halat bağlatmış, çocuğun işaret ettiği yönde çektirerek eğikliği düzeltmiş..
Bu rivayeti nasıl yorumlayalım:
Ya, eğik minare kavramının kalıcı olmasını önlemek, yahut da cahillikle alay etmek..
3.TERS LALE MOTİFİ
Caminin içinde, ortalarda, tabandan 2,5 m yükseklikte, şirin bir ahşap platform “müezzin mahfili” vardır. Fevkalade sanatkârca yapılmış ahşap işçiliği, nakkaşlık örneğidir. 20 cm kadar kenarlı, kare kesitli, küçük kolonlarının birinin üzerinde, yere yakın bir noktada mermerden oyma bir lale motifi vardır. Çiçeği aşağı doğru sarkık olduğundan ters lale denmiş. Rivayete meraklı herhangi bir kişi, size hemen bu küçük kabartmayı göstererek hikâyesini anlatmaya başlar. Size kalsa büyük ihtimalle görmeden geçecektiniz bunu. Rivayet şu; Caminin inşaatı için seçilen alan, bir Hıristiyan veya Yahudi hanım ağaya ait gül bahçesi imiş. Bahçesini terketmeye çok güç ikna etmişler. Bu ters laleyi Sinan, boynu bükük giden yaşlı kadının anısına yapmış.
Bu rivayet hoş ama, bir hakikat var ki, bu müezzin mahfili oraya Sinan’dan 140 yıl sonra yaptırılmış.
Yukarıda arzettiğim 3 rivayet; bizde, genel olarak, muazzam hakikatler yanında böyle küçük ve boş rivayetlere ne kadar çok rağbet edildiğini göstermiyor mu?
25.1.2016
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner155