Sokakta karşılaşan iki kişi arasında çok kısa bir merasim olur. Bu merasimin şekli ve sözü milletlere göre değişir. Bu merasim nezaketin ilk basamağıdır. Kişilerin birbirine karşı duyduğu sevgi ve saygının bir ifadesidir. Hatta insan olmanın gereğidir, diyebiliriz. Çünkü bu canlılar arasında sadece insana has bir davranıştır. Bu merasimin adı İslam'da “Selamlaşmak” tır. Selam vermeye veya selam almaya üşendiğimiz zaman bunu hatırlayarak insanlığımızın gereğini yapmalıyız.
Selam: Sevginin, saygının ve muhabbetin ifadesi ve hayır dua demektir. Selam, İki Müslüman’ın karşılaştıklarında veya ayrıldıklarında birinin diğerine “Esselamü Aleyküm” veya Selamün Aleyküm” demesidir.
Kişi bu şekilde selam vererek karşısındaki şahsa “ sıhhat ve afiyet sizin üzerinize olsun, dünya ve ahirette selamette olasınız, ömrünüz uzun ve sonu hayırlı olsun, benden sizin malınıza canınıza ve namusunuza zarar gelmez, benden emin olabilirsiniz” dediğinde, diğerinin de “ ve aleyküm selam” diyerek selamını almak suretiyle oda karşısındakine “Bana ettiğin bu güzel dualar senin de üzerine olsun, benden de senin malına, canına ve namusuna zarar gelmez, sen de benden emin olabilirsin” diye söylemiş olur.
Yunus Emre’miz bunun için “Biz dünyadan gider olduk, kalanlara selam olsun, Bizim için hayır dua edenlere selam olsun dememiş midir? Görüldüğü gibi selam lafzı gayet mücmel (kısa) ise de, manası çok mufassal (kapsamlı) olduğundan en kolay bir dini merasimdir.
Müslümanların birbiri ile karşılaştıkları zaman selamlaşmaları yüce yaratanımızın da emridir.
Nitekim Ulu Allah(C.C) Nisa süresinin 86. ayet-i kerimesinde mealen;
“*Ey müminler! Eğer size diğer müminler tarafından selam verilirse, siz de onlardan daha güzel bir tarzda selam alın. Veya en azından verilen selamın aynı şekilde karşılık verin. Şüphesiz ki Allah her şeyin hesabını hakkıyla arar.” buyurmaktadır.
Ayet-i kerimede yer alan selamın daha güzeli “Esselamü Aleyküm” diyeni “Aleyküm selam ve rahmetullah, Esselamû aleyküm ve rahmetullah” diyeni de “ ve aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü” diyerek selamlamaktır. Bu ve benzer ayetlerde emredildiği gibi Müslüman’ların daima daha insancıl ve daha nezaketli davranış göstermeleri gerekir.
Mesela selam veren kimseye daha candan, daha samimi daha güleç ve daha güzel, veya en azından onunki kadar güzel karşılık verilmelidir. Çünkü kaba ve nazik olmayan hal ve hareketler insanları birbirinden uzaklaştırır. Halbuki bil hassa günümüzde olduğu gibi insanlar arası ilişkilerin gergin olduğu dönemlerde, bu güzel davranışlar kat kat daha gerekli ve daha önemlidir.
İslam dini insanlar arasındaki sosyal ilişkilere büyük önem vermiş, bu konudaki sorumlulukları açık ve net bir şekilde ortaya koymuştur. Selamlaşmada bu insanı vazife ve İslami görgü kurallarından birisi ve en önemlisidir.
Toplu halde yaşayan insanların yolda, evde, iş yerinde ve camide Müslüman’a karşı dua ve güzel temennisi selam vermektir.
“Buhari” ve “Müslim” isimli hadis kitapların da yer aldığına göre selamlaşmanın tarihi çok eskidir. Cenab-ı Allah Hz. Adem’i yaratınca, kendisine: “Git de şu oturmakta olan meleklere selam ver. Sana verecekleri cevabı selama da dikkat et, Çünkü o, senin de senden türeyecek insanların da selamı olacaktır.” buyurdu.
Adem (AS.) gitti meleklere, “ Esselamü aleyküm “ dedi.
Melekler de “ esselamü aleyke ve rahmetullah “ diye cevap verdiler.
Selam vermek meleki bir haslettir. İbrahim (a.s.)’ a gelen meleklerde ona selam vermişlerdir. Selam veren Müslüman meleki bir iş yapmış ve melekleri memnun etmiş olur. Cebrail (a.s.) da, Resulullah Efendimiz aracılığı ile Hz. Aişe validemize selam göndermiş, Hz.Aişe validemiz de duyunca, “Ve aleyküm selam ve rahmetullah-i ve berakatühü” diye mukabelede bulunmuştur.
İnsanlar Allah’ın emirlerinden uzaklaşınca; imanın şartlarını, İslam’ın şerefini ve selamın önemini, hatta selamın lafzını ve anlamını unuturlar. Halbuki selam Allah’ın mübarek isimlerindendir. O nedenle selamlaşan kişiler birbirlerine; hem iltifat etmiş, hem dua etmiş ve hem de Allah’ı zikretmiş olurlar.
Bu nedenle selamın yerini; bel eğmek, baş kesmek, el kaldırmak, şapka çıkarmak hello, bay bay, cav cav, çûs demek suretiyle güya selamlaşmanın hiç birisi tutamaz. O nedenle gayri Müslimlerin ve başka milletlerin bu ve benzeri güya selamlaşmalarına özenmek, Allah’ın emredip öğrettiği kendi selamımızı unutmak hiç doğru değildir. Madden ve manen büyük kayıptır.
Selam vermek sünneti kifaye, almak ise farz-ı kifayedir. Selam veren bir sünnet işlemiş olduğu gibi, bir farzın yapılmasına da sebep olduğundan selamı alandan daha üstündür. Bu nedenle hadis-i şerifte “ insanların Allah’a göre en hayırlısı (elverişlisi) selama ilk başlayandır” buyrulmuştur. (Ebu Davut)
Selam; hem peygamberimizin ve hem de diğer peygamberlerin sünnetidir. Cenab-ı Hak Kuran-ı Kerimde ondan fazla yerde kullarına selam vermektedir. “Ehli iman Rablerine kavuştuklarında da Allah onları selam İle karşılayacaktır.” (Ahzap süresi 44)
Selamla ilgili olarak sevgili peygamberimizin de, müteaddit hadis-i şerifleri vardır. Nitekim bir hadisi şeriflerinde mealen “ İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de tam imana kavuşamazsınız. Size bir şey göstereyim mi ? onu yaparsanız sevişirsiniz ( yanı bir birinizi seversiniz). Aranızda selamlaşmayı çok yayınız” (Müslim)
Başka bir hadislerinde ise “ Müslüman’ın Müslüman üzerinde beş hakkı vardır. Bunlar; Selamına cevap vermek, hastasını ziyaret etmek, cenazesinde bulunmak, davetine gitmek ve aksırıp –Elhamdülillah deyince- “ yerhamükallah-u ( Allah sana rahmet etsin) diyerek cevap vermektir.”(Buhari-Müslim)
Diğer bir hadislerinde de “selamlaşmayı aranızda çok yayınız, yemek yediriniz, akrabalık vazifelerinizi hakkıyla yapınız, halk uyurken kalkıp namaz kılınız, selam ve selametle cennete giriniz” buyurmuşlardır. (Tirmizi)
İnsanların güler yüzlü tatlı sözlü olması kalpleri birbirine perçinler. Selamlaşmak karşılıklı sevgi saygı ve muhabbeti artırır, kuvvetlendirir. Karşılaşan iki mümin önce selamlaşmak sonra konuşmalıdır. Nitekim” selam kelamdan öncedir.” Buyuran peygamber efendimiz, bir hadislerinde mealen “ Üç şey kardeşine karşı olan sevgini halis kılar, karşılaştığında selam vermen, bir mecliste ona yer göstermen ve onu isimlerinden en sevimlisi ile çağırmandır.” Buyurmaktadır. (Tabaranı)
Selamlaşmanın keyfiyetine gelince,
Selam vermek sünnet, almak vaciptir. Diyenler olduğu gibi, selam vermek sünnet, almak farzdır diyenlerde olmuştur.
Kimler kimlere selam vermelidir:
Genel olarak binekti olanlar yaya olanlara, yürüyenler-oturanlara, azlık-çokluğa ve küçüklerde büyüklere selam verirler.
Selam evde bereketi sağlar. O nedenle insan evine girdiği zaman eşine ve çocuklarına ve ev halkına selam vermelidir. Eğer evde kimse yoksa yine de eve selamla girmelidir.
Dinimizde; din kardeşimize üç günden fazla küs durmak haramdır. Küs ve dargın olarak bir yıl durmak, karşı tarafın kanını dökmek gibidir. Nitekim Peygamberimiz bir hadislerinde mealen “ Müslüman”ın Müslüman’a üç günden fazla küs durması haramdır,” Başka bir hadislerinde de “ Bir kişinin mümin kardeşinden bir yıl küs durması, kanını dökmek gibidir,” buyurmuşlardır.
Selam; küslük ve dargınlık sebebiyle, kalplerini biri birine kapatmış olan kişilerin kalplerini açacak yegâne anahtardır. Hatta barışmak İçin selam vererek İlk adım atan sevabın yüzde doksanını alır. o nedenle selamlaşmada önce selam vermek önemlidir. Peygamber efendime bu konuda mealen “ Allah katında insanların en iyisi selamı ilk verendir.” Buyurmuştur, Hatta karşılaşan iki kişiden önce hangisi selam versin ya Rasülallah diye sorunca ”önce selam veren Allah’a daha yakındır” diye cevap vermiştir. Onun için halk arasında da selam kelamdan öncedir” derler.
Karşılaştığımız kişilere; tanıyalım veya tanımayalım selam verelim. Çünkü selam vermek, açı doyurmak ve insanlarla okşayıcı, hoşa giden, latif ve yumuşak kelimelerle hitap etmek dinimizin emridir.
Kimlere selam verilmez:
Cuma ve bayram namazlarında hutbe okunurken, okuyana ve dinleyenlere, hadis rivayet edilen mecliste okuyan ve dinleyenlere, ilmi ders yapılırken öğreten ve öğrencilere selam verilmez.
Ezan okunurken ve kamet getirilirken selam verilmez, Helada olanlara, hamamda tesettüre riayet etmeyenlere selam verilmez, içki içene İçerken, kumar oynayana da oynarken selam verilmez.
Selam kişilerin arasındaki küslük, dargınlık, düşmanlık, kin ve buğuz hastalıklarını gideren, karşılıklı sevgi, saygı, hürmet ve muhabbet duygu ve düşüncelerini ikame eden dini bir merasimdir. Bu merasim, Allah’ın emri ve peygamberin sünnetidir. Uygulanması ile sevap kazanılır. Hem de yaşanılan toplumun birlik, beraberlik ve huzur ortamına kavuşmasına sebep olunur. O halele karşılaştığımız kişilere selam vererek bu insanlık görevini yapalım. İhmal etmeyelim.
İzmir’den Selam, saygı ve dua ile.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol