İnsanlar için en değerli şey candır. Milletimiz için candan daha aziz olan bir şey daha vardır, o da vatandır, vatan uğruna şehitlik ve gaziliktir.

Dini, vatanı, milleti ve devleti için savaşan ve hayatta kalmayı başaran kimseye gazi, bu uğurda can veren kimseye ise şehit denir. Şehit ve gaziler yılmadan, gözünü hiçbir tehlikeden esirgemeden, kutsal değerlerimiz için çarpışmışlar, ölüm pahasına düşmanla savaşmışlar, vatanımızın bağımsızlığı, bölünmez bütünlüğü ve milletimizin özgürlüğü için seve seve canlarını ortaya koymuşlardır.

Din, vatan, millet ve istiklal uğruna şahadet şerbetini içip bu fani âlemden göçenler, ölerek ölümsüzlüğe kavuşanlardır. Allah katında peygamberlikten sonra en yüksek mertebeyi kazanan bahtiyarlardır. Onları, aramızdan ayrılmaları nedeniyle ölü sanıyoruz. Oysa onlar ölmüş değillerdir. Bizim mahiyetini bilmediğimiz bir hayat ile yaşamaktadırlar. Nitekim Yüce Allah Bakara suresinin 154. ayetinde “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Bilakis onlar diridirler, lakin siz anlayamazsınız.” buyurmaktadır. Ali İmran suresinin 169-170. ayetlerinde de “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler. Allah’ın lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar.” buyurmuştur.

Sevgili peygamberimiz Muhammed (s.a.v) de bir hadisi şeriflerinde uhut şehitleri için “Uhut şehitlerinin ruhlarını Yüce Allah bir takım yeşil kuşların içlerine koymuştur. Bunlar cennet ırmaklarından içerler, meyvelerinden yerler, sonra bu kuşlar arşın gölgesinde asılı bulunan altın kandillere konup ötüşürler. Şehit ruhları artık böyle mutludurlar ve “Bizim bu cennetteki halimizi dünyadaki kardeşlerimize kim bildirir ki, onlarda bilsinler de cihattan (savaştan) çekinmesinler.” derler buyurmuştur.

Sevgili peygamberimiz (s.a.v.) bir hadisi şeriflerinde “Allah yolunda yaralanan herhangi bir kişi, kıyamet gününde yarasından kanlar aktığı halde gelir. Rengi kan rengi, fakat kokusu misk kokusu gibidir.”

Diğer bir hadislerinde de “İki göz vardır ki onları cehennem ateşi yakmaz. Birisi Allah korkusundan ağlayan göz, diğeri ise gece nöbet bekleyen göz “ buyurmaktadır.

Sevgili peygamberimizin şehitlik ve gazilik hakkındaki bu hadisi şerifleri şehitlik ve gaziliğin değerini yüceltmiş ve “Ölürsem şehit kalırsam gazi “ düsturunun ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu düsturu çok iyi benimseyen milletimiz evladını askere gönderirken “Haydi oğlum haydi git, ya gazi ol ya şehit “ demektedir.

Askere giden Mehmetçik ise, “Yılmam ölümden yaradan askerim. Orduma gazi dedi peygamberim. Bir dileğim var ölürüm derim. Âmin desin hep birden yiğitler, Allahu ekber gökten şehitler, Âmin âmin Allahu ekber” diyerek vatan müdafaasına koşmaktadır.

Yüzlerce şehit verdiğimiz 15 Temmuzun yıl dönün yaklaştığı şu günlerde, vatanımızın bağımsızlığı ve bölünmez bütünlüğü için uçaklara, tanklara ve toplara karşı koyarak aslanlar gibi can veren şehitlerimizi ve başından buyana bu din, bu devlet ve bu millet için canını sebil ederek şehit olanları rahmetle ve minnetle analım, millet olarak onlara saygı ve hürmette kusur etmeyelim. Şanlarına layık bir hayat sürmeleri için gazilerimize de her türlü imkânı sağlayalım.

Ne mutlu vatanı ve milleti için çarpışanlara,

Ne mutlu şehitlik ve gazilik rütbesine ulaşanlara.

Ne mutlu ailesinde şehidi olanlara.

Ankara’dan selam, sevgi, saygı ve dua ile.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol