Dünyada insanın değer verdiği kıymetli şeyler vardır. Mal mülk, çoluk çocuk, para, eş dost ve sevgili gibi. Ama insan için bunlardan öte bunlardan aziz bir şey daha vardır. O da candır. O nedenle “Canandan can yakındır.” demişlerdir. Canan tüm sevgililer, can ise insanın varlığıdır, benliğidir, kendisidir.

Büyük milletimiz için candan da aziz bir şey daha vardır, o da “vatan” dır. Evet bizim için, candan aziz olan canan, “vatanımız” dır. Şairin dediği gibi “Toprak eğer uğrunda ölen varsa Vatandır.” Cennet Vatanımız Anadolu, uğrunda yüz binlerce kahraman koç yiğidin öldüğü, toprağı şehit kanıyla sulanmış, hududu şehit kemikleri ile çizilmiş, eşsiz bir coğrafya parçasıdır. Bu sebeple “Anayurt” olmuştur. Bu yüzden Vatanımızın toprağı kan kokar, altında nice yiğitler kefensiz yatar, neresini kazarsanız kemik çıkar. Onun için şair “Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda” ve “Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı, düşün altında binlerce kefensiz yatanı” dememiş midir?

Anadolu’da analar, yiğit doğururlar. Onların hamurunu vatan aşkıyla yoğururlar. Onları bu toprağın ekmeği ve suyuyla besler, Vatan sevgisi, gazilik ve şehitlik türküleriyle ve de Cennet ve Cemalullah ninnileriyle büyütürler. Zamanı gelince koçlarını “Vatana Kurban Olsun” diye kınalar, düğün şenliğiyle askere gönderirler. “Git evladım nöbet sırası sende” der, arkasından da “Haydi yiğidim güle güle git, ya gazi ol ya şehit” diye dua ederler. Yaşlılar veda için ellerini öpen bu yiğitlere; “Evladım ne olur, benim için de bir saat nöbet tutta, sevabını bana bağışla” derler. Çünkü onlar Peygamberimizin (s.a.v.) “Hudutta düşmana karşı tutulan bir saat nöbet, dünya ve dünya üzerindeki şeylerden daha kıymetlidir” buyurduğunu bilirler.

Bizim askerimize Peygamber Efendimize nisbet edilerek “küçük Mehmet” manasına “Mehmetçik” ismi verilmiştir. Mehmetçik vatanın dağına bayırına, ormanına çayırına, bütün Anadolu toprağına “Önce Vatan” yazar. Çünkü Vatan toprağı, Mehmet’in yavuklusudur, maşukudur, cananıdır. Bu canan ona canından da azizdir. Mehmet’in bu toprağı ibadet aşkıyla koruması, yeri gelince gözünü kırpmadan onun uğruna ölerek ölümsüzlüğü seçmesi işte bu sevdadandır, bu aşktandır. Mehmetçik şehitliğin ölümsüzlük olduğunu anne ninnilerinden, cami kürsülerinden ve Kur’an ayetlerinden öğrenmiştir. Mehmetçik hudutlarda nöbet tutar. O sayede milletimiz huzur ve mutluluk içinde, hürriyet içinde yaşar. Onun için şair:

“Sen ben uyurken biri var uyumaz,

Bir tıkırtı olsa derhal doğrulur,

Nöbette talimde ayakta kış yaz,

Memleket namusu ondan sorulur.

Ne çift, ne çubuk,ne de ev düşünür,

Mehmedim bu toprağın düşkünüdür,

En temiz, en güzel insanlık onda,

Tarihler boyu kahramanlık onda,

Mehmetçik ölür meçhul asker olur” demiştir.

Onun için eli kınalanan, düğün şenliği ile askere yollanan ve “Haydi yiğidim güle güle git, ya gazi ol ya şehit” dualarıyla asker ocağına gönderilen Mehmetçik, yeri gelince bu cennet Vatan uğruna canını feda ederek şehit olup, uğruna öldüğü al bayrağa sarılı tabutla baba ocağına döner.

İşte bunun için baba ocağında Mehmetçik, milletçe karşılanır. O, artık sadece anne babasının değil, bütün bu büyük milletin evladıdır. O sadece eşinin sevgilisi değil, bütün milletin sevgilisi, gözbebeğidir. O, artık tarihe gömülse sığmayacak kadar büyüktür. O sadece anne babasının, eşinin ve milletinin cananı değil Yüceler Yücesi Peygamberimizin sevgilisidir. O kimselerin kucağına, babasının ocağına, kendisi için kazılan makberlere sığmaz. O kimseden ne mezar, ne makber istemez. Ona, uğruna şehit olduğu dininin peygamberi Hz. Muhammed Mustafa’nın kucağı açılmıştır. Mehmedim artık peygamber kucağındadır. O artık Yüce Allah’ın cennet ocağındadır. O artık şehit kardeşlerinin yanındadır. O artık Yaratanının özel nimetleriyle beslenmektedir. O, artık her faninin tadamayacağı mutlulukla sonsuza kadar yaşayacaktır.

Onun için “Şehit Mehmetçik”le sadece anne babası, eşi çocukları, kardeşleri ve akrabaları değil bütün millet iftihar edecektir. Şehidin anne babası, eşi çocukları, kadeşleri ve akrabaları da artık bu millet için saygı duyulacak, iftihar edilecek, gıpta edilecek kimselerdir.

Şehit, ailesinden yetmiş kişiye şefaat etme yetkisi olan mübarek insandır. O yakınlarını karşılamak üzere, uhrevî âlemde kucağını açarak bekler, onlara kavuşur mutlu olur, onlara şefaat ederek onlarında cennette mutlu olmalarını sağlar.(İbn-i Âbidin, Seyfeddin Faruki)

İşte onun için yakınları şehide ağlarlar. Fakat hep bir ağızdan “Vatan Sağolsun” demekten de en büyük iftiharı duyar, en büyük zevki alırlar.

Tüm Şehit ailelerine saygılar, hürmetler sunar, bütün şehitlerimize Yüce Allah’ tan rahmet dilerim.

Ankara’dan selam,sevgi, saygı ve dua ile.

29.01.2018

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol