Güne başlarken bilgisayarımı açtığımda genellikle ilk olarak www.corumhaber.net sitesinden Çorum Haber Gazetesi’ni okuyorum. Günün haberlerine şöyle bir baktıktan sonra, köşe yazılarını merak ederek ikinci sayfaya geçiyorum. “EĞİTİMCİ GÖZÜYLE” köşesi varsa rahatlıyor; Sayın Salim Savcı Öğretmenimizin ellerine sağlık, diye düşünerek, kendilerine içimden sağlıklar, esenlikler diliyorum.
Önceki günlerde, Eğitimci-Yazar Salim Savcı’nın 70. kitabının yayımlandığı haberini okuyunca (Çorum Haber, 4 Nisan 2016, sayfa 16), belleğimde geriye dönüp 90’lı yılların Ankara’sının merkezi Kızılay’da bir gezintiye çıktım…
O yıllarda Kızılay, Atatürk Bulvarı ile çevresindeki sokaklar, Ankara’nın hem iş, hem alışveriş, hem de kültür-sanat merkeziydi. Ankara’da henüz hiç AVM yoktu.
Ben, Çorum’dan 1989’un sonbaharında Ankara’ya taşınmıştım. Birlikte yaşamak zorunda olduğum sağlık sorunlarının izlenebilmesi için, Çorum’un olanakları yeterli değildi. Ankara’da oturduğum ev, merkeze 10-15 dakikalık yürüme uzaklığındaydı.(Şehit Daniş Tunalıgil Sokağı/Maltepe)
Böylece Ankara’da, kesinlikle insanın kendi seçimi olmayan ancak diş sıkılarak dayanılabilen sorunlar için koştururken, özellikle çok yorucu, bıktırıcı geçen günlerin bitiminde kitabevlerine, sanat galerilerine uğrayıp kitaplar alarak, resim sergilerini izleyerek arınıp canlanmışçasına eve dönerdim.
Hayli sık geçtiğim bir sokak vardı o günlerde merkezde: Şehit Adem Yavuz Sokağı. Buradaki bir-iki işyerine zaman zaman uğramam gerekiyordu. Çektiğim fotoğrafların baskılarını yaptırdığım fotoğrafçı da o sokaktaydı. Ayrıca, bir kitapçı, bir sanat galerisi ve bir de yayınevi vardı: GÜL Yayınevi.
Ankara’dayken Çorum’dan haber alıp özlem giderebilmek için Çorum Haber Gazetesi’ne abone olmuştum. O günlerde, köşe yazılarından çoğunun yeri, gazetenin ikinci sayfasıydı. Aralarındaki 06 / DAN köşesinin yazarı SALİM SAVCI ise, Şehit Adem Yavuz Sokağı’ndaki GÜL Yayınevinin sahibi, emekli fizik-kimya öğretmeniydi!..
Benim, giderek gerçekleşmesi umudunu tümüyle yitirdiğim bir çocukluk düşüm vardı. “Yazılarımın, çektiğim fotoğrafların gazetelerde-dergilerde basılması”, o günlerde düş olmaktan çıkmaya başlamış; “okur” olarak gönderdiklerim, Cumhuriyet ve Çorum Haber Gazeteleri’nde yayımlanmaya değer bulunmuştu! Geceleri hiç uyumadan, aldığım kitapları-dergileri okuyup, notlar alarak, yazarak geçirdiğim oluyordu.
Çorum Haber’deki yazılarından çok yararlandığım, kendimi bir öğrencisi olarak görmeye başladığım Sayın Salim Savcı’nın yazılarının yanında artık benimkilere de yer verilmesinin onurunu duyuyordum. Ne var ki, o günlerde, saygılarımı sunmak üzere GÜL Yayınevi’ne gidip kendilerini rahatsız etmeye çekinmiş, bir türlü cesaret edememiştim.
Sonraki yıllarda ise, bütün zamanımı, emeğimi… yine yaşamımdaki sorunlara harcamak zorunda kaldığımdan en sevdiğim, kendi seçimim olan uğraşlardan tümüyle uzaklaşmıştım.
Zor geçen yıllardan sonra, 2013 yılının Ocak ayında, çok güzel bir rastlantıyla Sayın Salim Savcı Öğretmenimizin “ATATÜRK ÇİÇEĞİ ADINI NASIL ALMIŞ?” başlıklı yazısı beni yine “yazma”ya yöneltti. (Çorum Haber’de 15 Ocak 2013 günü yayımlanan ‘Öğretmeler Günü’nde Açan Umut Çiçeği’ başlıklı yazım ile uzunca bir aradan sonra “yazma” uğraşına dönebilmiştim.)
Salim Savcı Öğretmenimiz, 2007 yılında GÜL Yayınevini kapatıp doğduğu köye Osmancık/Çampınar’a yerleşti. Bu kez, kendilerini Çampınar’da ziyaret edip ellerini öpmek istesem de olmadı. Ancak, 2013 yılının Ocak ayından bu yana sık sık telefon ile görüşüyoruz; kendilerine teşekkürlerimi, saygılarımı böylece sunmaya çalışıyorum. Ankara’da Şehit Adem Yavuz Sokağı’ndan yine geçmekteyim. Ancak, sokaktaki benim de gittiğim yerlerin çoğu ya kapandı ya da Ankara’nın giderek çoğalan merkezlerinden bir başkasına taşındı. Sokağın eski sakinlerinden hâlâ orada olanlara, “GÜL Yayınevi…” dediğim anda, onlar da büyük bir saygıyla, gözlerinin içi gülerek, “Aaa! Salim Bey…” diyorlar. GÜL Yayınevi’nin sahibi Sayın Salim Savcı, kendisini tanıyanlarda öylesine saygın bir izlenim bırakmış ki!..
Kendilerinin arşivimde pek çok yazısı, kitaplığımda kitapları var. Çok yararlandığım yazılarındaki bir özelliğin vurgulanması gerektiğini düşünüyorum: Yazılarda hep olaylar, durumlar, davranışlar ortaya konup kesinlikle kişilerden, kişiliklerinden söz edilmiyor. Doğrudan isimlerin kullanılmasının, yalnızca örnek alınacak insan ya da kurumlar için geçerli olduğu görülüyor. Kısaca, Salim Savcı Öğretmenimiz, her yazısında kişi, kişilik değil; olay, durum, davranışlar aracılığıyla doğruyu-yanlışı göstermekte, eğitmekte…
Yazılarının yer aldığı köşenin başlıkları da ilginç: [ 06 / DAN ]; [ 19 / DAN ]; [ 19.580 / ÇAMPINAR’dan ] ve [ EĞİTİMCİ GÖZÜYLE ] :



Salim Savcı Öğretmenimizin yazılarından, kitaplarından “özdeyiş” değerindeki bir demeti Çorum Haber okurlarına sunarken kendilerine de, saygıyla, şükranla daha nice yıllar “eğitimciliğini” sürdürmesini diliyoruz:
1-“İnsanlara bireyselliği kazandıran tek özellik, kişilik sahibi olmalarıdır.” (Kişilik Nedir? / 26.08.2015 / Çorum Haber)
2-“(…) iyi insan olabilmek, iyi insan kalabilmek, o kişinin öncelikle kişilik sahibi olmasına bağlıdır.” (Kişilik Nedir? / 26.08.2015 / Çorum Haber)
3- “Kişiliğini bilmeyen kişi, gerçek dost seçemez.” (Gerçek Dostun Nitelikleri / 26.07.2012)
4- “Okumayı bir alışkanlık olarak alma; bir bilinçli eylem olarak kabul et!” (Her İnsanın Günlük Hesaplaşması / Kitap / sayfa 40)
5-“Herhangi bir şeyi okumak, kesinlikle düşünmeyi de içerir. Her düşünme de insanın görüş ufkunu açar. İnsanların beyin güçleri, onların her soruya cevap bulabileceğini öğretir.” (Bir Eğitimci Gözüyle / Kitap / sayfa 40)
6-“Bir insan, madde ile ruhu dost edip onları anlaştırabilmelidir.” (Her İnsanın Günlük Hesaplaşması / Kitap / sayfa 51)
7-“Devlet malı deniz, bir lokma bile yiyen domuz!” (Okumak Bilinçli Eylemdir / Kitap / sayfa 83)
8-“(…) tüm din kitaplarında yer alan cümleler birer öğüttür. Öğütler dinlenebilseydi, inanınız savaşlar olmazdı.” (Öğütlerden Ders Almak / 18.09.2015 / Çorum Haber)
9-“Bir ülkede, insanlar ‘Artık yeter!’ demeye başlarsa, o ülkede, toplumda bir tedirginlik var, demektir.” (Amanı Bilmez misiniz? / 28.01.2016 / Çorum Haber)
10-“Her insan; yaptığı her işin içinde sıradan insan değil, o işi en iyi yapan kişi olmaya çalışmalıdır.” (Her İnsanın Günlük Hesaplaşması / Kitap / sayfa 51)
NOT: Sayın Salim Savcı Öğretmenimiz, bir konuşmamızda, ‘velim’ dediği Prof. Dr. Bahri Savcı’nın öğretmenlik mesleğini seçerken kendisine: “ Olacaksan sıradan öğretmen olma, iyi öğretmen ol!” dediğini, kendisinin de hep bu öğüde uymak için çabaladığını söylemişti…
12.04.2016 / ANKARA

İKİ GAZETE KESİĞİ

Mehmet Ağabey,
Salim Savcı Öğretmenimiz için yazarken, arşivimdeki “Çorum Dosyası”nı kim bilir kaç kez elden geçirdim. İçinde neler var bir bilseniz?
Şimdi ben kendimi 90’ların Ankara’sında ve Çorum’unda yaşıyormuş gibi hissediyorum. Bir süre bu duygudan uzaklaşamayacağımdan da eminim. Acılarını, sıkıntılarını bir yana bıraksak, ne güzel günlermiş!..
Dosyamdaki Çorum Haber’lerin içinde bir “Teşekkür” ilanı ile unutmuş olduğum çok kısa bir yazım dikkatimi çekti.
Üzmek istemesem de, ikisini size, en derin saygılarımla birlikte sunuyorum. 12 Nisan 2016 / ANKARA


20 Mayıs 1997 / Çorum Haber


2 Haziran 1999 / Çorum Haber

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol