18.10.2010, 00:00 251

ŞARKILARINDA AŞKLARI HİSSEDİLEN HACI ARİF BEY !

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Genel:

Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Devlet Türk Müziği Topluluğu'nun 2010-2011 yılı açılış konseri '' Türk Musikisinde Bir Romantik Hacı Arif Bey''  başlığı ile dün akşam bizlere tanıtıldı ve şarkılarından bir demet bize sunuldu. Açılışta yapılan tanıtım ve her bir şarkıdan önce yapılan açıklamalar kendisinin 1000’e yakın bestesinden günümüze ulaşan 335'inde yaşadığı aşkların büyük bir etkisi olduğunu ortaya koyuyordu.Bu nedenle aldığım notlardan ve aşağıda verdiğim kaynaktan önemli alıntılar yaparak, Hacı Arif Bey'in  üç evliliğinde aşk konusunda yaşadıklarını sizlerle paylaşacağım.

Üç evliliğini de saraydan cariyelerle yapan Hacı Arif Bey'in  veremden ölen ikinci eşi Zülf-i Nigâr Hanımı çok sevdiği, ona hitap eden çok sayıda eserinden belli olmaktadır.

Her insan yaşadığı aşkları ve hissettiklerini, Hacı Arif Bey gibi bunları müziği ile ifade etme imkanına sahip değil. Zaman zaman bu konuda yazarlara ve şairlere de böyle bir imkana sahip oldukları için gıpta etmemek elde değil...

*     *     *

Musiki eğitimi:

Romantikliği şarkılarında görülen sanatçı,  1831 yılı sonlarında İstanbul’da doğan 

Hacı Ârif Bey daha çok küçük yaşlarda iken sesinin güzelliği ve mûsikî kaabiliyeti ile oturdukları semtte ün yapmış, mahalle mektebinde “ilâhîcibaşı” seçilmişti.Bu sıralarda aynı semtte oturan gençlerden biri olan, geleceğin büyük Zekâi Dede’sinden şarkı ve ilâhîler öğreniyordu.

Zekâî Dede onu kendi hocası  Mehmed Bey’e götürdü. Eyyûbî Mehmed Bey, küçük Ârif’i çok beğenerek öğrenciliğe kabûl etti ve klâsik fasıllar meşk etmeye başladı. Ârif Bey, yüksek kaabiliyeti ve olağanüstü hâfızası ile çok çabuk öğreniyor, öğrendiklerini aslâ unutmuyordu. Bu arada Eyyûbî Mehmed Bey tarafından devrin en büyük mûsikî üstâdı, her iki hocasının da hocaları Hammâmîzâde İsmâil Dede’ ye götürülmüş, onun da iltifâtlarına mazhâr olmuştu.

*     *     *

Saray'a girişi:

Eyyûbî Mehmed Bey, Ârif Bey’le çok ilgileniyordu. Henüz 13 yaşında iken onu ‘’ Bâb-ı Seraskerî ’’ , yani devrin Savunma Bakanlığı’ nın bir dâiresinde kâtibliğe aldırmış; bir yandan memûriyetine devâm ederken, diğer yandan Müzika-i Hümâyûn’a  öğrenci olarak devâmını sağlamıştı. Hacı Ârif Bey, Müzika-i Hümâyûn’ a girmekle hem Hâşim Bey’den istifâde etmek imkânı bulmuş, hem de saraya ilk adımını atmış oldu.

Çok geçmeden sesinin güzelliğini haber alan Sultan Abdülmecîd, onu huzûra dâvet etti. Olağanüstü güzel sesi, güzel yüzü, kıvrak zekâsı, terbiye ve nezâketi ile pâdişahı etkilemişti. Sultan, onun hemen ‘’ mâbeynci ‘’ olarak saraya alınmasını emretti. Mâbeyncilik, pâdişah ile hükûmet arasındaki ilişkileri düzenleyen yüksek îtibârlı ve dolgun maaşlı bir görevdi. Hacı Ârif Bey bu göreve getirildiği zaman 19 yaşındaydı.

Kısa bir süre sonra besteleriyle de adından söz ettirmeye başladı. Eserlerinde duygulu, ince ve asîl üslûbunun yanı sıra, makam ve geçkilere hâkimiyeti ile melodinin sözlere olağanüstü uygunluğu hemen göze çarpıyordu.

Hacı Ârif Bey, saraya girdikten kısa bir süre sonra Pâdişah’ ın emriyle Harem-i Hümâyûn’ daki câriyelere mûsikî dersi vermeye başladı. İşte böylece hayâtının hiç dinmeyecek fırtınalı günleri de başlamış oldu.

*     *     *

Cariye Çeşmi Dilber'e aşkı

Sarayda hemen herkesin gözdesi olan bu yakışıklı genç, sesten dantelalarla örülü gönlünü bir câriyeye kaptırmıştı. Olağanüstü güzel gözlerinden dolayı Pâdişah tarafından Çeşm-i Dilber adı verilen bu Çerkes güzelinin aşkıyla Ârif Bey, gün be gün bir meş’ale gibi yanıyor, alevler seslere dönüşüp, dudaklarından dökülüyordu...

Hacı Ârif Bey, Çeşm-i Dilber’ in aşkıyla tutuştuğu günlerde Kürdîlihicazkâr adında yeni bir makam terkîb etmişti. Bugün dahî en çok sevilen ve kullanılan makamlarımızdan olan Kürdîlihicazkâr’ ın ilk eserinin sözleri Es’ad Efendi’ ye aittir:

Geçti zahm-ı tîr-i hicrin, tâ dil-i nâşâdıma,

Merhamet ey gamze-i câdû, yetiş imdâdıma,

Öyle bî-hûş eyledin âzâr ile kim tâbımı,

Gelmez oldu bir dahî lûtf-u kelâmın yâdıma,

Meclis-i ehl-i sühande yek kalemdir bu gazel,

Es’ad’ a söz var mı hüsn ü tâb-ı istidâdıma.

Hacı Ârif Bey’ in Çeşm-i Dilber’ e olan ilgisi Sultan Abdülmecîd’ in kulağına kadar gitmişti. Sultan, kendi hanımı olmaya hazırlanan bu kızın Ârif Bey’ le hemen evlendirilmesini istedi. Zengin bir çeyizle onu gelin ederken, Hacı Ârif Bey’ e bir konak ve 60 altın gibi yüksek bir maaş ihsan edip, saraydan çıkarttı.

Hacı Ârif Bey murâdına ermişti ama maalesef Çeşm-i Dilber onu sevmiyordu.

Henüz iki yıl dolmamışken iki de çocuk dünyâya getiren Çeşm-i Dilber, onu terk ederek başka biriyle kaçtı. Hacı Ârif Bey, Çeşm-i Dilber’ i hâlâ çok seviyor, terk edilişi bir türlü kabûllenemiyordu.Şarkılarında ilk eşi için isyan ve elem dikkati çekmektedir.

(SÜRECEK)
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
24°
parçalı bulutlu
banner303
Namaz Vakti 25 Eylül 2020
İmsak 04:59
Güneş 06:24
Öğle 12:37
İkindi 15:59
Akşam 18:40
Yatsı 19:59

Gelişmelerden Haberdar Olun

@