02.08.2014, 18:06 616

RAMAZANIN ARDINDAN -2-

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Hz. Muhammed (s.a.v.)’ e, “ Saçların beyazlandı” diyen sahabelere O, “ Hud suresinde ki, (Emrolunduğun gibi dosdoğru ol) ayet-i kerime, beni kocalttı” buyurmuştur. Demek ki şefkat Peygamberi, Allah’ın bu ayette ki emrine uygun bir hayat yaşamak için, konuya saçlarını ağartacak kadar dikkat ve itina göstererek çalışıyordu. O zaman, O’nun ümmeti olanlarında, hayatlarını dosdoğru bir istikamet üzere yaşamak mecburiyetleri vardır. Bu yaşama sadece Ramazana aitte olmamalıdır. Önemli olan hayatın sonuna kadar istikamet üzere olmaktır.
Şah-ı Nakş-i bend Hazretlerine derler ki:
-Mahallemizdeki bir zatın istikameti o kadar düzgün ki, bazen sabah namazlarını Kabe’de kıldığı bile görülmektedir.
Hazret, “ Mühim değil” der. Dicle ırmağının üzerinden suya batmadan yürüdüğü de görülmüştür derler.
Hazret yine “mühim değil” der. “ Bahçesinde çalışırken yerler çamur odlumu, seccadesini atıyor havaya, seccade orada açılıp duruyor, oda üzerinde namaz kılıyor” derler.
Hazret yine “ önemli değil” diyor. “ Efendim bunlar önemli değil de ya önemli olan nedir? diye soruyorlar. Hazret cevap veriyor, “ Önemli olan bu meziyetlerini, yani bu iyi hallerini, ölünceye kadar koruyabilmesidir” diyor.
Bizim için de, Ramazan ayında elde ettiğimiz bu manevi kazanımlar, dünya ve dünyadakilerden daha kıymetli, daha değerli olmalı ve ölünceye kadar da bu değerler korunmalıdır, muhafaza edilmelidir ve asla kaybedilmemelidir. Çünkü Yaratanımız bizi, kendisini tanımak, kendisine ibadet etmek ve yalnız kendisinden yardım dilemek için yaratmıştır. Mümin Allah’a kulluğunu ifade etmek ve verdiği nimetlere şükretmek için ibadet yapar. Yani kul, nimetlerden istifade ettiği müddetçe ibadetine devam edecektir. Bu da ayette; “Rabbine ölünceye kadar ibadet et.” şeklinde ifade edilmiştir.(Hicr, 99)
İslam dininde az fakat devamlı olan ibadet, Allah katında daha sevimlidir. Konu ile ilgili olarak sevgili Peygamberimiz, Hz.Aişe validemizin rivayetine göre şöyle buyurmuştur; “Allah’ın en sevdiği amel devamlı olan ameldir.”(Riyaz-üs salihiyn.c 1,s 191).
Peygamber efendimiz, amellerin kesintisiz ve devamlı olması hususunda, sahabelerini, de uyarmıştır. Nitekim Abdullah İbni Amr bin el As’dan (r.a) rivayet edildiğine göre Efendimiz; ”Ey Abdullah falan kimse gibi olma, o kişi bir zamanla gece ibadeti yaparken, sonraları gece ibadetini bıraktı” buyurmuştur.(a g e c1,s l92).
O halde bizler de, Ramazan boyunca yaptığımız ibadetlerimize, Ramazandan sonra da devam etmeliyiz. Zira bizler Allah’ın nimetlerinden sadece Ramazanda değil, ömür boyunca istifade ediyoruz değil mi? Ramazanda kazandığımız iyi, faydalı ve güzel huy ve alışkanlıklarımızı, bu aydan sonra da devam ettirmeliyiz. İbadetler saman alevi gibi, bir yanıp bir sönmemelidir, devamlı ve güçlü olmalıdır.
Ramazan ayı; askerlikte eğitim alanı gibidir. Asker, eğitim alanında kazandığı şeyleri, görev zamanında uygular ve zafere ulaşır, zafer kazanır. Onun için “Eğitim alanında ter dökmeyen asker, sav aş alanında kan döker.” denilmemiş midir? Bizler de Ramazan ayında nefis ve şeytan gibi azılı düşmanlarımızla mücadele ettik. Kötü alışkanlıklarımızdan uzaklaşmaya, güzel huylarla bezenmeye çalıştık. Adeta irade eğimi yaptık. Hatsız ve hudutsuz nimetlerin sahibi olan Yaratanımıza ruhlar aleminde verdiğimiz kulluk sözümüzü yeniledik. Bu vesileyle güzel huylar edindik, iyi alışkanlıklar kazandık. O halde kazandıklarımızı korumalıyız, onları kaybetmemeliyiz. Zira kazandığını kaybetmek, yükselmişken düşmek gibidir. Onun için; ibadet ve hayırlı işlerde, devamlılık ve kararlılık göstermeliyiz. Heyecanla başlanan ibadet ve iyi işler, tembellik ve usanma ile bırakılmamalıdır.Sıkıntı ve engeller sabırla,azimle ve uzun soluklu davranmakla aşılmalıdır.En ufak bir engelde, en küçük bir mazerette doğru ve faydalı bildiğimiz şeyleri terk etmemeliyiz. Asıl olan ibadetlerde devamlılıktır.
Ramazan ayı nefis mücadelesi yapmak için çok iyi bir sat oldu. Bu fırsatı iyi değerlendirmiş olmak için, Ramazanda yaptığımız ibadetlerimize, kazandığımız iyi huy ve alışkanlıklarımıza ramazandan sonra da devam etmeli ve Ramazanda Allah rızası için ayrılıp uzaklaştığımız kötü huy ve alışkanlıklarımıza da kesinlikle geri dönmemeliyiz.
Ramazandan önce nefislerimizde; kibir, gurur, haset, fesat, geçimsizlik, dedikoduculuk, suizan, kusur aram, gıybet, çekememezlik, vurdumduymazlık ve tembellik gibi manevi hastalılar vardı. Ramazanda bunlardan kurtulduk. Yaratan’a tazim ve yaratılana şefkat konularında atak yapmaya azmettik. Bu hamlelerin sonunda güzel şeyler yaptık ve gönül huzuru içinde bir Ramazan ayını daha geride bırakıyor ve
“Bu ayda oluyor Kadir gecesi Mevlam,
Gündüze benziyor anın gecesi.
Bu aya ermedi gitti nicesi Mevlam.
Elveda elveda ya Şehr-i Ramazan.
Elfirak, elfirak gidiyor mübarek.” diyerek uğurluyoruz, bu güzel günleri ve o mübarek on bir ayın sultanını.
Bir daha ona kavuşmak ya kısmet olur ya da olmaz. Nitekim geçen yıl bizlerle Ramazana ulaşıp oruç tuttukları halde, rahmeti rahmana kavuşup, bu seneki Ramazana ulaşamayan nice insanlar vardır. Allah onlara rahmet eylesin.
Ramazanda elde edilen güzelliklerin korunması için, onlara devam edilmesi şarttır. Bu Ayda elde edilen güzel ve faydalı iş ve amellerin korunup kollanması için, ayetlerde ve hadislerde uyarılar, ikazlar ve örnekler vardır.Bu konuda Kur’an şöyle diyor: ”Herhangi biriniz ister mi ki,içerisinde her türlü meyvesi bulunan,içinden ırmaklar akan,hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi olsun. Bir de korunmaya muhtaç çocukları da var iken, ihtiyarlık gelip çatsın, derken bağını ateşli (yıldırımlı) bir kasırga vursun da orası yanıversin. Allah düşünesiniz diye size ayetlerini böyle açıklıyor.”(Bakara s.a.266).
Bu ayette; elde mevcut iyiliklerin, güzelliklerin, Salih ve faydalı amellerin ve sahip olunan maddi ve manevi imkanların aniden yok olup gitmesini kimsenin arzu etmeyeceği anlatılıyor. Yıldırımlı bir kasırganın göz alıcı bir bağı nasıl yakar yıkarsa, Ramazanda kazanılan iyi ve güzel huy, amel ve işlere Ramazandan sonra da devam edilmezse, onların da mahvolup, yok olup gideceğine işaret ediliyor. Aynen yapılan iyiliklerin, başa kakıp gönül yıkmakla yok olup gideceği gibi.
Netice olarak; Ramazanda bin bir güçlüklerle elde ettiğimiz “beyaz sayfayı” kirletmeyelim. Yanlışlara, günahlara, kötü alışkanlıklara tekrar dönmeyelim. O güzel alışkanlıklarımızı asla terk etmeyelim, bırakmayalım. Yine bu konuda yüce Allah Kuran-ı Kerimde mealen; “Sakın ha! zahmetlerle yün eğirdikten sonra, onu yeniden bozan kadın gibi olmayın.” buyurmaktadır.Yani ömrünün bir döneminde Salih ameller yaparak, Allah’ın rızasını kazanmış , cennetlik bir kul iken, bu amelleri terk ederek kazanımların, yok hale getirilmemesi güzel bir misalle açıkça anlatılmaktadır bu ayette.
Allah dostu Mevlana da; “Kötü huy çalıya benzer. Zamanında sökülürse ondan kurtulur insan. Eğer zamanında sökülmezse, hem çalı güçlenir, hem de biz yaşlanırız, o zaman da çalıyı sökmeye gücümüz yetmez.” diyor. Bir başka bilge insan da, “ Dikiş diken bir kadın, eğer ipliğini düğümlemezse, onca emekle diktiği dikişi, aniden ipliğin ucunu çekmesi ile sökülüp gider.” diyor. Demek ki, dikiş dikenin emeğinin boşa gitmemesi için, ipliğinin ucunu düğümleyerek tedbir alması gerekiyor. Bunun gibi, müminin Ramazanda kazandıklarının boşa gitmemsi için, Ramazandan sonrada Ramazandaki güzel huy ve alışkanlıklarına devam etmesi gerekiyor, aksi halde eldeki kazanımlar da mahvolup gider, Allah korusun.
Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde mealen; ”Eğer benim ümmetim, Ramazan ayının gerçek kıymet ve değerini bilselerdi, bütün senenin Ramazan olmasını temenni ederlerdi.” buyuruyor. Başka bir hadislerinde de;”Kim Ramazandan sonra gelen Şevval ayında, altı gün oruç tutarsa, bütün yılı nafile oruç tutmuş gibi olur.” diyor. O halde, bu da bizler için güzel bir fırsattır. Bir kişi Şevval ayından, peş peşe, veya ayrı ayrı günler de altı gün oruç tutarsa, Ramazanla beraber otuz altı gün oruç tutmuş olur. Allah (c.c.), bire on sevap verdiğine göre, otuz altı onla çarpılınca üç yüz altmış gün eder, işte o da, ay takvimine göre bir yıl demektir, yani otuz altı gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş gibi sevap kazanmış olur inşallah.
Yüce Allah, bütün müminleri Ramazan bayramına günahlarından arınmış olarak çıkanlardan eylesin. Bütün ömrünce Ramazanda olduğu gibi manen güzel yaşamayı nasip eylesin. Ramazan ayını ve Ramazan bayramını; milli birlik, berberli, kardeşlik, barış ve huzurumuza ve mazlum Müslüman milletlerin özellikle Flitin, Suriye ve Irak’taki kardeşlerimizin kurtuluşuna vesile eylesin.
Ankara’dan Selam, saygı ve dua ile.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
20°
az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@