01.08.2014, 01:04 333

RAMAZANIN ARDINDAN -1-

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Geçen yıl bu zamanlarda ayrılmıştık; başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennem azabından kurtuluş olan, o canandan. Tam tamına on bir ay boyunca bekledik yolunu; hasretle, özlemle, yangı ile. Bir haber aldık Recep ve Şaban’dan, geliyor diye. Berat haber verdi yaklaştığını bize. Sevindik, maddi ve manevi tedbirler aldık, hazırlandık karşılamaya.”Ya Rabbi Recep ve Şaban’ı bizim için hayırlı ve mübarek kıl, bizi Ramazan’a kavuştur.” , “Ya Rabbi! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet .” gibi Peygamber dualarıyla başladık beklemeye. Nihayet, 28 Haziran 2014 Cumartesi günü vuslatın olacağını öğrendik takvimlerden, imsakiyelerden. Karşıladık onu; kandillerimizle, mahyalarımızla, teravihlerimizle, sahurlarımızla. Kavuştuk ona bir Cumartesi günü, tıpkı Alemlerin, Muhammed Mustafa’sına kavuştuğu gibi. Kucakladık onu; namazlarımızla, oruçlarımızla, hatimlerimizle, vaaz-u nasihatlerimizle, iftarlarımızla, sahurlarımızla, fitrelerimizle, zekatlarımızla, Salavat-ı Şerifelerimizle. Sevindik ve kendimizi ifade etmeye çalıştık;
“Gökten yere iner saf saf melekler Mevlam,
Sefasından döner çarkı felekler
İş bu ayda kabul olur dilekler Mevlam,
Merhaba merhaba, ya Şehr-i Remazan.
Hoş geldin bizlere, ey! şehr-i gufran”, diyen ilahilerimizle.
Evet, sevindik gelmesine Ramazan ayının. Çünkü O; Kuran ayıydı, oruç ayıydı, zekat ayıydı, fitre ayıydı, teravih ayıydı, nübüvvet ayıydı. Çünkü Onda, içinde Kadir ecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlı olan “Kadir gecesi” vardı. Çünkü o’nun sonunda müminler için geçmiş bütün günahlarının af olacağı ve yine O’nun gelmesine sevinenlerin vücutlarının cehennem ateşine haram kılınacağının Nebevi müjdeleri vardır.
Nitekim Peygamber Efendimiz; “ Kim Ramazan ayında, farz olduğuna inanarak, sırf Allah rızası için oruç tutar ve mükafatını da yalnız Allah’tan beklerse, yüce Allah o kulunun bütün geçmiş günahlarını affeder” ve ”Ümmetimden kim, Ramazan ayının gelmesine sevinirse, Allah o kulunun vücudunu cehennem ateşine haram kılar.” buyurarak bu müjdeleri vermiştir bizlere.
Yaratanımızın biz müminlere olan ihsanı, ikramı ve lütfü sayılamayacak kadar çoktur. Nitekim Yüce Allah, “ Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız sayamazsınız” buyurmaktadır kerim kitabımızda. Mübarek Ramazan ayı da Allah’ın bizlere olan bu nimet, lütuf ve ihsanlarından birisidir. Remzi Efendi bu lütuf ve müjdeyi şöyle dile getirmiştir;
“Müjde müminler! ihsan-ı Rabbanidir gelen,
Ne mutlu ehl-i imana ki, lütfu Sübhanidir gelen.”
Ramazan ayında; kıldığımız beş vaki namazlar ve teravih namazlarıyla, tuttuğumuz oruçlarla, dinlediğimiz va’azlarla, okuduğumuz veya dinlediğimiz Hatm-i şeriflerle, verdiğimiz fitrelerle, zekatlarla, sadakalarla, iftar ve sahur vakitlerinde yapılan dualarımızla, yaptığımız diğer ibadet ve itaatlerimizle Rab’ba bağlılığımızı yeniledik. Fakir fukarayı, dulu yetimi, açı muhtacı, görüp gözettik. Böylece, insanlarla barışık hale geldik. Kısacası kul olarak Rabbimize karşı yeniden “beyaz ve temiz bir sayfa” açtık. Şair bu sayfayı:
“Ramazandan çıkarken,
Kişi bir kuş gibidir.
Ne kadarda pak,
Anasından doğmuş gibidir.” mısralarıyla ne güzel ifade etmiştir.
Ramazan ayında Allah’a ve ahret gününe inanan müminler olarak; tam bir teslimiyetle hudu ve huşu içerisinde, tadil-i erkana uygun olarak kıldığımız namazlarla, boş, malayani ve faydasız şeylerden yüz çevirerek, sadece midemizle değil bütün organlarımızla orucumuzu tutarak, zekatımızı hakkıyla vererek, ırzımızı ve namusumuzu koruyarak, emanete ve ahitlerimize riayet ederek, namazlarımıza devam ederek, yani çeşitli ahlaki erdemleri kazanarak kurtuluşa erip, “Firdevs Cennetlerine” içlerinde devamlı kalmak üzere varis olduk.(Müminun 1-11)
Yüce Allah Hud suresinin 112. Ayetinde; “ Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” buyurmaktadır. İşte müminler Ramazanda, Allah’ın emri üzere istikametlerini düzelterek dosdoğru insan olma bahtiyarlığına ermişlerdir. Önemli olan bu insanların Ramazandan sonra da, düzgün istikametlerini, ömür boyu korumaya çalışmalarıdır.
“Ben Ramazanda manen epey yol aldım” deyip Ramazandan sonra gevşenilmemelidir. Bazı insanlar da, Ramazanda gafletleri sebebiyle istikametlerini düzeltmemiş olabilirler. Bunların da; “Nasıl olsa ben Ramazanda bile istikametimi düzeltemedim, ben artık bunu hiç başaramam” deyip ümitsizliğe kapılmamalıdırlar. Samimi çalışıldığı takdirde Ramazandan sonra da istikametin düzeltilmesi mümkündür, yeter ki bu işe azmedilsin.
(SÜRECEK)
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
14°
parçalı az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 04:59
Güneş 06:24
Öğle 12:37
İkindi 15:59
Akşam 18:40
Yatsı 19:59

Gelişmelerden Haberdar Olun

@