Şimdi, bu esas temel alınarak oruç tutmamayı serbest kılan, (sonra tutmak şartıyla veya tutamazsa fidyesini vermek, o da yoksa af dilemek kaydı ile) hususlar şunlardır:

1-Ayette birincisi; hastalık, elbette ki ölçüleri, dereceleri vardır. Elimize diken battı diye oruç yenmez, gibi...

Her ibadette sıhhat, sağlık essatır. Sıhhati olmayanın gücü yoktur. Gücü olmayanın maddi ve manevi sorumluluğu yoktur. (Ölçülere göre malı olmayanın zekat vermediği gibi.)

2-Yolculuk, sefer: Yolculuk da oruç için bir mazerettir. Yolcu olanlar (90 km.lik yola gidenler) isterlerse sonra tutmak üzere oruçlarını yolculukta yiyebilirler. Burada illet; mazeret yolculuğun zorluğudur ama bugünkü yolculuklar genellikle oruca mani değildir. Zaten ayette de “Ve intesümüü hayrülleküm” yani, yolculukta oruç serbestisi vardır. Ama tutarsanız sizin için daha hayırlıdır buyurulmuştur.

Eskiden 6 ayda yapılan yolculuk bugün 2 saat 40 dakika İstanbul-Cidde arasında yapılabilmektedir (uçakla).

Bu serbestlik namazda da vardır. Örneğin 4 rekatlı namazlar 2 rekattır. Ayağımızdaki mestlerin müddeti 72 saattir (bunun gibi).

3-Gebelik, lohusalık, aybaşılık, çocuk emzirme: Kadınlık halleri de oruç için bir mazeret teşkil eder. Çünkü bu özürler hastalık sayılırlar.

4-Yaşlılık, ihtiyarlık (halsizlik-güçsüzlük) de bir mazerettir. Bunlar tutamadıkları oruçların güçleri, maddi imkanları varsa fidyesini verirler. Her gün için bir fakiri sabah-akşam doyuracak kadar para veya bedeli ödenir. Bugün için bu en az 28 liradır. 30 günde 840 TL.dir. İleride iyileşme imkanı olmayan hastalıklar da fidye verirler.

5-Şiddetli açlık veya susuzuk da mazerettir. Açlık ve susuzluktan bayılan kişiler de oruçlarını bozarlar ve sonra kaza ederler. Bunların çoğu hazik-inançlı bir tabibin sözlü veya yazılı raporu ile tesbit edilir.

6-Çok zor ve sıkıntılı, meşakkatli işlerde çalışanlar da mazeretlidirler. Ancak bunun ölçüsü çok önemlidir. Uyduruk bir mazeretle ben ağır şte çalışıyorum deyip -işi hafifse- orucunu tutamıyorsa, sonra kaza eder. Başka bir işte çalışma imkanı bulamayan, şiddetli sıcak 60-70 derecede ve ateşin karşısında çalışanlar. Burada çok önemli bir hususun altını çizmek gerekir. O da şudur:

Gerek oruç tutmayanlar, gerekse özürleri nedeni ile orucunu yiyenler: Bu durumu isyan ve pervasızlık manasına gelen ve milletin oruçluları karşısında orucunu açıktan yiyenler günahkar olurlar. En azından saygısızlık sayılır. Oruüç mu yiyeceksin, bu senin özelindir, kimseyi iltizam etmez, yani ilgilendirmez ama başkalarına saygılı olmak gerekir. Empati yapmak lazımdır.

(SÜRECEK)