26.05.2017, 01:00 697

RAMAZAN ORUCU VE FAZİLETLERİ

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Değerli okuyucularım! Bu yazımızda oruç ibadetinden bahsedeceğiz, inşallah.

Oruç: Farziyeti kitap ve sünnetle sabit olan farz-ı ayın bir ibadettir.

Oruç: Tan yeri ağarmaya başladığı andan güneş batıncaya kadar insanın kendisini yemeden, içmeden, cinsi ilişkiden ve orucu bozan şeylerden korunmasıdır. (1) Yüce Allah (c.c.) oruç hakkında “Ey İman edenler; Oruç sizden önce geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.”buyurmaktadır. (2)

Ayet-i Kerimeden, bizden önceki ümmetlere de orucun farz kılındığını ve bizleri günahlardan koruması için bize de orucun farz kılınmış olduğunu anlıyoruz.

Gerçekten de Hz. Nuh’un devamlı, Hz. Davut’un gün aşırı ve Hz. Musa’nın da Pazartesi-Perşembe günleri oruç tuttukları bilinmektedir.

Peygamber Efendimiz bir hadislerinde ”Oruç bir kalkandır. Oruç insanı cehennem ateşinden kalkanın sahibini düşmanın saldırısından koruduğu gibi korur.”buyurmuştur. (3)

Yani, oruç tutan kişi nefis düşmanının şerrinden oruç sayesinde korunmuştur. Böylece nefsini yenen kişide kötülüklerden, dolayısıyla da cehennemden korunmuş olur. Çünkü “Nefis insana daima kötülükleri emreder.” (4)

Orucun farz olması, kimlerin ruhsatlı olarak oruç tutmayabileceği ve tutamadığı oruçlarını kazaen de tutma imkanı olmayanların ne yapması gerektiği ile ilgili olarak da Bakara suresinin 184. Ayetinde, “ Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı.) Sizden her kim hasta ya da yolcu olursa ( Tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder. ( İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere, bir fakir doyumu kadar fidye gerekir. Bununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir. Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutarsanız, sizin için daha hayırlıdır.” Buyrulmaktadır.

Sağlıklı olarak Ramazan ayına ulaşan, buluğa ermiş ve inanan bir kişinin, Ramazan orucunu tutması farz-ı ayindir. Ancak bu kişinin hasta ve yolcu olması, hastalığı ve yolculuğu süresince Ramazan orucunu tutmaması için bir ruhsattır. Bu sebeplerle Ramazan orucunu yiyen kişi, sağlığına kavuştuktan ve yolculuğu sona erdikten sonra tutamadığı oruçlarını kazaen tutar. Oruç tutamama sebebi ihtiyarlık veya iyileşmeyen hastalık ise, o zaman kişi her yediği gün için bir fidye verir. Fidye ise bir fitre miktarıdır. Bu durum da yine Bakara suresinin 185. Ayetinde, “ Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar size sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah’ı tazim etmeniz ve şükretmeniz içindir” şeklinde ifade edilmiştir.

Oruç insanı sabretmeye alıştırır, sabrın ise sonu selamettir. Nitekim Resülullah Efendimiz ”Oruç sabrın yarısıdır” buyurmuştur. Yine bir hadiste “İnanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutan kimsenin, geçmiş günahları af olunur.” buyrulmuştur. (5)

Oruç sahibi için huzuru ilahide şefaat edecektir. Nitekim Efendimiz “ Oruç, Kıyamet gününde sahibine şefaat etmek için, ya Rabbi ben bu kulunu yemesinden, içmesinden ve cismani zevklerinden alıkoydum, izin ver ben ona şefaat etmek istiyorum der. Cenab-i Hak da izin verir ve oruç sahibine günahlarının affı için şefaat eder” buyurmuştur.

Oruç, dengi ve emsali olmayan bir ibadettir. Çünkü her ibadete gösteriş ve riya karışabilir. Oruca asla, çünkü oruçlu, kimsenin görmediği yerde pekala orucunu yiyebilir. Buna rağmen yemiyorsa o her yerde hazır ve nazır olan, her an görüp gözeten Allah’ın (c.c) rızası için yemiyor demektir. Oruç emsalsiz bir ibadettir.

kiramdan Ebi Ümame (r.a) şöyle diyor: Bir gün Peygamber efendimize; Ya Resülallah bana Allah katında en menfaatli bir ibadeti emir buyur dedim. Peygamber efendimiz (sav) de; ”Sana oruç tutmanı tavsiye ederim. Çünkü derece bakımından ona denk gelebilecek başka bir ibadet yoktur” buyurdu diyor. (6)

Nitekim bir kutsi hadiste Cenab-ı Hak; “ Adem oğlunun her amelinin karşılığı kat kat verilir.

Bir hasene 10 mislinden 700 misline kadar mükafatlandırılır. Yalnız, oruç müstesna.

Orucun mükafatını ben vereceğim. Zira kulum orucu benim için tutar” buyurmaktadır..

Cennette “ Reyyan” isimli bir kapının olduğunu, bu kapıdan cennete sadece oruç tutanların gireceğini haber veren Peygamberimiz bir hadislerinde de “ Her şeyin bir zekatı (Temizleyicisi-Artırıcısı) vardır. Vücudun temizleyicisi de oruç ibadetidir.” buyurmuştur. (7)

Orucun, Allah (c.c.) tarafından farz kılındığını Peygamber Efendimiz de haber vermiştir.

Çünkü o bir hadislerinde, ” Şüphesiz ki Yüce Allah (c.c.) size Ramazan ayında oruç tutmayı farz kılmıştır.” buyurmuştur. (8)

Geçmiş günahların af olunması için, manevi kirlerden temizlenmek için, Allah’tan (c.c.) sonsuz sevap almak için, Reyyan kapısından cennete girmek için ve böylece Allah’ın (c.c) rahmetine,

Peygamberin (sav) de şefaatine nail olmak için Müslüman, akıllı, buluğa ermiş, mukim ve sıhhatli olan herkes için oruç tutmak Farz-ı Ayin olan bir görevdir, bir ibadettir.

Unutmayalım ki, içinde bulunan buluğa ermiş her kesin Allah’a ibadet ettiği ev dünyanın cennetidir. Evlerimizin dünya cenneti olması için, 10 yaşına gelmiş kız ve 12 yaşına gelmiş erkek çocuklarımıza da oruç tutturalım, namaz kıldıralım.

Bilelim ki çocuklarımıza yapacağımız en büyük iyilik, onlara mükellef olduklarından itibaren Allah’ın emirlerini tutup yasaklarından sakınmalarını öğretmek ve yapmaların sağlamaktır. Bir anne- babanın evlatlarına bırakacakları en değerli miras da, Efendimizin bildirdiğine göre bu mirastır. Çünkü çocuğa dinini öğretmek, dini e.mirleri yaptırmak, dini yasaklardan onları sakınmak, gerçekten onlara İslam’ı ve İslam ahlakını öğretmiş olmak demektir ki bu da ebeveynin evladına bırakacağı en değerli mirastır. Unutmayalım ki, Peygamber Efendimiz Hadislerinde, “ Her doğan çocuk İslam fıtratıyla doğar, anne babası onu ya Hıristiyan, ya Yahudi ya putperest ya da Müslüman yapar” buyurmuştur.

Dinimiz kolaylık dinidir. Allah (c.c.) kolaylık dilemiş, zorluk dilememiştir. Oruç ibadeti ile mükellef olduğu halde, hasta, yolcu, hamile ve emzikli olanlar ramazanda oruç tutmaz, bu oruçlarını bu özürleri sona erdikten sonra kazaen ifa ederler. İhtiyarlık hastası veya müzmin hasta olanlar da, yedikleri orucun her günü için bir fitre miktarı fidye veririler, Bu fidyeleri akraba olan fakire vermek de ayrıca sevaptır.

Saygı değer okuyucularımın ve tüm müminlerin 27 Mayıs Cumartesi günü (yani yarın) başlayacak olan Ramazan-ı Şeriflerini tebrik ediyor, sağlık ve mutluluklar diliyorum. Bu mübarek ayın; vücutlarımızın sıhhatine, ailelerimizin saadetine, milletimizin birlik beraberlik, kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma duygularının artmasına, mazlum Müslümanların kurtuluşuna, ülkemizin ve gönül coğrafyamızın huzuruna vesile olmasını Yüce Allah (c.c.)’tan niyaz ediyorum.

Ramazan ayında tecelli eden nice manevi nimetlerden Cenab-ı Hak, cümlemizi nasipdar eylesin.

İzmir Mordoğan’dan selam, saygı ve dua ile.

1-Dini Terimler Sözlüğü Cilt 2, S.114

2-Bakara Suresi Ayet : 183

3-Et-Tergib Ve’t-Terhip Cilt: 2, S:3

4-Yusuf Suresi Ayet : 53

5-İbn-i M?ce Cilt :1, S: 526

6- Nese-i ve Beyhaki

7- Nese-i

8- Nese-i

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
22°
parçalı az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 13 Ağustos 2020
İmsak 04:05
Güneş 05:42
Öğle 12:50
İkindi 16:39
Akşam 19:48
Yatsı 21:18

Gelişmelerden Haberdar Olun

@