27.06.2014, 00:33 519

RAMAZAN AYI’NIN FAZİLETLERİ VE ORUÇ

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Çok değerli okuyucularım!
Bilindiği gibi, 28 Haziran 2014 Cumartesi günü, on bir ayın sultanı mübarek Ramazan ayının birinci günüdür. 27 Haziran Cuma günü (yani bugün) akşamı ilk teravih namazı kılınacak, aynı gece ilk sahura da kalkılacaktır.
Bizleri millet olarak birlik beraberlik, huzur ve hürriyet içerisinde bir gufran ayına daha ulaştıran Allah’ımıza hamd-ü senalar olsun. İnsanlığa Ramazan ayında hakkı batıldan ayıran ve doğru yolu gösteren Kur’anı Mübin’i Hak katından getiren, müminlere Ramazan ayının fazilet ve bereketini haber veren sevgili peygamberimize de, salat ve selam olsun.
Ramazan ayı; Müslümanlar olarak ibadetlerimizi yoğunlaştırdığımız, Allah’ın emirlerini yapmaya, yasaklarından kaçmaya, birlikte yaşadığımız insanların hak ve hukukuna, daha fazla özen göstermeye çalıştığımız mübarek bir aydır.
Ramazan ayı; gerek kişisel ve gerekse toplumsal hayatımızda olumlu gelişmelerin yaşandığı; dini, ahlaki ve sosyal hayatımızda müspet gelişmelerin kaydedildiği, böylece Allah’ın rızasının kazanıldığı, çok mübarek pek müstesna bir aydır.
Bu mübarek ay, kendinizi bulmaya (tanımaya), geçmişimizi sorgulamaya, günümüzü anlamaya, geleceğimizi planlamaya, bütün iyilik ve güzellikleri içinde yaşadığımız toplumun diğer bireyleriyle paylaşmaya fırsatlar bulduğumuz çok faziletli ve kutsal bir aydır.
Ramazan ayında gündüzleri oruç tutularak, Kur’an-ı Kerim okunarak veya dinlenerek, akşamları iftar sevinci yaşanarak, geceleri cemaatle teravih namazları kılınarak, toplu dualar yapılarak, sahurları bir sonraki günün orucuna hazırlanma gayret ve heyecanı yaşanarak geçirilmesi gereken, manevi bereketi bol bir aydır.
Oruçla ilgili olarak Yüce Allah, “Ey iman edenler, Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için, sizden öncekilere farz kılındığı gibi , oruç size de farz kılınmıştır.”( Bakara 183) ve “.. O halde sizden Ramazan ayını idrak edenler, o ayda oruç tutsunlar” (Bakara 185)
Oruçla ilgili olarak sevgili Peygamberimiz de, “ Kim faziletine inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, Onun bütün geçmiş günahları bağışlanır” (Riyazüssalihin s 482), “ Her şeyin bir zekatı vardır, cesedin zekatı ise oruçtur” buyurmuştur.
Ramazan orucu sebepsiz yere yenilmemelidir. Sebepsiz yere yenilen bir günlük Ramazan orucunun sevabının, bir yıl tutulacak nafile oruçla bile kazanılamayacağını sevgili peygamberimiz haber vermiştir. O nedenle Ramazan orucu şu veya bu basit bahanelerle yenilmemelidir. Orucun güya sebep olacağı olumsuzlukları değil, onun maddi ve manevi kazandıracakları düşünülmelidir. Oruç tutmak sabretmektir, Allah’ta sabredenlerle beraberdir, bu kesinlikle göz ardı edilmemelidir.
Oruç tutmak; Müslüman, akıllı ve buluğa ermiş (yani ergenlik çağına gelmiş) kız erkek herkese farzdır. Orucun edasının şartları ise, hasta olmamak, mukim olmak, kadınlar için hayızlı ve nifaslı olamamak, doğumu yakın hamile olmamak ve süt emen küçük çocuğu olmamaktır. Her kim Ramazan ayına ulaşırsa ve edasının bu şartlarını da taşıyorsa orucunu tutar.
Edasının şartlarını geçici olarak taşımayanlar ramazanda oruçlarını yerler, fakat ramazandan sonra bu oruçları kazaen tutarlar. Orucun edasının şartlarını kalıcı olarak taşımayanlar ise (devamlı hasta olmak veya çok yaşlılık gibi) Ramazanda orucunu yer ve yediği her gün için bir fitre miktarında, “FİDYE” verirler. Bu yılki fitre miktarı da 10 TL’dir.
Allah (c.c) hazretleri mahlükatı aynı fazilette ve aynı meziyette yaratmamıştır. Her varlığın kendisine özgü bir değeri ve meziyeti vardır. Cenab-ı Hak insanları da eşit seviyede ve aynı haslette yaratmamıştır. Mesela Adem’i, Nuh’u, İbrahim’i ve İmran ailesini (Allah hepsinden razı olsun) insanlar içinden seçip, âlemlere üstün kılmıştır. (Âl-i İmrân Suresi, 3)
Zaman ve mekanda da, aynı farklılıklar vardır. Mesela; günler içinde Cuma, arife ve bayram günleri, geceler içinde de Kadir, Berat, Miraç, Regaip ve Rebiul evvel ayının 12. Gecesi (mevlit kandili) gibi geceler, diğer gün ve gecelerle kıyaslanmayacak şekilde üstün fazilet ve meziyetlere sahiptirler.
Bunun gibi aylar arasında da Ramazan ayının ayrı bir hususiyeti, müstesna ve seçkin bir yeri vardır.
On bir ayın sultanı olan Ramazan ayının şanı, Peygamber Efendimiz tarafından; “Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da müminlerin cehennemden kurtuluşudur.” diye tescil edilmiştir.
Ramazan ayının dört önemli hususiyeti vardır. Kur’an-ı Kerim bu ayda gönderilmiştir. Peygamber Efendimiz bu ayda nübüvvete ermiştir. Oruç bu ayda tutulmak üzere farz kılınmıştır. Ve bu ayın içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi bulunmaktadır.
Ramazan ayı günahlara da kefarettir. Büyük günahlardan sakınıldığı taktirde Ramazan ayının kendisinden önceki Ramazan ile kendisi arasındaki zamanda işlenen günahların affına vesile olacağını Resülullah Efendimiz haber vermiştir.
Ramazan ayının cumalarının diğer cumalara olan üstünlüğü, bu ayın diğer aylara olan üstünlüğü gibidir. Ramazan ayında yapılan bir hayır, diğer aylarda yapılan bir farz gibidir. Bu ayda ifa edilen bir farz ise, sevap bakımından diğer aylarda yapılan yetmiş farza bedeldir.
Bu ayda itaatkar müminler için cennet kapılarının açılacağını, cehennem kapılarının kapanacağını ve şeytanların zincire vurulacağını haber veren Efendimiz bir hadislerinde; “Kim farz olduğuna inanarak, Allah rızası için Ramazan ayında oruç tutarsa Allah (c.c) onun geçmiş günahlarını affeder” buyurmuştur. Onun için ramazan orucu tutulmalı, kesinlikle ihmal edilmemelidir.
Evet, Ramazan ayının faziletini, kıymetini ve bereketini böyle bir kısa yazıda anlatmak mümkün değildir. Fakat bizler bu gerçekleri hakkıyla bilemiyoruz. Eğer gerçekleri bilseydik Ramazanın gelmesine gönülden sevinir, onun bitmemesini ister, ömrümüzün her anını, her gününü Ramazanmış gibi yaşama gayreti gösterirdik. Yazımızı Peygamber Efendimizin iki güzel hadis-i şerifi ile noktalayalım:
“Kim Ramazan-ı Şerif’in gelmesi ile sevinirse, Allah (c.c) onun vücudunu cehennem ateşine haram kılar”, “Benim ümmetim eğer Ramazan ayının manevî feyiz ve bereketini hakkıyla bilselerdi, bütün senenin Ramazan olmasını temenni ederlerdi”.
Bu Ramazan ayını ömrümüzün son Ramazan ayı imiş gibi değerlendirelim. Bu son fırsattan azami derecede istifade ederek, kendimizi Yaratanımıza affettirmeye çalışalım. Yüce Rabbimiz, Ramazan nuruyla nurlanan ve günahlarından arınan kullarından eylesin.
Bu vesile ile bütün inananların Ramazan-ı Şeriflerini tebrik diyor, Ramazanın; şahsımız, ailemiz, devletimiz, milletimiz ve bütün insanlık için her türlü hayırların fethine ve şerlerin de def’ine vesile olmasını, Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.
Ankara’dan selam, saygı ve dua ile…
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
20°
az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@