Muzaffer GÜNDOĞAR
Muzaffer GÜNDOĞAR
Yazarın Makaleleri
AZAP HAYDAR’IN ÖYKÜSÜ-23
KADİR'İME AĞIT Aslımız Sungurlu Polatlı köyü Gönül ummanının kurumuş suyu Sene doksan dördün Haziran ayı Ben o ayı unutamam efendim Kurumuş çiçekler geri açar mı Gül toplayan arı gülden geçer mi Gönül kuşu hiç kanatsız...
AZAP HAYDAR’IN ÖYKÜSÜ-22
1973 yılında, iki erkek çocuğumuzdan sonra bir de kızımızın olması mutluluğumuz daha da arttırdı. Ona da Gülcan adını verdik. Beş nüfuslu bir aile olmuştuk 1978 yılında son beşiğimiz, bir kızımız daha oldu. Ona da annemin adını...
AZAP HAYDAR’IN ÖYKÜSÜ-21
Kalktım Alembeyli köyüne gidip sorarak, yazıda, davar güderken buldum ağabeyimi. Hoş beşten sonra parayı sordum. Ağabeyim gayet sakin ve pişkin bir tavırla: 'Borcum vardı, harcadım” dedi. 'Ne borcu ağabey? O kadar borcu kime, ne...
AZAP HAYDAR’IN ÖYKÜSÜ-20
GURBETTE EKMEK PEŞİNDE Günüm geldi askerlik görevimiz sonlandı ve 1964 yılının Temmuzunda terhis olup köye geldim. Muzaffer Öğretmenin de askerliği nedeniyle köyden ayrıldığını öğrendim. Köyde bir hafta gezdim, tozdum, dolaştım. İşsiz,...
AZAP HAYDAR’IN ÖYKÜSÜ-19
Arif ağanın yanındaki azaplığımı da tamamlayınca döndüm köyüme. Artık yetişkin bir delikanlıydım. Yaşım 17'i bitirmiş, 18'e basmak üzereydim. Çocukluğum ve yeni yetmeliğim azaplıkla azap içinde geçmişti. 1961 yılının...
AZAP HAYDAR’IN ÖYKÜSÜ-18
AZAPLIĞIN SON YILLARI Artık çilem bitti, köyüme, anamın babamın kardeşlerimin yanına döneceğim diye umut ederken umudum yine boşa çıktı.; hevesim kursağımda kaldı. Babam bana yine büyük bir düş kırıklığı yaşattı. Çünkü beni...
AZAP HAYDAR’IN ÖYKÜSÜ-17
Satılmayan mallarla akşam geç zaman köye doğru dönüyor; köyün altındaki çayırlığa getiriyoruz hayvanları, Ağa, evine gidiyor. Ben hayvanlarla çayırlıkta kalıyorum. Açlıktan ve yorgunluktan ayakta duracak halim yok. Hayvanlar yattıktan...
AZAP HAYDAR’IN ÖYKÜSÜ-16
Bu tehdit dolu uyarıdan sonra beni hayvanlarla baş başa bırakarak; atına atlayıp gitti. Fırından alıp verdiği somun ekmeğini ısırarak sürdüm hayvanları yol boyunca. Güneş batmadan vardım konakladığım Bayırpınar'a. Hayvanları...
AZAP HAYDAR’IN ÖYKÜSÜ-15
PAZAR YOLUNDAYIM Kazım Ağa bir hafta sonra hayvanları pazara çıkaracağımızı söyledikten sonra: 'Sungurlu yolunu öğrendin Haydar” dedi. ”Yarın Cuma. Hayvan Pazarı ise Pazar günü. Cuma günü kuşluk vakti hayvanlarla birlikte yola...
AZAP HAYDAR’IN ÖYKÜSÜ-14
Odaya gelenlerin işi gücü yok. Üstelik yetişkin insanlar. Geç vakte kadar oturuyor, söyleşiyorlar; sigara üstüne sigara içiyorlardı. Bense sabahtan akşama kadar davarların otu, hayvanların yemi samanı, altlarının üstlerinin temizliği,...
AZAP HAYDAR’IN ÖYKÜSÜ-13
Derken güneş yükseldi, hava ısındı. Öğle oldu. Yol kıyısında biraz içerde bir pınar vardı. Ağa hayvanları oraya çevirmemi söyledi. Dediğini yaptım. Önünde büyük bir oluğu vardı Çeşmenin iki lülesinden de kol kalınlığında su...
AZAP HAYDAR’IN ÖYKÜSÜ-12
Yaban bir köyde ilk çobanlık günümdü. Çocukların sevecen davranışları hoşuma gitmişti. Hayvanlar çayırlıkta yayılmaya (otlamaya) dururken biz de söğütlerden birinin altına oturduk. Birbirimizi daha yakından tanımaya çalıştık. Kısa...
AZAP HAYDAR’IN ÖYKÜSÜ-11
Küçük abla da kalkmış avludaydı. Ağayla birlikte çıktık avludan. Eşeğin yularından tutmuş önden yürüyordu. Yamaçtan aşağı inip köyden çıktık. Dereyi geçip, karşı yamacı çıktık. Güneşin doğmasına çok zaman vardı daha....
AZAP HAYDAR’IN ÖYKÜSÜ-10
Akşam, mal gütmeden gelince, tavukları kümese alıp üzerlerini kapamak da senin görevindir. 'Anladım” dedim. 'Yarın hayvanları birlikte yaylıma götürür, seni diğer çoban çocuklarla da tanıştırırım.” 'Tamam” dedim....
AZAP HAYDAR’IN ÖYKÜSÜ-9
'Ya öyle mi? Hoş geldin yavrum” dedi. 'Buyur gel içeriye.” İri yarı boz bir köpek vardı kadının arkasında. Kuyruk sallayarak kendine has bir devinimle gözlerini bana dikmişti. Kadın köpekten çekindiğimi anlayınca: 'Korkma!”...
AZAP HAYDAR’IN ÖYKÜSÜ-8
'Anladım” dedim. Elini öptüm. 'Haydi güle güle git. Bir ay sonra ben de gelirim” dedi. Arabaya binip ortalardaki yerime oturdum. Camdan babama el sakladım. Arabamız hareket etti. Karmaşık duygular içindeydim. Gerçi köye döndüğüm...
AZAP HAYDAR’IN ÖYKÜSÜ-7
Bir yanda toprak yığını diğer, yanda da kalıba dökülmüş oluklu tuğla ızgaraları vardı. İşçilerin bir kısmı elarabalarıyla çamur karılacak havuza toprak taşıyor; bir kişi havuza hortumla su tutarken, ayakları çizmeli işçiler de...
AZAP HAYDAR’IN ÖYKÜSÜ-6
Adam çamurlu eliyle alnının terini silip dönerek bana baktı: 'Sağ ol” dedi. 'Kimsin sen?” 'Ben Paşapolatlı'sından geldim. İbrahim Şenol'un oğluyum. Babam burada çalışıyormuş. İlerdeki toprak yığınını işaret...
AZAP HAYDAR’IN ÖYKÜSÜ-5
Ardından bizim çobanlık işi başlardı. Ayağımız lastik ayakkabı görmezdi pek. Çoğu zaman yalınayak olurduk yaz günleri. Hayvan gönünden yapılmış, çarık giyerdik. Gündüz yaz sıcağında kuruyup kemikleşen çarıklarımızı akşamdan...
AZAP HAYDAR’IN ÖYKÜSÜ-4
O gün, ya da daha sonra anlattıklarını, beynime yer eden biçimiyle zaman içinde şöyle anımsayacaktım. Anamı, kağnıya yatırıp Alembeyli köyüne kadar götürmüş. Oradan da Ankara yönünden gelip Sungurlu Çorum yönüne giden bir arabaya...
AZAP HAYDAR’IN ÖYKÜSÜ-3
Bu arada yeniden tezek almak için dışarıya çıktığım da damdaki malların sesini duydum. Onlar da acıkmış olmalıydılar. Çünkü inekler mankırıyorlardı. Tezekleri eve sobanın yanına koydum. 'Ağabey malları sığıra sürmeyi unuttuk”...
AZAP HAYDAR’IN ÖYKÜSÜ-2
Mevsim kış sonu, bahara doğru. Hava soğuk, üşüyoruz. Karnımız aç, Kimimiz, kimsemiz yok bize bakacak. Oturduk dış kapının önüne garip garip.. Önce küçük kız kardeşlerim başladı ağlamaya. 'Annemiz şimdi gelecek” diye onları...
AZAP HAYDAR’IN ÖYKÜSÜ-1
BİRKAÇ SÖZ Büyükpolatlı köyü Sungurlu ilçesinin 26 kilometre batısına düşer. Eski Ankara yolunun güneyinde 7 kilometre içerde bir köydür. 1961 yılının Ekim ayı sonunda o köyde geçici öğretmen olarak göreve başladım. Yusuf Başer'den...
ÇEKVA’NIN İLK 15 YILI
İmar ve İskan eski Bakanı, ÇEKVA kurucu üyesi ve Onursal Başkanı Prof. Dr. Ahmet Samsunlu'nun hazırladığı 'Çekva'nın İlk 15 Yılı” kitabı Temmuz 2015 tarihinde ÇEKVA'nın (Çorum Eğitim Kültür Vakfı'nın) 4....
KÖY ENSTİTÜLERİ NEYDİ?(*)
(Köy Enstitülerinin Kuruluşunun 75. Yılı Nedeniyle) Köy Enstitüleri, plan ve projesi Atatürk zamanında hazırlanan ve ölümünden bir buçuk yıl sonra, 17 Nisan 1940 tarihinde açılan okullardır Tamamen Türkiye'ye özgü, özgün bir eğitim...
BİZLERLE BÜYÜYECEK-3 (ORMAN HAFTASI NEDENİYLE BİR ÖYKÜ)
Parmak kaldırdık. öğretmenimiz ilk sözü bana verdi: 'Öğretmenim,” dedim. 'Yaşar önce Rüstem Amca'dan özür dileyerek, bir daha hiçbir fidanı kesmeyeceğine dair söz vermeli. Ayrıca, kestiği bir fidana karşılık da en az...
BİZLERLE BÜYÜYECEK-2 (ORMAN HAFTASI NEDENİYLE BİR ÖYKÜ)
Dikkatlice baksa, can çekişmesini, kanının toprağa damla damla akmasını görebilecek. Ama o afacanın gözleri bunu göremeyecek değin kapalı. Fidanın sonunu getiren eğri büğrü değil de, dosdoğru düzgün olması ne yazık ki. Değneğini...
BİZLERLE BÜYÜYECEK-1 (ORMAN HAFTASI NEDENİYLE BİR ÖYKÜ)
Köyümüz Ardıçtepe'nin güne yamaç eteğindeydi. Uzun ve çetin bir kış sonrasında kavuşmuştuk bahara. Nisan ayının ilk haftasıydı. Güneş ısıtmaya, havalar ılımaya başlamıştı. Karlar ovalardan dağlara, dağların doruklarına...
ÇANAKKALE DESTANI
Verilen can Çanakkale Dökülen kan Çanakkale Bir benzeri bulunmayan Eşsiz destan Çanakkale Bin Dokuz Yüz On Dörtte başlayan büyük savaş; Ahtapot gibi sarmış, dünyayı yavaş yavaş. Buna: 'Birinci Dünya Savaşı” denmektedir. Kural o...
“ERZURUM’DAN KAN DAMLIYORDU”-2
Yoğun bir kış bastırmıştır; hava soğuk, her yer kardır. Alaca köyünde bir gece Battal'ın sözlüsü Gülfidan Ermeni gençleri tarafından kaçırılıp, tecavüz edilerek feci biçimde öldürülür. Köydeki yaşlı erkeklerin ve kadınların...

banner155