04.07.2011, 00:00 147

PORTEKİZ SEYAHATİM (8) LİZBON – BELEM (a)

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Lizbon’a gelip şehrin eski bölgesi olan ve şehrin merkezinde yeralan Baixa’daki otelimize yerleştikten sonra en tanınmış Reu do Augusta Caddesi’nden Rossio Meydanı’na yürüdük. Porto’da yaptığımız gibi tur otobüsü ile şehri gezmeye başladık. Ve şehrin önemli turistik bölgesi “Belem”e doğru yola çıktık.

Şehir merkezinden 6 kilometre uzaklıkta bulunan Belem bölgesine giderken, Tejo nehrinin iki yakasını birleştiren 1966 yılında açılan (aşağıda fotoğrafı görülen) köprüyü gördük.

O devrin Portekiz Başbakanı olan Salazar’ın ismini taşıyan 2.5 kilometre uzunluğunda ve 60 metre yüksekliğindeki bu köprü, şehrin karşı yakası ile karayolu ve demiryolu ulaşımını sağlamakta olup, o dönemde Avrupa’nın en uzun asma köprüsü idi. Portekiz. 1974 yılında gerçekleşen askeri devrim (Karanfil Devrimi) sonucunda da köprünün ismi bu devrimin gerçekleştiği tarih olarak 25 Nisan Köprüsü olarak değiştirildi. Salazar,1932-68 yılları arasında bu ülkeye başbakanlık yapmıştır. Bu köprü bir Amerikan firması tarafından yapılmış olup, San Fransisco’daki “Golden Gate Köprüsü”ne benzemektedir.

Köprünün yakınında ve şehrin karşısındaki yüksek tepede yeralan 110 metre yüksekliğindeki “İsa Heykeli”ni uzaktan gördük. Bu heykel 1949-1959 yılları arasında Portekiz’in II. Cihan Harbi’ndeki tarafsız kalışının anısına dikilmiştir.

Aşağıdaki fotoğrafta Tejo nehri, asma köprü ve İsa heykeli görülmektedir.

Aynı yol üzerinde geçtiğimiz Arapça’da köprü manasına gelen “Alcantara” bölgesi eskiden tersane bölgesi iken bugün şehrin eğlence bölgelerinden birisidir.

Belem’e vardığımızda “Cumhurbaşkanı Köşkü”nü ve önünde nöbet tutan muhafızları gördük. Buranın yakınında bulunan 1502 yılında yapımına başlanan ve yaklaşık 50 yıl sonra tamamlanan “Jeronimos Manastırı” (Mosterio Dos Jeronimos) Vasco da Gama’nın  Hindistan’a başarılı keşfini kutlamak için ve Portekizli kaşiflerin anısına inşa edilmiştir. Bu yapı UNESCO Dünya Mirası listesindedir. Dış görünümü ve figürleri ile çok etkileyici olan bu yapı, yapımı süresince muhtelif mimari dönemlerin etkisinde kalmış olup, gotik, rönesans ve manueline (geç gotik mimarisi) stilindedir. Manastırın içinde Vasco da Gama’nın anıt mezarı da bulunmaktadır. Manastırın iç avlusu ve çevresinde yer alan yapılar da aynı derecede görkemli idi. Manastırın iki katında Deniz Müzesi ve Arkeoloji Müzesi bulunmaktadır. Manastır ve bu yapılar Afrika ve Doğu ülkelerindeki sömürgelerinden gelen para ile yaptırılmıştır.

Aşağıdaki fotoğrafta, Jeronimos Manastırı ve bizler görülüyoruz.

Buranın yakınında yer alan Gülbenkyan Müzesi’ne doğru yürüdük. Ancak burası müze değil kendi adını taşıyan gözlemevi imiş. Ermeni kökenli bir Osmanıl vatandaşı olan Gülbenkyan, Irak petrollerinin çıkarılması ve işletilmesi için kurulan şirkete ortak olmuş ve zenginleşmiş bir işadamı olup, kendisi bu ortaklığından dolayı “bay yüzde 5” olarak tanınmaktadır. 1942 yılından 1955’teki ölümüne kadar Lizbon’da yaşayan ve kendi adını taşıyan vakfı kuran Gülbenkyan, o gün kapalı olduğu için görmeye fırsat bulamadığımız müzesine, tüm koleksiyonlarını ve Mısır, Yunan, Roma, Mezopotamya uygarlıklarına ait birikimleri yanında, İslam, Japon, Suriye ve Avrupa sanatını da kapsayan eserleri bırakmıştır.

Antalya, 21 Haziran 2011

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
17°
az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 20 Eylül 2020
İmsak 04:54
Güneş 06:19
Öğle 12:39
İkindi 16:05
Akşam 18:48
Yatsı 20:08

Gelişmelerden Haberdar Olun

@