Yüce Allah’a (c.c.) sayısız hamt, sevgili Peygamber Efendimize de sonsuz salat ve selam olsun.

Peygamberimiz (s.a.v.) halk adamıydı. Küçükle küçük, büyükle büyük, zenginle zengin, fakirle fakirdi. Onda gurur, onda kibir, onda tecessüs (kusur arama) yoktu. O hakkı düşünür, hakikati konuşurdu. Konuşurken adeta ağzından bal akar, sahabe onun ağzına bakar, onun yapmayın dediklerini yapmaz, yapın dediklerini yapardı. Çünkü O, kendisine vahyedileni konuşurdu. (Necm Suresi Ayet 3- 4) Çünkü Hz. Peygamberin yapın dediğini yapmak Allah’ın emrini tutmak, yapmayın dediğini yapmamak Allah’ın yasağından sakınmak demekti. (Haşr Suresi Ayet 7).

Sahabe-i Kiram’dan Ebu Hureyre (r.a) diyor ki; “Rasulullahın sohbetinde bulunuyordum. Allah’ın Resulü sohbet esnasında dedi ki, şu kelimeleri (öğütleri) onlar ile amel etmek veya onlar ile iş yapacak olana öğretmek için benden kim almak (öğrenmek) ister?”

Ben hemen, “Ben alırım yâ Rasulallah” dedim. Bunun üzerine insanlık âleminin örneği olan Peygamberimiz buyurdu ki:

1-“Haramdan sakın, Allah’ın en çok ibadet eden kulu olursun,

2-Allah’ın (c.c) sana ayırdığına razı ol, insanların en zengini olursun,

3- Komşuna iyilik et, gerçek mümin olursun,

4-Nefsin için sevdiğini insanlar için de sev, hakikaten Müslüman olursun.

gülme, çünkü çok gülmek kalbi öldürür.” (Tirmizi, Zühd, 2 (2306), İbni Mace Zühd, 24.

Sevgili Peygamberimizin sohbetinde, alıcı aradığı bu altın öğütleri, bugün de kim alır ve onlarla amel ederse, dünyada saadete, ahirette cennete gitmenin yol haritasını bulmuş olur. Çünkü,

1-Allah rızası için haram yemeyen ve bu hususta Allah'a (c.c) itaat eden, Yüce Allah’ın (c.c) has kuludur. O her konuda Allah’a (c.c) itaatkardır. O’nun organları Allah’a isyan etmez. Nitekim hadis-i şerifte, “Mide bedenin havuzudur. Bütün damarlar oradan geçer (beslenir). Midesinde helal lokma olanın bütün organları Allah’a (c.c) itaat eder. Midesinde haram lokma olanın bütün organları da kendisi istemese de Allah’a (c.c) isyan eder.” buyrulmaktadır. Allah’ın (c.c) itaatkâr kulları için hiçbir zaman ve hiçbir yerde korku, elem ve hüzün yoktur.

2-İnsan helalinden kazanmak için her türlü gayreti gösterip akla, ilme, teknik ve teknolojiye uygun olarak çalışarak elde ettiklerine, yani; emeğinin karşılığında Allah’ın (c.c) kendisine verdiklerine şükreder, hamt eder ve onunla yetinir, başkalarının malında, canında ve namusunda gözü olmazsa, elindekinin kıymetini bilir, onu da bulamayanları düşünürse, insan hem insanların en zengini, hem de en mutlusu olur. Çünkü hadis-i şeriflerde, “Aza şükretmeyen çoğa da şükretmez, Allah’a şükretmeyen insanlara da şükretmez” , "Zenginlik mal çokluğu ile değil, nefis zenginliği ile olur" buyrulmuştur.(Ahmet b. Hanbel, Müsned, Cilt: 4, shf. 278, 375)

3-İnsan komşusunun külüne muhtaçtır. “Sel gider kum kalır, el gider komşu kalır.” derler. Komşu haklarını gözetmeyi, komşuyla iyi geçinmeyi, onun yardımına koşmayı Cebrail (a.s) Peygamberimize, Peygamberimiz de ümmetine tavsiye etmiştir. Nitekim hadis-i şeriflerde “Bana Cebrail (a.s) komşuyu o kadar tavsiye etti ki, komşuyu komşuya mirasçı ilan edecek sandım.” (Sahih-i Buhari Edeb 28), “Komşusu şerrinden emin olmayan gerçek iman ehli olamaz ve Cennete giremez.” (Buhari Edeb 29, Müslim, İman, 73) ve “Komşusunun aç olduğunu bildiği halde tok olarak sabahlayan bizden değildir.” (İbn Ebi Seybe, Kitab’ul İman, shf : 33) buyrulmaktadır. Demek ki gerçek iman ehli olan komşusuna ikram eden, komşusu şerrinden emin olan, komşusuna eza cefa vermeyen, komşusunun hakkına hukukuna dikkat eden, saygı duyan insandır.

4-Hadis-i şerife göre; imanın en üstün derecesi; “Kişinin kendisi için istediğini komşusu veya diğer insanlar için de istemesi, kendi nefsi için istemediğini komşusu veya diğer insanlar için de istememesidir.” (Sahih-i Müslim, İman, 72)

Müslüman; nefsini yenen, iradesine hâkim olan, kendini aşan, beni ve seni değil bizi benimseyen, bizi düşünüp bizi konuşan kimsedir. Şuurlu Müslüman toplumun birlik, beraberlik ve kardeşliği için çalışan ve toplumun yardımlaşma, dayanışma ve huzuruna katkıda bulunan insandır. Bencil davranmak, ene(ben)nin peşine takılmak, benden sonrası tufan felsefesi ile yaşamak, İslami bir düşüncenin mahsulü değildir, olamaz.

5-Çok gülmek manen kalbi öldürür. Vara yoğa gülmek, hele hele Allah'ı unuturcasına gülmek doğru değildir. Her şeyi bu dünyadan ibaret sanan, mutluluğu hudutsuzca gülmekte arayan, Allah’ı ve ahiret gününü unutarak yaşamayı özgürlük sanan insan, dert ve ızdıraplarının gülmesine müsaade etmediği günlerinin de olacağını unutmamalıdır. O durumlarda sığınacak merci yine Allah’tır (c.c), yardım ve şifa yine ondan istenecektir.

Peygamber Efendimiz hadislerinde “Çok gülmek manen kalbi öldürür.” (İbni Mace, Zühd 19), “Eğer benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler çok ağlardınız.” (Buhari, Kusuf 2, Müslim Salat 112) buyurmuştur. Onun için “Gülerek günah işleyenler, ağlayarak cezasını çekerler” denilmiştir.

Allah (c.c) bizleri, Peygamberimizin bu beş öğüdünü alan ve yaşantısında bunları rehber edinerek cenneti ve Cemalullahı bulanlardan eylesin.

Ankara’dan selam, sevgi, saygı ve dua ile.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner251