30.05.2020, 00:01 46

PEYGAMBERİMİZ (S.A.V) EVİMİZE GELSE NE YAPARDI?-2

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Doğru sözlü olmayı, dürüst iş yapmayı, kötü ve günah olan işlerden uzak durmayı, yakınları görüp gözetmeyi, akrabalarla ilişkiyi kesmemeyi, emanete ihanet etmemeyi, komşularla iyi geçinmeyi, onların haklarına saygı göstermeyi, komşusu şerrinden emin olmayanların cennete giremeyeceğini bilmeyi, komşunun aç olduğunu bilerek tok yatmamayı, sadaka vermeyi, sadaka-i cariye sahibi olmayı, hayır yapmayı, güzel ahlaklı olmayı, Allah’ı ve Onun yarattıklarını sevmeyi, Peygambere tabi olmayı, Kuran okumayı öğrenmeyi, Kur’ana hizmetkar olmayı, Onun hükümlerine göre yaşamayı, ruhen bedenen ve çevresel olarak temiz olmayı, insanların malına canına ve namusuna zarar vermemeyi, aklımızı dinimizi neslimizi nefsimizi ve malımızı korumayı, bid'at ve hurafelere sapmamayı, kadınların haklarına saygılı olma konusunda Allah’tan korkmayı, eşlerin birbirine Allah’ın emaneti olduğunu unutmamayı bizlere telkin ve tavsiye ederdi.

Allah’a eş ve ortak koşmayın, anne babanıza, akrabalarınıza, yetimlere, yoksulara, yakın uzak komşularınıza, emrinizin altında olanlara ve yolda kalmışlara iyilik edin, ihsanda bulunun derdi.

Yalnız Allah’a ibadet edin, yanınızda olan yaşlı anne ve babanıza iyilikle muamele edin, onlara “öf” dahi demeyin, onlara hayır duada bulunun, malınızı saçıp savurarak müsrif olmayın, onların şeytanın kardeşleri olduğunu bilin, cimri de olmayın, rızkı azda olsa çokta olsa Allah’ın verdiğini bilin, geçim korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, zinaya yaklaşmayın, haksız yere adam öldürmeyin, yetimin malını yemeyin, ahdinizi yerine getirin, ölçtüğünüz zaman tam ölçün, doğru terazi ile tartın, bunun daha hayırlı olduğunu bilin, bilmediğiniz şeylerin arkasına düşmeyin, duyduğunuz her söze inanmayın, kulak, göz ve gönlün yaptıklarından sorumlu olduğunu unutmayın, yer yüzünde kibir ve azametle yürümeyin, yeri yaramıyacağınızı ve dağlarla boy ölçüşemeyeceğinizi anlayın, bütün bunların Allah’ın sevmediği kötü işler olduğunu da hatırlayın derdi.

İhtiyarlık gelmeden gençliğin, hastalık gelmeden sağlığın, meşguliyet gelmeden boş vaktin, fakirlik gelmeden zenginliğin ve ölüm gelmeden hayatın kıymetini bilin, içki içmeyin, kumar oynamayın, puta tapmayın ve fala bakmayın derdi.

İnsana dini vazifelerini unutturacak derecede fakirlik, insanı azdıracak kadar zenginlik, ruh ve beden gücünü düşürecek derecede hastalık, zihni melekeleri bozacak kadar yaşlılık, beklenmeyen ani ölüm, görünmez ve beklenmekte olan Deccal belası, korkunç ve dehşetli mahşer ve kıyamet gelmeden önce; iyi ameller yaparak, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmaya çalışın derdi.

İşlerinizde, amelleriniz de, ibadet ve itaatlerinizde , ahlak ve davranışlarınızda, şefkat ve merhametiniz de beni örnek alın, sünnetime sımsıkı sarılın, Kuranın nurlu yolundan ayrılmayın, Allah’ı sevin, Onu sevmiş olmak için her konuda bana tabi olun ki, Allah’ta sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın buyururdu.

Evet, O rahmet peygamberinin güzel sohbeti bu minval üzere doyumsuz güzelliği ile devam eder giderdi. Hanemize şenlik, evimize bereket getirirdi. Çocuklarımızı sever, başlarını okşar, her birisi ile ayrı ayrı ilgilenir, onlara Hz. Hasan ve Hüseyin’in kardeşleri olmasını isteyip istemediklerini sorardı. Onarın hep bir ağızdan; “isteriz” demelerine karşın, “ O halde ben sizin de, dedenizim” derdi. Çocuklarımız bu müjdeye sevinir, O’nun kucağına atılır, boynuna sarılır, sırtına binerlerdi.

Suyumuzu içtiği zaman; oturduğu yerde, besmele çekerek ve üç nefeste içerdi. Su kabını başına dikip tek nefeste içmezdi. İçtiği suya üflemez, çok sıcak ve çok soğuk suyu içmezdi. Keza, dibi görünmeyen kaptan da su içmezdi.

Yemeğe buyur ettiğimizde nazlanmaz, soframıza tek dizinin üzerine oturur, öbür dizini dikerek midesine bastırırdı. Kaşığı sağ eline alır, yemeğe besmele çekerek başlar ve yemeği sağ eliyle yerdi. Ağzına aldığı lokmayı iyice çiğnemeden yutmazdı. Yemeği ağır ağır yer, ağzını şapırdatmaz, mümkün olduğunca konuşmadan yerdi. Yemeğe besmele ile başlanmazsa, şeytanın da yemeğimize ortak olacağını ve yemeğin bereketinin kalmayacağını tembih ederdi. Sofraya getirileni yer, yemek ayırımı yapmazdı. Sofraya konulan yiyecek ve içeceklerin, helal olan rızıklardan ve helal yollardan kazanılmış olmasına çok dikkat edilmesini isterdi. Yemekte karnını tıka basa doldurmaz, midesinin üçte birini yemekle, üçte birisini su ile doldurur üçte birisin de nefes almak ve rahat etmek için boş bırakırdı. Acıkmadan yemek yemeyin, sofradan tam doymadan kalkın derdi. Yemeğin sonunda, o nimetleri veren yüce Allah’a hamt ve şükrederdi. Yemekten önce ve sonra ellerini yıkar, önce yıkamanın bereket, sonra yıkamanın sıhhat vesilesi olduğunu söylerdi.

Allah’a isyan edilmeyen evlerin dünyanın cenneti olduğunu, hanemizi içinde Allah’a itaat ederek cennete çevirebileceğimizi ve dünya cennetinden ahret cennetine gitmenin daha kolay olacağını anlatırdı bize. Camilerin Allah’ın evi ve cennet bahçeleri olduğunu, ezanla yapılan Allah’ın davetine icabet ederek oralara gidilmesini, oradan toplanacak güllerden demet edilmesini ve bu güllerin soldurulmamasını isterdi bizden. Güllerin; “Sübhanellahi velhadülillahi ve la ilahe, illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil aziym”, “La ilahe illallahü vahdehu la şerike leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve ala külli şey in kadiyr” demek olduğunu, onların soldurulmamasının da, yaşam boyonca her nefeste Allah’ın anılarak ve hatırlanarak yaşanası olduğunu öğretirdi bizlere.

Evimizden ayrılmadan önce bizden müsaade isterdi, hüsnü kabulümüze ve ikramlarımıza teşekkür ederdi. Bizlere sağlık sıhhat ve hanemize bereket dileyerek, hakkımızı helal etmemizi isteyerek ve bizleri Allah’a emanet ederek evimizden ayrılır, bizleri de evine davet ederdi.

Evet, Resulullah Efendimiz evimize gelseydi, bunları ve benzerlerini söyler ve yapardı. Asla bizleri kıracak ve gücendirecek söz söylemez ve davranışta bulunmazdı. Çünkü O, bizim için en güzel örnek, en güzel modeldi. Çünkü O, büyük bir ahlak üzere yaratılmış, güzel ahlakı tamamlamak için gönderilmiş ve bizzat Allah tarafından terbiye edilmişti. Çünkü O, bizlere Allah tarafından gönderilmiş; bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı ve Allah’ın izniyle bir davetçi ve nur saçan bir kandildi. Çünkü Kainat Onun nurundan yaratılmış, O’nun nuru ile aydınlanmıştı. Çünkü O, yaşayan Kurandı, O’nun ahlakı Kur’an ahlakıydı.

Salat ve selam; Allah’ın Rasulüne, Allah’ın Habibine, Allah’ın Nebisine, yaratılmışların en hayırlısına, evvel ve ahirin Seyyidine ve bütün nebilere ve Rasullere olsun.

Ankara’dan selam, sevgi, saygı ve dua ile.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
17°
açık
banner303
Namaz Vakti 23 Ekim 2020
İmsak 05:29
Güneş 06:53
Öğle 12:30
İkindi 15:27
Akşam 17:56
Yatsı 19:15

Gelişmelerden Haberdar Olun

@