25.12.2017, 00:05 1188

PEYGAMBERE İTAAT, ALLAH’A İTAATTIR-2

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Görüldüğü gibi Allah’a ve Resulüne itaat edenler dünya ve ahiret mutluluğuna erenlerdir. Allah ve Peygamberi onların dünyada sığınakları, ahirette de yaranları olurlar.

Hz. Aişe validemiz anlatıyor: Peygambere bir adam geldi ve “Yâ Resulallah! Ben seni çok seviyorum. Özleyince gelip görüyor, özlemimi gideriyorum. Bazı geceler, “Ahirette Peygamberin makamı yüce olur. Ben oralara erişip, onu göremem. O zaman halim nice olur?” diye düşünerek ağlıyorum ve uyuyamıyorum” dedi. Peygamber sustu cevap vermedi. O sırada Cebrail (a.s) vahiy ile geldi. Getirdiği ayette yüce Yaratan “Kim Allah’a ve O’nun Resülüne itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine lütufta bulunduğu Peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salih kişilerle beraberdir, bunlar ne güzel arkadaştır!” (Nisâ Suresi Ayet 69) buyuruyordu.

Bir gün sahabeden birisi Peygamberimize, “Yâ Resulallah! Kıyamet ne zaman kopacak.” dedi. Efendimiz “Sen kıyametin ne zaman kopacağını ne yapacaksın, ahiret için ne hazırladın” buyurdu. Adam “Ben fakirim, ahiret için fazla bir yatırımım yoktur. Ancak Allah’ı ve Resulünü çok seviyorum.” dedi. Efendimiz; “Sana müjdeler olsun, kişi ahirette sevdiği ile beraberdir.” (Müslim) buyurdu.

Bu ayet ve hadisten de anlaşılıyor ki, kişinin Allah ve Peygamber sevgisi ile dopdolu olması, sevdiklerine itaat etmesi, onların rızasını kazanması, hayatını onların gösterdiği ve Kur’an-ı Kerim’de “Sırat-ı müstakim” (Fatiha Suresi Ayet 6) diye tarif edilen doğru yolda yaşaması, ahirette cennete konulmasını, orada peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salih kullarla beraber olmasını, arkadaş olmasını ve ahiret mutluluğunun doruğuna ulaşmasını sağlayacaktır. Çünkü ayette bu durum “Her kim Allah’a ve Rasulüne itaat eder, Allah’a saygı duyar ve ondan sakınırsa, işte asıl mutluluğa erenler bunlardır” buyrulmuştur.

Peygamber insanı iyiye, faydalıya, hakka ve hidayete davet eder. Bu davete icabet eden kazanır, etmeyen kaybeder. Peygamber de vazifesini yaparak sorumluluktan kurtulur. Çünkü Peygamberin vazifesi duyurmak ve tebliğ etmektir. Nitekim ayetlerde “Ey iman edenler! Allah’a ve Resulüne itaat edin, işittiğiniz halde ondan yüz çevirmeyin.” (Fatiha Suresi Ayet 6), “Allah’a itaat edin, Resulüne de itaat edin ve (kötülüklerden) sakının. Eğer (itaatten) yüz çevirirseniz bilin ki, Resulümüzün vazifesi apaçık duyurmak ve bildirmektir.” (Enfal Suresi Ayet 20) buyrulmuştur.

Peygamberin görevi tebliğdir. İnsanın sorumluluğu ise Peygamberin tebliğ ettiği ile amel etmektir. Peygamberin tebligatını göz ardı eden, önemsemeyen ve hayatına onunla yön vermeyenler hüsrana uğrayanlardır. Cenab-ı Hak bu hususu Kur’an’da şöyle ifade buyurmuştur: “De ki, Allah’a itaat edin, Peygambere de itaat edin, eğer yüz çevirirseniz şunu bilin ki, Peygamberin sorumluluğu kendisine yüklenen (tebliğ görevini yapmak) sizin sorumluluğunuz da size yüklenen (görevleri yerine getirmeniz)dir; ona itaat ederseniz doğru yolu bulmuş olursunuz, Peygambere düşen sadece açık seçik duyurmaktır.” (Maide Suresi Ayet 92)

Allah’a ve Peygambere itaat etmek onlara imanın da gereğidir. Çünkü bu yolla insan doğruluğa ulaşır. Doğruluk insanı hayra ve cennete götürür. Zaten bir insanın din adına ibadet gayesi ile yaptığı işlerin boşa gitmemesi de güçlü bir imana sahip olmasına, Allah’a ve Peygamberine itaat etmesine bağlıdır. Bu hususu açıklayan ayet şöyledir. “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygambere de itaat edin, işlerinizi boşa çıkarmayın.” (Tegabün Suresi Ayet 12) Keza kişiye dinin yüklediği sorumlulukları eleştirme hakkı da verilmemiştir. Allah katından gönderileni Peygamber tebliğ eder, yani Kur’an’ı tebliğ eder, isteyen inanır mümin olur ve gereğini yapar, isteyen de inanmaz kâfir olur. Dinde zorlama yoktur. Herkesin dini kendisinedir. Konu ile ilgili ayetlerde Yüce Mevla şöyle buyuruyor: “Ve de ki, Hak Rabbinizdendir. Öyle ise dileyen iman etsin, dileyen de inkâr etsin.” (Muhammed Suresi Ayet 33), “Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tağutu (şeytanı) reddedip Allah’a inanırsa kopmayan sağlam bir kulpa (dala) yapışmıştır. Allah işitir ve bilir.” (Kehf Suresi Ayet 29) “Sizin dininiz size, benim dinim de banadır.” (Kafirun Ayet 6) “Allah ve Rasulü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah’a ve Resulüne karşı gelirse apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” (Bakara Suresi Ayet 256)

İnsanın isyanlarının bağışlanması, işlerinin düzelmesi, madden ve manen kurtuluşa ermesi, mutlu ve başarılı olması; Allah’a inanması, doğru sözlü olması, Allah’a ve Habibine itaatkâr olması ile mümkündür. Çünkü; iman insanı yanlış yapmaktan korur, doğru söz insana güven ve itimat sağlar, Kuranın gösterdiği yoldan gitmek ise insanı kurtuluşa ve içinde tarifsiz saadet ve mutluluğun yaşanacağı cennete götürür. Bu hususta Kur’an’da: “Ey iman edenler! Allah’tan korkun da doğru söz söyleyin. (Böyle davranırsanız) Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar. Kim Allah’a ve Rasulüne itaat ederse, büyük bir kurtuluşa (dünya ve ahiret saadetine) ermiş olur.” (Ahzab Suresi Ayet 70-71) buyrulmuştur.

Netice olarak, Peygamberimiz Allah’ın elçisidir. O’nun kitabını (Kur’an-ı Kerim’i) tebliğ etmiştir. Hayatını insanlar arasında yaşamış, yaşantısı ile Kur’an’ı yansıtmış, adeta yaşayan Kur’an olmuştur. Yine bir kulun (insanın) Allah’ın emirlerine harfiyen uyarak, yasaklarından da tamamen uzak durarak yaşayabileceğinin örneğini göstermiştir. Öte yandan Allah’ın insanları başarmanın mümkün olmadığı işlerle mükellef kılmadığını yaşayarak göstermiştir. O halde Yüce Allah’ın; yeryüzünde iradesini temsil etmek üzere vekil ve temsilci olarak yarattığı, ilahî hükümranlığı gerçekleştirme görevini de verdiği insanın, dünya ve ahirette başarısı, Yaratana ve O’nun kainatı kendisi için yarattığı Resulüne itaat etmesine, boyun eğmesine bağlıdır. Ben Allah’a inanırım, Kur’an’a uyarım, Peygambere de inanırım ama sünnetine uymam demek mümkün değildir. Çünkü Peygambere itaat Allah’a itaattir. Peygambere isyan Allah’a isyandır.

Bir gün Peygamberimiz (sav) sahabeleri ile sohbet ederken, söz arasında “Bütün ümmetim cennete girecektir. Sadece ‘eba’ olanlar hariç” dedi. Sahabeler “Eba olan kimdir yâ Resülallah” dediler. Efendimiz “Kim bana itaat ederse cennete girer, kim bana isyan ederse işte o eba’dır” buyurdu.

Çorum’dan selam, sevgi, saygı ve dua ile.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
22°
parçalı az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 13 Ağustos 2020
İmsak 04:05
Güneş 05:42
Öğle 12:50
İkindi 16:39
Akşam 19:48
Yatsı 21:18

Gelişmelerden Haberdar Olun

@