26.12.2014, 01:06 37359

PEYGAMBER EFENDİMİZİN MÜBAREK SOYU VE NURU MUHAMMEDİSİ

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Yaratanımız her şeyden önce Peygamberimizin nurunu yaratmıştır. O, yaratılış itibariyle en evvel, gönderiliş itibariyle en sonra olan bir peygamberdir. “Cenab-ı Hak, ilk insan ve ilk peygamber olan Adem (a.s.)ı yaratınca O, başını kaldırıp Arş-ı Alaya baktı. Orada muazzam bir nur ile Ahmed isminin yazılı olduğunu gördü ve Ya Rab: bu nedir? diye sordu. Allah O’na; “ Bu senin soyundan gelecek bir peygamberin nurudur ki. O’nun ismi göklerde Ahmet ve yer yüzünde Muhammed’dir. Eğer O olmasaydı, seni yaratmazdım” diye buyurdu.
Bir gün Ashab’dan Abdullah bin Cabir (r.a.): “Ya Resulallah! Allah’ın her şeyden önce yarattığı şey nedir? Bana söyler misin?” diye sordu. Allah Resulü şu cevabı verdi: “ Allah her şeyden evvel senin peygamberinin nurunu yarattı. Bu nur Allah’ın kudreti ile dilediği gibi gezerdi. O zaman, ne levh-i Mahfuz, ne kalem, ne cennet, ne cehennem, ne melek, ne sema, ne arz, ne güneş, ne ay, ne insan ne de cin vardı. Semayı aydınlatan bu nur, önce Hz Adem (a.s.)’ın alnında parladı. Ondan sonra peygamberlerden biri birine geçerek, İbrahim (a.s.)’e intikal etti.” (Örnek ve önder insan Hz. Muhammed’in (a.s.) yaşadıkları ve yaşattıkları, s.50)
Gerçekten de, Peygamber Efendimizin soyu, Hz. İbrahim’e (a.s.) dayanmaktadır. İbrahim (a.s.), oğlu İsmail (a.s.) ile, Allah’ın emrine uygun olarak Kabeyi inşa ettikten sonra şöyle dua etmiştir. “ Ey Rabimiz! Neslimizden öyle bir peygamber gönder ki, O onlara ayetlerini okusun, Kitabı ve hikmeti öğretsin. Onları günahlardan temizlesin.” ( Bakara l29).
Yaradanımız bu duayı kabul ederek, İsmail (a.s.) ın soyundan Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) i gönderdi. Nitekim Efendimiz; “ Ben babam İbrahim’in duasıyım.” demiştir. (Salih Suruç peygamberin hayatı c1,s 18)
Efendimiz soyuyla ilgili olarak hadislerinde; “ Ben, Adem oğullarının yaşadığı asırlarda, dededen babaya intikal ettirilerek gönderildim. Nihayet içinde bulunduğum asra gelmiş oldum”, “ Allah; İbrahim’in soyundan İsmail’i, İsmail’in oğullarından Kinane’yi, Kinane’nin evlatlarından Kureyşi, Kureyş içinden de Haşim oğullarını seçti ve Ben’i de Haşim oğulları arasından seçti” buyurmuştur. (a.g.e.c 1,s 18)
Resulüllah Efendimizin 20. dedesine kadar uzanan nesep silsilesi şöyledir. Muhammed (a.s.), Abdullah, Abdulmuttalip( Şeybe), Haşim, Abdi Menaf ( Mugıre), Kusay, Kilab, Mürre, Ka’b, Lüeyy, Glib, Fihr, Malik, Nadir, Kinane, Huzeyme, Müdrike ( Almir), İlyas, Mudar, Nizar,Maad, Adnan. Peygamberimizin büyük dedeleri bunlardı. Nuru Muhammedi, dedelerinin yüzlerine sırası ile geçerdi. Her asırda Onun büyük dedesi kim ise, yüzünde parlayan nurdan anlaşılırdı. (a.g.e. C 1,SF. 18)
Rivayete göre Yahudi alimleri son bir peygamberin geleceğini biliyorlardı. Fakat bu peygamberin İsrail oğullarından gelmesini istiyorlardı. Hatta nur-u Muhammedi peygamberimizin soyunda, yani Kureyş'lilerde görülmeye başladığını anlayınca, bunu önlemek için onlara suikast düzenleyerek öldürmek istediler.
Nitekim Peygamberimizin büyük dedelerinden olan Haşim de bu nur görüldüğü zaman, Ona suikast düzenlemek için görevlendirilen iki Yahudi, Onun bir kervanla Şama gittiğini duyunca, iki Müslüman gibi gelerek, “Biz Efendimizi çok seviyoruz. İzin verilirse bu yolculukta, gidip dönünceye kadar, Ona hizmet etmek istiyoruz” diyerek kervana katıldılar.
Yolculuk esnasında bir konaklama yerinde su yoktu. İki Yahudi arayarak çok uzaktan su bulup getirdi. Bu soğuk suya zehir katarak, Haşim’in çadırına götürdüler. “ Biz aradık çok uzaklarda soğuksu bularak, efendimize ikram etmek için getirdik” deyip verdiler. Soğuk su hemen Haşim'e ikram edildi. Tam suyu içeceği zaman, bu iki adamdan başından buyana şüphelenen yakın korumalardan birisi, “ Efendim o suyu içmeyin” dedi. Suyu getirenleri bulup çadıra getirdi. Onlara, “ Bu suyu siz mi getirdiniz”? dedi. Aslında suikastçi iki Yahudi olan kişiler, “Evet efendimiz içsin diye, aradık çok uzaklardan bulup getirdik” dediler. O zaman onlara önce bu sudan siz için, sonar efendimiz içsin denilince, içmek istemediler. Zorla içince de, ikisi de orada hemen öldüler. Böylece peygamber Efendimizin nuru Muhammed'isini taşıyan büyük dedelerinden Haşim Yahudi suikastinden kurtulmuş oldu. Şüphesiz ki Allah , Habibini nurunu koruyacaktı, kimse buna engel olamazdı ve olamadı.( Hatemül Enbiya, O. Keskioğlu)
Hz. Muhammed’in baba ve anne tarafını inceleyen Nesep alimleri, Resulullah'ın en yüce bir soya sahip olduğunu beyan ederler. Peygamberimizin babası Abdullah'ın soyunun Hz. İbrahim'e kadar çıktığını, 20. dedesi Adnan'ın Hz. İsmail’in 12 oğlu arasından Nabit’in soyundan gelmiş olduğunu bildirmişlerdir.
Nesep alimlerine göre, Yüce Peygamberin annesi Amine Hatun, Zühre oğullarından Vehb’in kızıdır. Amine’nin nesebi de, Peygamber Efendimizin 5. dedesi Kılab’da aynı soyda birleşmektedir. (Hatemül Enbiya. O. Keskioğlu)
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), yaratılış itibariyle en evvel, fakat gönderiliş itibariyle de en sonra olan bir Peygamberdir. Nitekim Sahabelerin; “ Ey Allah’ın elçisi, peygamber olacağın Allah tarafından ne zaman kararlaştırıldı” diye sormaları üzerine Efendimiz; “ Adem Peygamber ruh ile ceset arasındayken.” diye cevap vermiştir.(Müslim)
Rahmet Peygamberi bir hadislerinde kendisi ile ilgili olarak mealen şöyle; “ Dikkat edin, gözünüzü açın; Ben, Allah'ın sevgilisiyim. Hamd sancağının kıyamet günü taşıyıcısı benim. Yine kıyamet günü ilk şefaat edipte, şefaati kabul olacak da benim. Cennet kapısının tokmağını ilk vuracak da benim. Allah’ın cennet kapısını yüzüne açıp da ilk cennete alınacak kimse de benim. Benimle birlikte fakir müminler de olacaktır. Ben gelmiş gelecek ve şimdiki insanların en üstünüyüm. Dikkat edin, gözünüzü açın, Ben bunları övünmek ve gururlanmak için söylemiyorum” buyurmuştur ( Ebu Davut ve Nesei)
Hz. Peygamber, Allah'ın hem kulu ve hem de Resulüdür. O; “Ben de sizin gibi bir insanım, sadece bana Allah’tan vahiy geliyor” buyurmaktadır. Evet, O içimizden bir peygamberdir. Çünkü Yüce Allah Onunla ilgili olarak; “ Ant olsun ki size, kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız O’na çok ağır ve güç gelmektedir. O üstünüze çok düşkündür. Müminleri cidden esirgeyici ve bağışlayıcıdır” buyurmuştur. ( tevbe 128) O halde ondan başka modelimiz, ondan başka örneğimiz, ondan başka önderimiz ve ondan başka liderimiz olamaz. O’na rağmen Onun yerine bir başkasını koymak, yanlışların ve hataların en büyüğü olur.
Günümüzde Müslüman'ım diyen fertlerin, ailelerin ve toplumların bütün sıkıntıları, Peygamber Efendimizi yeteri kadar tanımamaktan, Onun hayat tarzını çeşitli yönleriyle bilmemekten, Onun getirdiği ve insanlığın mutluluk reçetesi durumunda olan ilahi mesajları, prensipleri, kaide ve kuralları anlamamaktan ve Onu bırakıp başkalarını örnek ve model seçmelerinden kaynaklandığı inancındayız. Bu gün bütün insanlığın; can, namus ve mal güvenliğinden yoksun, huzursuz ve mutsuz bir hayata esir olmalarının nedeni de, kanaatimizce aynıdır.
Allah bütün müminlere; gerçekten İslamın güneşi ile aydınlanmayı, Kuranın nuru ile nurlanmayı, aşk-ı Muhammedi ile yanıp tutuşarak, Peygamberin gösterdiği nurlu yolda gidip hakkı ve hakikati bulmayı ve hem dünyada ve hem de ahirette mutlu ve bahtiyar olmayı nasip eylesin. (AMİN)
İzmir'den selam, saygı ve dua ile.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
19°
parçalı az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@