21.02.2014, 00:26 46889

PEYGAMBER EFENDİMİZ VE HILFULFUDUL (ERDEMLİLER) CEMİYETİ

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Peygamberimiz 20 yaşındaydı. Son Ficar harbinde çok kan dökülmüştü. Mekke’de asayiş bozulmuş, huzur diye bir şey kalmamıştı. Bu dönemde Mekke’de güçlüler zayıfları eziyor, haksızlıklar almış başını gidiyordu. Gerek Mekke yerlilerinin, gerekse Mekke’ye dışarıdan gelen turist ve tüccarların; mal, can ve namus güvenliği yoktu.Yağma ve çapul arapların adeti haline gelmişti. Kısaca Mekkede, bir azgın bir kudurmuş karanlık bir devir yaşanıyordu. Akraba akrabaya düşman olmuş, Kardeş kardeşi boğazlar hale gelmişti. Merhum Mehmet Akif’in ediği gibi, “ Dişsiz mi bir insane, onu kardeşi yerdi.”
Hırsızlık adeta meslek haline gelmişti. Mal adına ne bulunursa çalınıp aşırılırdı. Mekke’ye dışarıdan gelenlerin bazen malları ucuza alınıyor, bazen de hiç para vermeden gasp ediliyordu. Hatta dışarıdan gelenlerin yanlarında ki eşleri ve kızları ellerinden zorla alınarak Mekke’de alıkonuluyordu. Aciz ve güçsüzler her türlü fena muameleye maruz kalıyorlar, dertlerini anlatacak resmi ve gayri resmi bir merci bulamıyorlar, haksıza da karşı koyamıyorlardı.
Böyle bir dönemde Yemen’in Zebid kabilesinden birisinin, bir deve yükü malı gasp edilmişti. O da Ebu Kubeys dağına çıkarak uğradığı zulüm ve hakareti bütün Mekke’lilere yüksek sesle bağırarak duyurdu ve yardım istedi.
Mekke’nin aklı başında ileri gelenlerini, Haşim, Zühre ve Teym ailelerini, Peygamberimizin amcası Zübeyr bir araya getirdi. Mekke’nin yaşlı, zengin ve itibarlılarından olan Abdullah b. Cuda’nın evinde toplandılar. Hilful-fudul (Erdemliler) cemiyetini kurdular. Cemiyetin gayesi, Mekke’de ister yerli, ister yabancı olsun, zulme uğramış kimse bırakılmayacaktır. Bu işe, denizlerin suyu kalmayıncaya, Hıra ve Sebir dağları yerlerinden silinip gidinceye ve Kabede ibadet ortadan kalkıncaya kadar devam edilme kararı alındı. Rasulü Ekrem Efendimiz de 20 yaşında bir delikanlı olarak bu asıl duygularla ve güzel gayelerle kurulan cemiyete davet edilmiş, kaydolmuş ve aktif görev almıştır. Hatta, Peygamber olduktan sonra bile, “ Eğer öyle bir ortamda öyle bir davet alsam bu günde oraya kaydolurdum” buyurmuştur.
Hz. MUHAMMED’İN EBU CEHİL’E İLK KARŞI KOYMASI
Şefkat Peygamberi, Hilful fudul cemiyeti üyesi yirmi yaşlarında bir delikanlıydı. O günlerde Mekke’ye ürettiği malını satmaya gelen bir yabancının malına Ebu Cehil, değerinin çok altında fiyat vermiş, adam da malını o fiyata vermemişti. Fakat Ebu Cehil’in korkusundan kimse daha fazla para verip bu malı almıyordu. Adam malını değer fiyatından satamadığı için mağdur olmuştu. Bunu duyan Muhammed’ül Emin pazara gitmiş, adamın malını değerini vererek satın almış ve Ebu Cehil’e rağmen adamı mağduriyetten kurtarmıştı. Ve bu olayla Efendimiz ilk defa Ebu Cehil’e karşı koymuş oluyordu.
Bir gün, Ebu Cehil’e iki yıl önce veresiye yüklü miktarda mal satan ve hala parasını alamadığı için mağdur olan bir yabancı tüccar, Hilful Fudul cemiyetine gelerek derdini anlattı ve şikayette bulunarak yardım istedi. Oradakiler tüccara; “ Muhammed-ül Emine git ve derdiniO’na anlat” dediler. Adam Efendimize derdini anlatınca, Peygamberimiz tüccarı yanına alarak Ebu Cehil’in evine gitti. Bunu gören birçok Mekke’li de oraya gelerek geriden olacakları seyretmeye başladılar. Herkes Ebu Cehil’in Peygamber Efendimize neler yapacağını görmek istiyordu. Efendimiz kapıyı çaldı. Ebu Cehil kapıyı açtı. Rasulullah, durumu anlatarak, “ Bu adamın parasını hemen getir ver” dedi. Ebu Cehil içeri girdi, parayı getirerek adamın borcunu ödedi. Efendimiz adamı da alarak oradan ayrıldı. Olayı seyredenler dışarıda; “ Yazıklar olsun sana, senin şanına ününe, yirmi yaşındaki Muhammed’in korkusundan dediklerini yaparak mağlup oldun. Ondan korktun, hani senin şanın şöhretin nerde kaldı, yoksa bizim bildiğimiz, herkesin korkusundan titrediği Ebu Cehil öldü mü ” diye bağırıyorlardı.
Ebu Cehil dışarı çıktı, bir türlü dağılmayıp bağırarak kendisini ayıplayanlara dedi ki; “ Şunu bilin ki, ben Muhammed’ten korkmuş değilim. Muhammed Kapımı çalınca evimde bir zelzele başladı, kapıyı açmayacaktım amma, ev başımıza yıkılacak diye korktuğum için kapıyı açmak zorunda kaldım. Muhammed bana; “ Bu adamın sende alacağı varmış, hemen getir ver parasını” dediğinde, ben parayı vermeyecektim amma, o esnada Muhammad’in sağ ve sol omzundan başlarını uzatmış ağzı köpüklü iki azgın deve, parçalayacak gibi bana bakıyorlardı, eğer borcumu ödemezsem bunlar beni de belki hane halkımı da ezip öldürürler diyerek koktum ve adamın borcunu ödedim, yoksa ben Muhammed’ten korkmuş değilim” dedi. Ve halk oradan dağıldı. Böylece Peygamber Efendimiz, Allah’ın izni ve yardımıyla Mekke’lilerin karşı konulmaz sandıkları Ebu Cehil’i ikinci defa mağlup etmiş oldu. Artık halk onun yenilmez bir insan olmadığı kanaatine vardı.
Hz. MUHAMMED’İN KABE HAKEMLİĞİ,
İlk defa Hz. İbrahim (a.s.) ile oğlu Hz. İsmail (a.s.) tarafından Allah’ın emir üzerine yapılan Kabe, tarihi boyunca zaman zaman küçük ve büyük onarımlar geçirmiştir. Kabe ilk yapıldığında üstü açıktı. Yağan yagmurlar içeriden ve dışarıdan duvarların zarar görmesine sebep oluyordu. Kabenin ilk çatısı, Peygamber Efendimizin ecdadından Kusay b. Kılab tarafından, Kabe yeniden inşa edilirken yaptırılmıştır.
Kabenin içinde bir kuyu vardı. Burası hazine anbarı gibi kullanılıyor, Kabeye gelen hediyeler buraya konuyordu. Yagmur sularının Kabenin bir kısım duvarlarını yıktığı bir sırada, korumasız kalan bu kuyudan hırsızlar bir şeyler çalmıştı. Bu yüzden Kureyşliler Kabeyi yeniden yapmaya karar verdiler.
Kabenin bu oarımı, Peygamber Efendimizin gençliği döneminde yapılmıştır. Bu onarımda Kızıl denizde Cidde yakınlarında kazaya uğrayan bir rum tacirine ait geminin keresteleri, bu maksatla Ciddeye gönderilen Velid b. Mugire tarafından satın alınarak Kabe’nin inşaatında kullanılmış, hatta o sırada orada bulunan yunanlı bir mimar da Mekke’ye getirilerek, inşaata nezaret etmesi sağlanmıştır.
Bu büyük onarım esnesında, Kureyşli aileler arasınada “ Hacer-i Esved’i” yerine koyma konusunda anlaşmazlık çıkmış, sen koyacaksın, ben koyacağım darken kan dökülmek üzere iken, Mekkenin ve Kureyşin en yaşlısı olan Ebu Ümeyye b. Mugire; “ Durun, kavga edip kan dökmekle elinize bir şey geçmez. Yarın sabah Safa kapısından girecek elk zatın hakemliğini Kabul edin, hakem nasıl isterse ihtilafı öyle çözelim, nedersiniz?”dedi, teklif kabul edildi.
Sabahleyin Kureyş ileri gelenleri, Safa kapısından ilk girecek zatı beklerken, Hz. Muhammed’in geldiğini görünce hepsi sevindiler. Çünkü O’na, “ El emin” diyorlardı. O’nun doğruluğundan, dürüstlüğünden ve tarafsılığından emindiler ve O’na güvenliyorlardı.
Durum Hz. Muhammed’e anlatılınca O, bir kilim istedi, kilim getirildi. Herkes ne yapacağını merak ederken,Hz. Muhammed kilimi yere serdi. Hacer-i Esved’i kilimin üzerine koydu. Her kabileden bir kişi seçti. Bu kişilere kilimden tutmalarını rica etti. Herkes kilimden tuttu, böylece Hacer-i Esved’i yerine koyma konusunda herkes ortak şerefe nail olmuş oldu. Taşı konacağı yere kadar kaldırdılar. Hz. Muhammed taşı kendi eliyle yerine yerleştirdi. Böyle basit fakat kimsenin aklına gelmeyen bir yöntemle hem kavga önlenmiş ve hem de, her kabile Hacer-I Esvet’in yerine konmadaki şerefe nail olmuş oldu.
Efendimizin bu hakemlik olayı, O’nu Mekke halkı karşısında onurlandırmış, halk nezdinde saygınlığının ve güvenirliliğinin daha da artmasını sağlamıştı. O artık halkın gözünde, toplumsal olaylarda da, millete önderlik yapacak, halkın ihtiyaçlarının karşılanması için tedbirler üretecek ve sosyal olaylarda önderlik yapacak güvenilir bir lider olma kapasitesine sahip bir kişi olmuştu.
Bu tamirde Kabenin içine altı sütun yapıldı, yüksekliği on sekiz ziraya çıkarıldı, dama çıkmak için içine merdiven yapıldı ve Hubel isimli putta içeri yerleştirildi. Kabenin üzrine tavan yapıldı, malzeme azlığından “Hatim” de dışarda bırakılarak alçak bir duvarla çevrilmiş ve bu günkü halini almıştı.
Allah bütün inananları Peygamberimizin şefaatına nail eylesin.
Ankara’dan selam, saygı ve dua ile.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
14°
parçalı bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 31 Ekim 2020
İmsak 05:36
Güneş 07:01
Öğle 12:29
İkindi 15:19
Akşam 17:47
Yatsı 19:07

Gelişmelerden Haberdar Olun

@