18.08.2014, 20:06 535

PEYGAMBER EFENDİMİZ VE DÜNYA MALI -2

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Bazen bir ülke savaşmadan ele geçirilir, oradan da ganimet mal ve icabında arazi elde edilir. Bunun gibi gayri Müslimlerden haraç, cizye, ticari mal, vergi ve diğer bazı gelirler temin edilir ki bunlara da “FEY” denir fıkıh literatüründe. Fey, devlet geliri demektir. Bu gelir şekli, Peygamber Efendimizin döneminden itibaren gelişmeye başlamış, Hz. Ömer (r.a) devrinde ise daha da gelişerek kurumlaşmıştır. İslam hukukçuları, ister menkul ister gayrimenkul olsun, gayri Müslimlerden barış yoluyla elde edilen bütün gelirlerin “Fey” olduğu konusunda ittifak etmişlerdir.(Dini Kavramlar sölüğü “fey” bahsi)
Savaşlarda elde edilen menkul ganimetler usulüne uygun olarak dağıtılır. Gayrimenkuller ise
Devlet başkanı tarafından dağıtılır veya geri sahiplerine verilir. Böyle iade hallerinde bu topraklardan vergi alınır ki bu da “Fey” dir. Hatta Hanefilere göre, gayri Müslimlerden alınan hediyeler de “ Fey” dir.
İlgili ayetlte Yüce Allah; “ Allah’ın onlardan ( mallarından) Peygamberine verdiği ganimetler için, at ve deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah Peygamberini dilediği kimselere karşı üstün kılar. Allah her şeye kadirdir.” buyurmaktadır.
Medine’ye iki mil uzaklıktaki Nadir oğullarına karşı, yaya olarak sefere çıkılmış, hiçbir zorlukla karşılaşmadan ve kayıp verilmeden arazi ele geçirilmişti. Bu arazi yukarıdaki ayetin hükmünce Peygambere ait kabul edilmiş, O da bunu kendisinin ve ailesinin geçimi ve bazı askeri harcamalar için elde tutmuş ve bir kısmını da ashabından bazılarına dağıtmıştır.
Konu ile ilgili olarak haşir suresinin müteakip 7. Ayetinde de; “ Allah’ın fethedilen ülkeler halkından Peygamberine verdiği ganimetler; Allah, Peygamber, yakınları, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Böylece o mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir devlet olmaz. Peygamber size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan da sakının, Allah’tan korkun, çünkü Allah’ın azabı çetindir” buyrulmuştur.
Görüldüğü gibi bu iki ayet, İslam Devletinin gelir kaynaklarını yani “FEY” i hükme bağlamıştır. Efendimizin mal varlığı da bu hükmün içindedir. Düşmandan silah kullanılmadan elde edilen bu gelirler, kamu yararı gözetilmek şartıyla ve herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmaksızın, asker ve memurun maaşları, savunma giderleri ve bayındırlık işleri v.s. gibi devletin yapması gereken bütün hizmetlere sarf edilir.
Peygamber Efendimiz elde edilen arazilerin gelirlerini tamamen tasadduk etmiş, irtihal buyururken de geride kalanlarına miras olarak bunlardan hiç bir şey bırakmamıştır. Konu ile ilgili olarak Peygamber Efendimiz, Hz. Aişe validemizin rivayet ettiği bir hadislerinde ; “ Biz miras bırakmayız, bizim geride bıraktığımız her şey, sadakadır” buyurmuştur.
Ebu Hureyre’nin rivayetine göre Peygamber Efendimizin irtihalinden sonra, Hz. Fatim’e Validemiz Halife Hz. Ebu Bekir’e gelerek, “ Sen ölünce malın kime miras kalır” diye sormuş. Hz. Ebu Bekir, “ çoluk çocuğuma” diye cevap vermiş, kendisine sorulan bu sorunun amacını anladığı için de, ilave etmiş, “ Ben Peygamber’in, “ Biz miras bırakmayız, biz ne bırakırsak onların tamamı sadakadır” dediğini duydum. Ancak ben Peygamberimizin geçimini sağladığı kişilerin geçimlerini sağlayacağım ve O’nun nafaka verdiği kişilerin nafakaların da vereceğim” demiştir.,
Efendimiz vefat edince geride kalan malları siyercilere göre şunlardır.
Elbisesi, 2 adet kilim, birkaç su kabı, içinde yıkanılan bir tekne, bir çarşaf, tarak, makas ve misvak gibi şahsi eşyaları, kılıç kalkan mızrak ok ve miğfer gibi silahları, ayrıca ganimetlerden hissesine düşen Fedek arazisinin yarısı, Ümmül Kuranın üçte biri, Haybereden hissesine düşen beşte bir ve Beni Nadirden kalan bir kaleden ibarettir.
Peygamber Efendimiz bu gayrimenkullerden eşlerine hisse ayırdıktan sonra geri kalan tamamını Müslümanlara tasadduk etmiştir, bütün mal varlığını nesi varsa devlete ve millete bırakmıştır. (Hatemül Enbiya s:439 ve Tirmizi Şemail s:149)
Allah dünyalık mal mülk edinme ve onların tasarrufu konusunda da O’nu örnek alanlardan eylesin bizleri. Peygamber Efendimizin şükrünü ifa edememe gibi bir korkusu olamadığı halde dünya malı kazanma ve onu sarf etme konusundaki titizliği bize örnek olmalıdır. Çünkü şükrü ifa edilmeyen dünya malı insana dünya saadeti temin etse de ahrette ki felaketine sebep olur. Şükrü ifa edilen mal, hem dünya ve hem de ahret saadetini temin eder insana.
Allah bizler kendine gerçek kul, sevgili habibine layık ümmetlerden eylesin. Mahşeri kübrada Allah’ın izni ile O’nun şefaatine nail eylesin.
Ankara’dan selam, saygı ve dua ile.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
14°
parçalı az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 04:59
Güneş 06:24
Öğle 12:37
İkindi 15:59
Akşam 18:40
Yatsı 19:59

Gelişmelerden Haberdar Olun

@