Öncelikle belirtilmelidir ki Osmanlı Devleti’nde düzenleyici kurum şeriat olarak bilinir, bundan dolayı şer’i kanunlar ön planda tutulurdu.

Şeriat kavramından bahsedecek olursak, dini kuralların, yaptırımların ve hadislerin, toplumsal yaşamı düzenlemesi esasına dayanan, yönetimi İslam temellerine dayandıran kurallar bütünüdür. Buradan çıkan sonuç ise tüm bu olguların “İslam Hukuku” adı altında toplanmasıdır. Fakat bu durum sadece kutsal kitapla değerlendirilmemelidir. Hz. Muhammed’in söz ve davranışlarına dayalı bir eksen oluşmaktadır ki, sınıf ayrımı olmamasının sebebi buradan anlaşılabilir.

İslam Hukuku’nu ele aldığımızda “kölelik” kavramı soyut ve anlamsız kalır. Osmanlı da bu durumun gereği olarak köleliğe ihtiyaç duymamıştır.

Fakat ayrıntı gibi görünse bile, kimi zaman köle ticaretinin bulunduğu gerçeği de tamamen gözden uzak tutulamaz.

Kölelerin ticari anlamında kullanılmasının asıl sebebi, kölelik kavramını yaygın olduğu -genelde Batı- ülkelerindeki bu anlayışın en aza indirilmesini, çürütülmesini sağlamaktı. Bu amaç doğrultusunda köleleri satın alma yoluna gidilirdi. Uygulamanın amacı belirttiğimiz gibi o bölgelerdeki kölelik anlayışına son verip şer’i hukukun gereğini uygulamaktı. Nitekim Kanuni Sultan Süleyman bu amaçla satın aldığı kölelere devlet kurumlarında dahi görev verebilecek şekilde kanunlar yapmıştı.

O günün şartlarında Batı’ya baktığımızda ise, köle ticareti çok acımasız biçimde yapılıyor, kölelere sert davranılması olağan sayılıyordu.

Osmanlı, hiç kuşkusuz kölelere karşı çok daha ılımlı ve insanca yaklaşıyordu. Köleyi korumak ve yaşam alanı bırakmak esastı. Hatta, köleye köle gözüyle de bakılmaz, her türdlü ihtiyacı karşılanırdı.

İstanbul’da bulunan “Köle Pazarı” bu durumu gelir kaynağı olarak kullananlar için kurulmuştu. Sonradan bu pazarların yasaklanmasına rağmen, birtakım loncalar gizliden satışı sürdürmüşlerdir. Ticaret 1908 yılında çıkan bir kanunla tamamen engellenmiştir. Yine o dönemde köle alım-satımı için alıcı-satıcı belgeleri de mevcuttu.

Peki bu satın alınan köleler ne için kullanılırdı? Erkek olanlar genelde kürekçi olarak ordu için asker konumunda ya da devlet hizmetinde görev almaları için eğitime gönderilirdi. Kadınlar ise satın alım sonunda “cariye” adını alır, sarayda çalışması istenir, ayak işlerinden sorumlu tutulabilirlerdi.

Bazen de satın alan kişi köleyi ailesine teslim edebilir ya da evlenebilirdi.Çocuk olanlar da ev yaşamı için terbiye edilir, satarken daha alımlı göstermek için satıcılar çıplak satışa çıkarmaktan çekinmezlerdi.Sarayda çalışan bu kölelerin kaderini bazen de doğurdukları çocuğun cinsiyeti belirlerdi.Erkek çocuk sahibi olanlar has tayin edilme şansına sahipti.Yani Osmanlı’da köle ticareti bulunsa dahi kölelik kavramı bulunmazdı.Zaten bu kavram Osmanlı’ya ait bir gelenek de değildi.

Yönetim sistemine göre böyle bir durumda sınıf ayrımı da düşünülemez.Batı’da yoğun olan bu durum Osmanlı Devleti’nde hürriyete kavuşturma temeline dayandırılırdı.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner251