22.12.2010, 00:00 354

ORTA ASYA'YI YENİDEN KEŞFETMEK !

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Orta Asya'ya uzun yıllar hükmeden Rusya’nın, 1917’de kendi içindeki huzursuzlukları ve ayaklanmaları bastırdıktan sonra tamamen ele geçirdiği Türkistan’ı ikiye bölerek Doğu Türkistan’ı Çin Halk Cumhuriyeti’ne bıraktığını, Batı Türkistan’ı ise aralarındaki Türkçe lehçe farklarını bahane ederek Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan , Özbekistan ve  Tacikistan olarak parçalara böldüğünü geniş bir şekilde bir önceki yazımda anlatmıştım.

Türkmenistan’ın tarafsızlığının 15. yıldönümü kutlama konferansında “Orta Asya’yı Yeniden Keşfetmek” başlıklı bir makalenin önemli hususlarını dinleyicilerle paylaştım. Bu makale Amerika'nın tanınmış üniversitelerinden biri olan John Hopkins Üniversitesi Orta Asya Kafkasya Enstitüsü Müdürü Prof Frederick Starr tarafından hazırlanmıştır. Kendisi Türkiye'de arkeolojik kazılar yapmıştır..

*     *     *

''Orta Asya bir zamanlar ‘bin şehrin ülkesi’ idi ve dünyanın en ünlü bilim adamları, şair ve felsefecilere ev sahipliği yapıyordu. Bugün çoğunlukla sorunlu bir bölge olarak görülmektedir. Orta Asya’nın geleceğini hayal edebilmek için onun olağanüstü geçmişine doğru gitmemiz gerekir.

26 yaşında Abu al-Rayhan al Biruni veya al-Biruni (973-1048) Aral Denizi yakınında yaşadı. Coğrafya, matematik, trigonometri, astronomi gibi birçok alanda çok başarılı oldu. Onun emsali olan Abu Ali Sina veya İbni Sina (980-1037), Buhara şehrindendi. Tıp, felsefe, fizik, kimya, astronomi ve müzik gibi birçok alanda çalışmalar yaptı. İbni Sina’nın tıp kitabı Latince’ye çevrilince , Batı’da modern tıbbın başlangıcını sağladı. Bu iki kişi bugün Antik(eski) ile Rönesans arasında en büyük bilimsel akıl olarak düşünülmektedir.

Bugün, çoğunluk bu dahileri Arap olarak bilmektedir. Bu anlaşılabilir çünkü her ikisi de Arapça yazmıştır. (Farsça da yazdılar) İngilizce yazan bir Japon İngiliz olamayacağına göre, Arapça yazan kişi de Arap değildir. Bunlar etnik olarak İran’lı ya da Türk dahilerdi. Orta Asya’dan gelen bu dahiler, matematik, astronomi, tıp, jeoloji, linguistik (dil bilimi), siyaset bilimleri, şiir, mimari ve teknoloji dalında çok başarılı oldular. 800-1100 yılları arasında, bu bilim adamları, sanatçılar ve düşünürler, bölgelerini dünyanın entelektüel merkezi haline getirdiler.

Bugünkü durumu, çöl, dağlarla kaplı olan Çin, Pakistan, İrani Rusya ve Hazar Denizi arasındaki bölge başka bir gücün olduğu geniş alandır. Fakirleşmiş Afganistan’da, ABD kuvvetleri Taliban ile savaşmaktadır. 150 yıl kadar önce Rusya bölgenin çoğunluğunda kolonileşti. Rusya okuma yazmayı artırırken, dini ve laiklik konularında özgür düşünceyi engellemiştir. Bölge için 1991’de beş bağımsız devletin kuruluşu ve Rusya’nın yıkılışı  önemlidir.

Güzel geçmişlerini geri kazanabilirler mi? Astronomide dünyanın çapını son yüzyıllardaki doğru değere çok yakın şekilde tahmin etmişlerdir. Kimyada da başarılı oldular. 1871’de Mendelev’in geliştirdiği Periyodik Tablo’daki yakın elementleri gruplandırdılar. Teknolojide rüzgar değirmenleri, hidrolik makinaları bulmuşlardır. Bunların etkileri batıya, Orta Doğu ve Avrupa, doğuya Çin’e yayılmıştır.

Bağdat’ta da Arap bilim adamları vardı(Ibn _al-_Haytham yaklaşık 965–1040). Leipzig'li Heinrich Suter yüzyıl önce bu ‘Arap’ bilim adamlarının ya Türk ya da İran’lı olduğunu söylemiştir.matematikci ve astrolog Mukhammad ibn Musa _al-_Khorezmi (yaklaşık MS. 780–850), _al-_Biruni'nin olduğu gibi Özbekistan -Türkmenistan bölgesindendi.Bugün “al-Khorezmi.” Algoritması,bir çok buluşa esas teşkil ettiği gibi bugün yazmış olduğu matematik  kitabı aynı isimle bilinmektedir.Abu Nasr al-Farabi (872-961) Aristotle’ın ahlak analizi üzerinde çalışmış ve bu çalışmaları Thomas Aquinas dışında tüm Batı’lı düşünürleri geçmiştir ve üstündür.. Bu kişi, bugün Kazakistan olan bölgedendi ve Arap değil bir Türk’tü.

Orta Asya’dan, Orta Doğu’ya olan bu beyin göçü, Yunan bilgisinin Roma’ya kayışını hatırlatır. Orta Asya bilim adamları , Bağdat’a gidiyorlardı.

Orta Asya’daki beş bağımsız Türk devleti, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan ve Türkmenistan’dır. En önemli şehirler: Afganistan’da Balkh, Herat ve diğerleri. İran’da Horasan. Balkh, Afganistan’ın başkentiydi. Zengin zamanlarında, Paris ve Roma,  Beijing ve Delhi'den daha büyüktü. İçmesuyu, hamam ve birçok büyük sarayları vardı.      

Orta Asya, Avrasya kültürlerinin birleştiği bir noktaydı. Buna İpek Yolu deniyordu. Cam, ipek ve kağıt her yere gitti. Beşyüz yıl boyunca , Orta Doğu ve Avrupa’dakiler Semerkant’tan gelen kağıdı en iyi olarak gördüler. İpek, bugünkü Özbekistan’ın Fergabe bölgesinden geliyordu.Tüccarlar, dini de taşıdılar. Yunanlılar İskender zamanında (356–23 BC) kendi mezhepleriniAfganistan’a getirdiler. Yahudi toplulukları kuruldu. Arap orduları, İslam’ı 7. yüzyılın sonunda getirdiler. Birçok Orta Asya’lı müslüman oldu.

Orta Asya’nın kültürel enerjisinin en büyük patlaması Selçuklu Türkleri altında gerçekleşti. (1037) İki kubbe yapımı bu aşamada gerçekleşti. Daha sonra bu sistem  ABD’de Amerika Senato binası’nda kullanıldı.

Orta Asya’nın bu büyük dönemi neden söndü? Burada en önemli açıklama olarak Moğol İstilası’na dikkat çekilmektedir. Bunu Cengiz Han, 1218’de başlattı. Büyük şehirleri yağma ettiler. Buna karşı üç karşı görüş vardır.

1-Şehirlerin birçoğu ticaretle yeniden kalkındılar.

2-Moğolların fethi, Büyük Orta Asya ile hem Avrupa hem de Asya’nın geri kalanı arasındaki ilişkileri artırdı. Çünkü istila sonrasında, gümrük ve tarifeler kalktı. Marco Polo, Afganistan’dan Çin’e giderken bir vize aldı.

3-Moğollar, bağımsız düşünceyi baskı altına alamadı. Merv’de 12. yüzyılda birkaç düzine kütüphane(birisinde 12000 kitap vardı), Buhara’da elliden fazla doktor vardı.

Bu düşüşe neden Moğollar değilse kimdi? Bu harika, eski şehirler bugün bakımsız hale gelmiş çöllerde kalıntılar kalmıştır. Buna neden, iklim ve ekolojik değişiklik denilse, o da geçerli değil.

Bu düşüş için 4 neden görülmektedir:

1-Birinci ve en önemlisi hiçbir şeyin sonsuza kadar kalmayacağı gerçeğidir. Atina yüzyıl, Rönesans şehirleri yüzyıl yaşamıştır. Doğal ve kaçınılmaz olan şudur ki düşüş en yüksek noktada başlar. Bölgede, 1100 yılı itibariyle çöküş başlamıştır.

2-Din: İslam’la birlikte yaratıcılık 800-1100 yılları arasında gelişti. 1100’de inanç bütünlüğüne ulaşıldı.İran ve Türk Orta Asya’da Arap dünyasında olduğu gibi dinle birlikte özgür düşünce ve hümanizm uygulanacaktı.

3- Üçüncü neden İslam dininde Suni ve Şii ayrımıdır. Bu ayrım, Hazreti Muhammed’in ölüm zamanındadır. (MS 632)  Suniler, Mısır dışında her yere hakimdi.

İbni Sina, Şii idi. Nizam al Mülk (1018-92), Selçuklu İmparatorluğu’nda vezirdi.Bu dönemde Şiiler ile savaş vardı. Çok iyi bir yönetici olan Nizam al Mülk,  medereseler açarak bilimin ve Sunni İslam’ın yayılmasını istemiştir. Abu Hamid Muhammad ve al Ghazali de çok önemlidir. Bu iki kişi, Orta Asya’da özgür düşüncenin yayılmasını sağlamışlardır.

 

Orta Asya, dünyanın gözünden 1100’den sonra kaybolmamıştır. 14.yüzyılda Timur, Delhi’den Akdeniz’in doğu kıyılarına kadar olan bölgeyi ele geçirmiştir. Semerkant’ı yeniden inşa etmiştir.

Ancak, Orta Asya hiçbir zaman 800 ile 1100 yılları arasındaki ihtişamını geri kazanamamıştır. Yüksek yerel gümrük tarifeleri altın yumurtlayan tavuğu kesmiştir. Din de düşünürlere engel olmaya başlamış ve bu yüksek kültürlü bölge yalnız ve tozlu hale gelmiştir.

Orta Asya Bölgesi ve Afganistan’ın, dört veya beş nükleer güç arasında bulunması konuların çözümü için yardım etmiyor. Bölge, Sovyet ve Taliban yönetiminden geldiği için bölgede bugün önemli gelişmeler olmakta ve ticari yollar gelişmektedir. Hintli ve Koreliler orada durmaktadır. 6 ülke ve birçok uluslararası kuruluş Avrupa, Çin, Hindistan ve Orta Doğu’yu bağlayacak otobanlar yapmaktadır. Ancak bu gelişmeler tam görülmemektedir. Gelecek on yılda, Avrupa ve Çin arasındaki yolların açılması ve Afganistan’ın içinden geçerek Arab Denizi, Hindistan ve Güneydoğu Asya’ya ulaşacak yollar ve Orta Doğu,Çin ve Hindistan’ın bağlanması tüm Avrasya bölgesini yeniden yapılandıracaktır.Bu da altın çağının ticari yollarını başlatacaktır.

Ayrıca 1991 ile 2001 yılları arasında Orta Asya’nın açılması bölgeyi entelektüel olarak değişime uğratmıştır. Onbinlerce öğrenci, deniz aşırı ülkelere okumaya gitmiştir. Kazakistan ve Özbekistan devletleri bu öğrencilerin okuması için ödenek ayırmıştır. Bunlar ülkelerine döndüklerinde modern bilgileri getirecektir. Gelecek on yıllarda bu genç bay ve bayanlar toplumlarında lider pozisyonuna ulaşacaklardır. Özgür düşünce üzerindeki Rus baskısını ve ülkedeki fırsatçılığı kabul etmeyeceklerdir. Afganistan Milli Üniversitesi, yeni açılan Amerikan Üniversitesi ve binlerce okul açılmaktadır.

Bu genç insanlar “Biz kimiz?” diye soracaklardır. Onlara Orta Doğu, Batı ve Beyaz Saray Müslüman olduklarını söylüyor. Bazıları ise etnik orijin olarak Kazak, Tacik veya Özbek olduğunu söylüyor.

Bu etnik kimlikler gerçek olabilir ama ortaya çıkan jenerasyonun ufkunu daraltmaktadır. 300 yıllık geleneklere göre bilgi ve akıl etrafında kurulmuş toplum bölgeyi entelektüel bir merkez haline getirmiştir.

Bölge, ticari bağlantıların tekrar açılması, daha açık sınırlar, gümrük tarifelerinin indirilmesi için çalışmalar yapılmalıdır. Serbest ticaret bölgeleri çok önemlidir.

Orta Asya’nın böyle gelişmesi uzak bir ihtimal olarak görülmektedir. Fakat bölgedeki devletlerde de İbn Sina ya da ab-Biruni gibi entellektüel olarak açık fikirli insanlar vardır. Ancak bu geleceğe ulaşmak imkansız değildir çünkü bölgenin çok zengin bir mirası vardır ve geçmişten ders alınmaktadır.

Bölgeyi Putin’in söylediği gibi “ilgilendiğimiz bir bölge”, ya da Çin’lilerin dediği gibi “hammadde kaynağı” ya da ABD’nin gördüğü gibi “Kabil’e giderken yakıt alma merkezi “ olarak görmek yeterli değildir. Bunun yerine bu bölgedeki insanların DNA’sında büyük imparatorlukları yönetmek ve medeniyetlerin arasında bir bağlantı olduklarını belirtmek gerekir. Böyle bir yaklaşım her iki tarafın beklentilerini artırır ve bölgenin uluslararası taraflarının bölgeyi jeopolitik oyunun bir unsurundan daha ileri bir şekilde görmelerini sağlayacaktır.

Bu kolay olmayacaktır fakat Orta Asya’nın geçmişi hakkında derin bir bilginin elde edilmesi başlangıç olarak önemli bir aşamadır.”

*     *     *

Temennim ,Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan olarak parçalara bölünmüş bir gün Batı Türkistan olarak birleşmeleri ve daha sonra da tüm Türkistan’ın tarihte olduğu gibi birleşmeleridir.

Ben de Prof. Starr gibi bölgedeki insanların DNA’sında büyük imparatorlukları yönetmek ve medeniyetleri kurmak özelliklerinin olduğuna inanıyorum.

İstanbul,20 Aralık 2010

Rediscovering Central Asia,  S. Frederick Starr

Clipped from: http://www.wilsoncenter.org/index.cfm?fuseaction= wq.print&essay_id=545818&stoplayout=true
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
21°
az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 18 Eylül 2020
İmsak 04:52
Güneş 06:17
Öğle 12:39
İkindi 16:07
Akşam 18:52
Yatsı 20:12

Gelişmelerden Haberdar Olun

@