04.11.2015, 00:01 750

ONBAŞI NEZAHAT KURTULUŞ SAVAŞI KAHRAMANI

Salim SAVCI

Salim SAVCI

Ben, cesur bir komutanın kızıyım. 9 yaşımdayken annemi kaybettim. Çok üzüldüm. Babam beni karşısına aldı:
-Biricik güzel yavrum. Her insan dünyaya gelir. Bir gün de, bu nedenle bir dünyadan ayrılır. Geride kalanlar yaşamlarını sürdürürler. Şimdi biz de baba-kız olarak yaşayacağız. Vatanımızı düşmandan korumak için cepheye gidiyorum. Seni de teyzenin yanına göndereceğim. Çünkü orada daha üvencede olacaksın, dedi. Ben de:
-Babacığım, ben senden uzakta yaşayamam. Siz aynı zamanda benim annem de sayılırsınız. Ben sizinle gelmek istiyorum. Çünkü ben, ancak düşmanı vatanımızdan kovarsak güvencede olabilirm. Evet ben bir çocuğum ama vatanımı kurtarabilmek için elimden geleni yapmak istiyorum. Ne olur, beni anlamaya çalış babacığım, dedim.
Babam, beni çok sevdiği için haklı buldu. Kararlı oluşum da babamın hoşuna gitti. Beni de yanına aldı. Babamla birlikte at sırtında cepheye gittim. Orada bir asker gibi elimden gelenleri yapmaya başladım. Asker amcalara mermi, su, ilaç taşıdım. Onların kalplerine girdim. Her asker amcanın kardeşi, kızı oldum. Hizmette kusur işlemedim. Bazen de asker amcalara kendime göre moral verdim. Bazen de onları güldürdüm. Bu nedenle asker amcalar beni çok sevdiler. Kendilerinden bir parça saydılar.
Bu arada babamın görev yeri değişti. Ankara’ya çağırıldı. Babam 70. alayın komutanı oldu. O günlerde düşman Ankara yakınlarına kadar gelmişti. Babam komutan olarak asker amcalara eğitim veriyordu. Ben de onları büyük bir dikkatle izliyordu. Hatta onların yaptıklarını taklit ediyordum. Bu arada ata binmeyi, kendimi korumayı da öğrendim.
Aradan epeyce zaman geçti. Bir şafak vakti, düşman saldırıya geçti. Düşman askerinin çok fazla olduğunu biliyorduk. Asker amcalarımın zor durumda kaldıklarını görüyordum. Bazılarının da geri çekilmeyi düşündüklerini seziyordum. Cepheyi terk edersek savaşı yitireceğimiz kesindi. Hemen atıma atladım. Geri çekilmeyi düşünen asker amcaların önüne çıktım. Şöyle haykırdım:
-Asker amcalarım, eğer düşmanı durduramazsak her şeyimizi kaybederiz. Arkadaki ailelerimizi bile koruyamayız. Hatta çocuklarımızın yüzüne bakamayız. Düşmanı durdurmamız şart, dedim.
Asker amcalar benim konuşmamdan, cesaretimden etkilendiler. Kendilerini topladılar. Düşmanın ilerlemesini durdurdular.
Düşman, bizim cesaretle vatanımızı savunduğumuzu görünce fazla dayanamadılar geri çekildiler. Bu başarımdan dolayı bana onbaşı rütbesi verildi. Asker amcaların Onbaşı Nezahat’ı oluverdim.
İşte Kurtuluş Savaşı, bu azimle 7’den 70’e bu ruhla savaştı, Kurtuluş Savaşını kazandı. Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kurdu. Mustafa Kemal Atatürk’ü de Meclis Başkanı yaptı. O tarihte Onbaşı Nezahat 12 yaşındaydı.
Kurtuluş Savaşı kahramanlarına İstiklal madalyası verilmesi kararı Mecliste görüşüldü. Onbaşı Nezahat’a da İstiklal Madalyası verilmesi kararı alındı.
T.B.M.M. Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu. Geceli gündüzlü çalıştı. Osmanlı’nın borçlarını da ödedi. Pek çok devrimler yaptı. Bu arada Onbaşı Nezahat’ın İstiklal Madalyası verilmesi unutuldu. Aradan zaman geçti. Nazahat onbaşı büyük anne olmuştu. 1984 yılında bir milletvekili Onbaşı Nezahat’a İstiklal Madalyası verildiği halde unutulduğunu dile getirdi. Sonra da bir toplantıda İstiklal Madalyasını onbaşı Nezahat’a taktı. Onbaşı Nezahat bu onurla yaşamını sürdürdü.
Kaynakça: Adam Olmuş Çocuklar, Suat Turgut, Serhat Filiz.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
14°
açık
banner303
Namaz Vakti 28 Eylül 2020
İmsak 05:03
Güneş 06:27
Öğle 12:36
İkindi 15:56
Akşam 18:35
Yatsı 19:54

Gelişmelerden Haberdar Olun

@