Yüce Allah kadın-erkek, fakir-zengin, işçi-patron, demeden herkese bir ömür vermiştir. Ömür insana Allah’ın emanetidir. Ömür emanetine ihanet etmeden huzuruma gelirsen, sana ölüm acısı, kabir yalnızlığı tattırmam, huzurumda mahcup, cennetin nimetlerinden mahrum olmazsın”. “Eğer ömür emanetine ihanet edersen, o zaman sana ölüm acısı, kabir yalnızlığı vardır. Huzurumda mahcup, cennetin nimetlerinden de mahrum olursun” buyurmuştur. Huzuru ilahide ilk sual “Ömrünü nerede ve nasıl harcadın” diye sorulacaktır.

Ömür emanetine ihanet etmemek demek; insanın ömrü boyunca Allah’ın yap dediklerini yapması ve yapma dediklerini yapmamasıdır. Yani kişinin ömrünü Allah’ın emrettiği gibi yaşamasıdır. Ömür emanetine ihanet ise bunun tersidir. Yani kişinin hayatını Allah’a isyan ile geçirmesi, yap dediklerini yapmaması, yapma dediklerini yapmasıdır.

Ömür saatlerden, vakitlerden günlerden, haftalardan, aylardan ve yıllardan oluşmaktadır. Ömür emanetine ihanet etmemek için ömrün saatlerine, vakitlerine, günlerine, haftalarına, aylarına ve yıllarına ihanet edilmemelidir. Çünkü saatler birleşerek vakitleri, vakitler birleşerek günleri, günler birleşerek haftaları, haftalar birleşerek ayları, aylar birleşerek yılları ve yıllarda birleşerek ömrü meydana getirir.

Ömür bir defa yaşanır. Ömür bitince ecel gelir. Ecel ise ne öne alınır, ne de geriye bırakılır. Ömrünü Allah yolunda yaşayan, dünyada mutlu, ahirette mesut ve bahtiyar olur. Ömrünün kıymetini bilmeyen, şeytana arkadaşlık yaparak ve Allah’a isyan ederek yaşayan kişi ise dünyada rezil ahirette sefil ve perişan olur. Böyleleri eceli gelince, “ Allah’ım bana biraz fırsat ver de, heva ve hevesle boşa geçirdiğim ömrümü, ibadet ve itaat ile telafi edeyim” der ama, ona “ Herkese verilen ömür emaneti, ömür fırsatı sana da verildi, buradan geri dönüş yoktur” denilir. O halde insan iradesi elinde ve canı teninde iken ömür emanetinin kıymetini bilmeli, bir defa verilen bu fırsatı iyi değerlendirmelidir.

Ömür emanetine ihanet etmemek, saatlerine ihanet etmemekle başlar. Ömrün dakika ve saatlerine ihanet etmemek ise; ömrün bütün dakikalarında Allah’ı hatırlamak ve anmakla olur. “Kişinin fikri ne ise zikri de odur” derler. İşte fikri Allah olanın zikri de “La ilahe illallah” olur. Demek ki kişi daima Allah’ı düşünmeli, O’nu aklından çıkarmamalı ve daima Al ylah’ı anmalı yani zikretmelidir.

Allah (c.c.); Otururken de yatar kıymetini bilmeliken de, yürürken de, çalışırken de, abdestliyken de, abdestsizken de zikredebilir. Ömrünün her anında Allah’ı düşünen ve hatırlayan kişi O’nun emirlerine aykırı iş yapamaz. Bundan dolayı Müslüman; Elinden, dilinden ve fiillerinden diğer insanların zarar görmediği kişidir. Müslüman, her an Yaratanın kendisini görüp işittiğini bilerek hareket eden kişidir.

Ömrünün dakika ve saatlerini hep Allah’ı anarak geçiren kişi vakti geldiğinde beş vakit namazını kılan kişidir. Her namaz kendisi ile bir önceki namazın arasında geçen günahların affına vesile olur. O halde her an Allah’ı hatırlayarak ve beş vakit namazını kılarak 24 saatini ikmal eden kişi ömrünün günlerine ihanet etmeyen kişidir. Cuma namazını kılan ömrün haftalarına, Ramazan orucunu tutan da ömrün yıllarına ihanet etmeyen kişidir. Çünkü her Cuma kendisi ile bir önceki cumanın arasındaki günahların, her Ramazan da kendisi ile bir önceki Ramazanın arasında ki günahların affına vesile olur.

Hatasız kul olmaz, tevbe ederek hatalarından pişman olarak Allah’a sığınan kulunu da Allah (c.c.) hatası ile baş başa bırakmaz ve affeder. Beş vakit namaz, Cuma namazı ve ramazan orucu da hata ve günahların affına vesiledir. Ömrün yıllarına ihanet edilmezse, tüm ömre ihanet edilmemiş ve Allah’ın nimetlerinden mahrum olunmamış olunur.

ZİKR: Anmak, her işte Allah-ü Tealayı anmak, kendini gafletten kurtarmak, Allah-ü Tealayı unutmamak, kulun Allah’ı dille ve kalple anması anlamlarına gelmektedir. Cenab-ı Hak Kuran-ı Kerim de mealen: “iyi biliniz ki kalpler, Allah-ü Tealayı anmakla sükuna kavuşur, rahata kavuşur, tatmin olur” buyrulmaktadır. (Rad Suresi, Ayet: 30)

Rabbimiz,“ Ey Kullarım! Siz beni (itaat ile yani beğendiğim işleri yaparak) zikrederseniz, Ben de sizi (rahmet, mağfiret, ihsan ve tevbe kapılarını açmak suretiyle) anarım” buyurmaktadır. (Bakara Suresi, Ayet 152)

Sevgili Peygamberimiz de “Derecesi en yüksek olanlar, Allah’ı zikredenlerdir.” ve “Allah’ı sevmenin alameti, O’nu zikretmeyi sevmektir.” buyurmuştur.

O halde her vakit Allah’ı zikredelim. Kalbimizde O’ndan önce hiçbir şeye yer vermeyelim.

Yerken, içerken, gelirken, giderken, ayaktayken, otururken, çalışırken, mesleğimizi ve sanatımızı icra ederken hep O’nu hatırlayalım, hep O’nu analım. Böylece ömür emanetine riayet etmiş olalım ve Allah’ın nimetlerine erelim.

Ankara’dan selam, sevgi ve saygı ile.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol