24.11.2015, 00:27 451

ÖĞRETMENİM, BU YAZIMI OKUR MUSUN?

İsmail HABOĞLU

İsmail HABOĞLU

Münevver Öğretmenin, okulda, ikinci yılıydı ve okul yönetimi ona, o yıl, beşinci sınıf öğretmenliğini vermişti.
Münevver öğretmen, sınıfa girdi, yeni öğrencilerini tek tek süzdü.
Çoğu öğretmen gibi öğrencilerine, “ayrım yapmaksızın onları aynı derecede sevdiği…” yalanını söyledi.
Ancak bu olanaksızdı. Çünkü ön sırada oturan Mustafa Yılmaz adlı öğrenci, daha ilk günden, ona meydan okurcasına bir yana kaykılmış oturuyordu. Böyle öğrencilerden hiç hoşlanmazdı.
Ayrıca bu öğrenciyi, bir yıldır izliyordu. Mustafa Yılmaz, diğer çocuklarla oynamıyor, onlara uzak duruyordu.
Üstelik elbiseleri de her zaman kirliydi. Ayrıca bu çocukta bir sevimsizlik, bir iticilik vardı. Hiç gülmüyordu ve hep asık suratlıydı.
Günler geçiyor, ancak Mustafa Yılmaz’ın nobran, itici görüntüsü hiç değişmiyordu.
Münevver Öğretmen, onun kâğıtlarının üzerini kırmızı kalemle çarpılamaktan ya da üzerine “?” imi koymaktan zevk alır oldu.
* *
Münevver Öğretmen bir gün, öğrencilerinin geçmiş yıl kayıtlarını görmek, incelemek istedi. Tüm kayıtları önüne aldı, Mustafa’nın kayıtlarını en sona bıraktı.
Sonra istemeye istemeye, Mustafa için tutulan kayıtları da okumaya başladı.
Mustafa’nın Birinci Sınıf Öğretmenin düştüğü not şöyleydi.
“Mustafa, gülmeye hazır, parlak bir çocuk. Ödevlerini derli toplu ve temiz yapıyor. Ve de çok terbiyeli. Onun etrafta olması çok eğlenceli…”
İkinci Sınıf Öğretmeni, Mustafa’yla ilgili olarak şöyle not düşmüştü.
“Mustafa mükemmel bir öğrenci. Sınıf arkadaşları tarafından çok seviliyor. Ama annesinin ölümcül bir hastalığı nedeniyle evdeki yaşamı, sıkıntı ve mücadele içinde geçiyor...”
Üçüncü Sınıf Öğretmenin düştüğü not da şöyleydi.
“Mustafa’nın annesinin ölümü, onun için çok ağır oldu. Mustafa, elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor ama babası, ona gereken ilgiyi göstermiyor. Eğer bazı adımlar atılmazsa, evdeki yaşam, Mustafa’yı çok etkileyecek…”
Dördüncü Sınıf Öğretmeni de şöyle not düşmüştü Mustafa için.
“Mustafa, içine kapanık bir çocuk. Arkadaşı yok denecek kadar az. Derslerine ilgi göstermiyor. Bazen derste uyuyor...”
* * *
Münevver Öğretmen, donmuş kalmış ama Mustafa’nın durumunu da kavramıştı. Kendi kendine kızdı, söylendi, kendinden utandı.
Öğrencileri ona güzel kurdelelerle, parlak kâğıtlara sarılmış armağanlar getirdiklerinde bile kendini hâlâ çok kötü hissediyordu.
Mustafa’nın armağanını alıncaya kadar da kötü duyumsamaları üzerinden atamadı.
Mustafa’nın armağanı, bir marketten alınmış, kalın, kahverengi bir sargı kâğıdı ile beceriksizce sarılmıştı.
Münevver öğretmen o paketi, diğer armağanların arasında açmaktan acı duydu. Ama kararlı bir biçimde ve özenle de açtı.
Paketten, taşlarından bazıları düşmüş yapay elmas taşlı bir bilezik ve dörtte biri kalmış bir parfüm şişesi çıkınca, diğer öğrenciler gülmeye başladı.
Münevver Öğretmen, bileziğin ne kadar güzel olduğunu haykırınca, çocukların gülmesi birden kesildi. Bileziği özenle koluna taktı ve parfümü bileklerine sürdü.
Mustafa, o gün ders bitiminden sonra Münevver Öğretmene, “Öğretmenim, bugün aynı annem gibi kokuyordunuz…” dedi.
Çocuklar gittikten sonra Münevver Öğretmen, masasına kapaklanıp, uzun süre ağladı.
* * *
O günden sonra, ÖĞRETİME ara verdi. Tarihi, coğrafyayı, matematiği bir kenara bırakıp, tüm sınıfta EĞİTİME başladı.
“Sevgiyi” anlattı öğrencilerine… Güzel duyguları, arkadaşlığı, dostluğu, eşduyumu (empati), insana ve doğaya saygıyı, toplumsal yaşamı, vefayı, iyi insan olmanın erdemlerini, bölüşmenin paylaşmanın güzelliğini… anlattı.
O gün, Mustafa’ya daha bir yakın durdu, daha bir ilgi gösterdi.
Onunla çalışırken, zihninin (tekrar) canlanmaya başladığını görüyor; onu teşvik ettikçe, daha hızlı karşılık alıyordu.
Yılsonuna kadar Mustafa, sınıftaki en zeki, en çalışkan çocuklardan biri olmuştu.
Tüm çocukları aynı derecede sevdiğini söylemesine karşın; Mustafa, artık onun gözdelerinden biri idi.
* * *
Münevver Öğretmen, bir yıl sonra kapısının altında Mustafa’dan bir not buldu.
Mustafa bu notta ona, tüm yaşamı boyunca tanıdığı en iyi öğretmen olduğunu söylüyordu.
Altı yıl sonra Mustafa’dan bir not daha aldı.
Mustafa, liseyi üçüncü olarak bitirdiğini, onun yaşamındaki (hâlâ) en iyi öğretmen olduğunu yazmıştı.
Dört yıl sonra, bu kez bir mektup geldi Mustafa’dan.
Bu dört yıl çok zor geçmişti Mustafa için. Ama başarmış, yüksek bir dereceyle üniversiteyi bitirmişti. Mustafa o mektubunda da, öğretmenini unutamadığını yazıyor, yaşamı boyunca tanıdığı en iyi öğretmenin, Münevver öğretmen olduğunu vurguluyordu.
Aradan yıllar geçti. Münevver Öğretmen yine bir mektup aldı Mustafa’dan. Ancak bu kez Mustafa’nın adı uzamıştı…
“Prof. Dr. Mustafa Yılmaz (Tıp Doktoru)”olarak imzalamıştı mektubu…
Mustafa mektubunda, “…Babasının bir yıl önce vefat ettiğini, evlenme töreninde damadın annesine ayrılan yere oturup, oturmayacağını…” soruyordu.
Münevver Öğretmen, büyük bir coşkuyla anında olurladı bu öneriyi.
Yıllardır özenle sakladığı taşları düşmüş olan bileziği koluna taktı. Dahası, Mustafa’nın annesinin sürdüğü o parfümden sürdü.
Düğün salonunda birbirlerini kucakladılar.
Prof. Dr. Mustafa Yılmaz, Münevver öğretmenin kulağına şöyle fısıldadı.
“Bana inandığınız için teşekkür ederim öğretmenim. Bana, ‘önemli olduğumu’ duyumsattınız…”
Münevver Öğretmen yaşlı gözlerle şöyle karşılık verdi.
“Yanlış eğitilmiş, yanlış yönlendirilmiştim. Seni görüp, tanıyıncaya kadar eğitimin öneminin ayırdında değildim. Öğretmenliği, seninle birlikte öğrendim yavrum…”
* * *
Bu öykü, örüşümağı (internet) kanalıyla ulaştı bana…
Özünü bozmadan, üzerinde biraz kalem oynattım. Öykünün gerçek yazarı, umarım beni bağışlar.
Bu öyküyü, Sevgili öğretmenlerime , “Öğretime değil, eğitime ağırlık verin lütfen …” demek için köşeme taşıdım.
Öğretmek kolay; siz zor olanı yapın sevgili öğretmenlerim.
Çocuklarımızı, öğretmeden önce eğitin lütfen.
Bu toplumun, bu ülkenin (özellikle bu günlerde) buna çok ama çok büyük gereksinimi var.
Her konuda geriye doğru bir gidiş başladı. Cumhuriyetle birlikte kazandığımız tüm kazanımlarımızı tek tek yitiriyoruz.
Bölünmenin, parçalanmanın eşiğindeyiz.
Birliğimiz, dirliğimiz huzurumuz kalmadı.
İnsanlar, geleceğe korkuyla, endişeyle bakar oldu.
Çocuklarımıza, öncelikle insan sevgisini, yurt sevgisini, doğa sevgisini aşılayın lütfen.
“Düşünmeden öğrenmek faydasız, öğrenmeden düşünmek tehlikelidir” öğretisinden devinerek; çocuklarımıza önce “düşünmeyi” öğretin.
Anlatılanları anlayabilmesi için, “dinlemeyi” öğretin önce.
Hoşgörülü, alçakgönüllü, saygılı olmayı, dürüst olmayı; kısacası, adam gibi adam olmayı öğretin…
Sizler bu toplumun geleceğini biçimlendiren özgörevin (misyon) insanlarısınız…
Sizler, Atatürk Türkiyesinin son umudu, son şansınız.
Lütfen çocuklarımıza sahip çıkın.
Lütfen öğretime değil, eğitime ağırlık verin.
Öğretmenliği yüreğinde yaşayan, bu mesleği içinden gelerek yapan tüm öğretmenlerimizin önünde saygıyla eğiliyorum.
Yazarın Notu: Bu yazı 20 Kasım 2014 tarihinde de yayımlanmıştı.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
17°
parçalı bulutlu
banner364
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 38 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 38 65
5. Alanyaspor 38 64
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 38 57
9. Adana Demirspor 38 55
10. Sivasspor 38 54
11. Kasımpaşa 38 53
12. Hatayspor 38 53
13. Galatasaray 38 52
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 38 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 38 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 38 93
2. Liverpool 38 92
3. Chelsea 38 74
4. Tottenham 38 71
5. Arsenal 38 69
6. M. United 38 58
7. West Ham United 38 56
8. Leicester City 38 52
9. Brighton 38 51
10. Wolverhampton Wanderers 38 51
11. Newcastle 38 49
12. Crystal Palace 38 48
13. Brentford 38 46
14. Aston Villa 38 45
15. Southampton 38 40
16. Everton 38 39
17. Leeds United 38 38
18. Burnley 38 35
19. Watford 38 23
20. Norwich City 38 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 86
2. Barcelona 38 73
3. Atletico Madrid 38 71
4. Sevilla 38 70
5. Real Betis 38 65
6. Real Sociedad 38 62
7. Villarreal 38 59
8. Athletic Bilbao 38 55
9. Valencia 38 48
10. Osasuna 38 47
11. Celta Vigo 38 46
12. Rayo Vallecano 38 42
13. Elche 38 42
14. Espanyol 38 42
15. Getafe 38 39
16. Mallorca 38 39
17. Cadiz 38 39
18. Granada 38 38
19. Levante 38 35
20. Deportivo Alaves 38 31

Gelişmelerden Haberdar Olun

@