24.11.2020, 22:44 120

ÖĞRETMENİM, BU YAZIMI OKUR MUSUN?

İsmail HABOĞLU

İsmail HABOĞLU

Öğretmenler gününüzü (tekrar) kutlayarak başlamak istiyorum yazıma…

“Eğitim çalışmalarınızda” güç, kuvvet, inanç ve başarılar diliyorum.

Bakın “öğretim çalışmalarınızda” demiyorum; “eğitim çalışmalarınızda” diyorum.

“Eğitimi” bilinçli olarak; “öğretimin” önüne alıyorum.

Niye “öğretim” değil de “eğitim”?

Bu düşüncemi de yaşanmış bir öyküden yola çıkarak açıklamak istiyorum.

* * *

İşte o öykü…

“Münevver Öğretmenin, okulda, ikinci yılıydı ve okul yönetimi ona, o yıl, beşinci sınıf öğretmenliğini vermişti.

Münevver öğretmen, sınıfa girdi, yeni öğrencilerini tek tek süzdü.

Çoğu öğretmen gibi öğrencilerine, “ayrım yapmaksızın onları aynı derecede sevdiği…” yalanını söyledi.

Ancak bu olanaksızdı. Çünkü ön sırada oturan Mustafa Yılmaz adlı öğrenci, daha ilk günden, ona meydan okurcasına bir yana kaykılmış oturuyordu. Böyle öğrencilerden hiç hoşlanmazdı.

Ayrıca bu öğrenciyi, bir yıldır izliyordu. Mustafa Yılmaz, diğer çocuklarla oynamıyor, onlara uzak duruyordu.

Üstelik elbiseleri de her zaman kirliydi. Ayrıca bu çocukta bir sevimsizlik, bir iticilik vardı. Hiç gülmüyordu ve hep asık suratlıydı.

Günler geçiyor, ancak Mustafa Yılmaz’ın nobran, itici görüntüsü hiç değişmiyordu.

Münevver Öğretmen, onun kâğıtlarının üzerini kırmızı kalemle çarpılamaktan ya da üzerine “?” imi koymaktan zevk alır oldu.

* * *

Münevver Öğretmen bir gün, öğrencilerinin geçmiş yıl kayıtlarını görmek, incelemek istedi. Tüm kayıtları önüne aldı, Mustafa’nın kayıtlarını en sona bıraktı.

Sonra istemeye istemeye, Mustafa için tutulan kayıtları da okumaya başladı.

Mustafa’nın Birinci Sınıf Öğretmenin düştüğü not şöyleydi.

“Mustafa, gülmeye hazır, parlak bir çocuk. Ödevlerini derli toplu ve temiz yapıyor. Ve de çok terbiyeli. Onun etrafta olması çok eğlenceli…”

İkinci Sınıf Öğretmeni, Mustafa’yla ilgili olarak şöyle not düşmüştü.

“Mustafa, mükemmel bir öğrenci. Sınıf arkadaşları tarafından çok seviliyor. Ama annesinin ölümcül bir hastalığı nedeniyle evdeki yaşamı, sıkıntı ve mücadele içinde geçiyor...”

Üçüncü Sınıf Öğretmenin düştüğü not da şöyleydi.

“Mustafa’nın annesinin ölümü, onun için çok ağır oldu. Mustafa, elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor ama babası, ona gereken ilgiyi göstermiyor. Eğer bazı adımlar atılmazsa, evdeki yaşam, Mustafa’yı çok etkileyecek…”

Dördüncü Sınıf Öğretmeni de şöyle not düşmüştü Mustafa için.

“Mustafa, içine kapanık bir çocuk. Arkadaşı yok denecek kadar az. Derslerine ilgi göstermiyor. Bazen derste uyuyor...”

* * *

Münevver Öğretmen, donmuş kalmış ama Mustafa’nın durumunu da kavramıştı. Kendi kendine kızdı, söylendi, kendinden utandı.

Öğrencileri ona güzel kurdelelerle, parlak kâğıtlara sarılmış armağanlar getirdiklerinde bile kendini hâlâ çok kötü hissediyordu.

Mustafa’nın armağanını alıncaya kadar da kötü duyumsamaları üzerinden atamadı.

Mustafa’nın armağanı, bir marketten alınmış, kalın, kahverengi bir sargı kâğıdı ile beceriksizce sarılmıştı.

Münevver öğretmen o paketi, diğer armağanların arasında açmaktan acı duydu. Ama kararlı bir biçimde ve özenle de açtı.

Paketten, taşlarından bazıları düşmüş yapay elmas taşlı bir bilezik ve dörtte biri kalmış bir parfüm şişesi çıkınca, diğer öğrenciler gülmeye başladı.

Münevver Öğretmen, bileziğin ne kadar güzel olduğunu haykırınca, çocukların gülmesi birden kesildi. Bileziği özenle koluna taktı ve parfümü bileklerine sürdü.

Mustafa, o gün ders bitiminden sonra Münevver Öğretmene, “Öğretmenim, bugün aynı annem gibi kokuyordunuz…” dedi.

Çocuklar gittikten sonra Münevver Öğretmen, masasına kapaklanıp, uzun süre ağladı.

* * *

O günden sonra, ÖĞRETİME ara verdi. Tarihi, coğrafyayı, matematiği bir kenara bırakıp, tüm sınıfta EĞİTİME başladı.

“Sevgiyi” anlattı öğrencilerine… Güzel duyguları, arkadaşlığı, dostluğu, eşduyumu (empati), insana ve doğaya saygıyı, toplumsal yaşamı, vefayı, iyi insan olmanın erdemlerini, bölüşmenin paylaşmanın güzelliğini… anlattı.

O gün, Mustafa’ya daha bir yakın durdu, daha bir ilgi gösterdi.

Onunla çalışırken, zihninin (tekrar) canlanmaya başladığını görüyor; onu teşvik ettikçe, daha hızlı karşılık alıyordu.

Yılsonuna kadar Mustafa, sınıftaki en zeki, en çalışkan çocuklardan biri olmuştu.

Tüm çocukları aynı derecede sevdiğini söylemesine karşın; Mustafa, artık onun gözdelerinden bir idi.

* * *

Münevver Öğretmen, bir yıl sonra kapısının altında Mustafa’dan bir not buldu.

Mustafa bu notta ona, tüm yaşamı boyunca tanıdığı en iyi öğretmen olduğunu söylüyordu.

Altı yıl sonra Mustafa’dan bir not daha aldı.

Mustafa, liseyi üçüncü olarak bitirdiğini, onun yaşamındaki (hâlâ) en iyi öğretmen olduğunu yazmıştı.

Dört yıl sonra, bu kez bir mektup geldi Mustafa’dan.

Bu dört yıl çok zor geçmişti Mustafa için. Ama başarmış, yüksek bir dereceyle üniversiteyi bitirmişti.

Mustafa o mektubunda da, öğretmenini unutamadığını yazıyor, yaşamı boyunca tanıdığı en iyi öğretmenin, Münevver öğretmen olduğunu vurguluyordu.

Aradan yıllar geçti. Münevver Öğretmen yine bir mektup aldı Mustafa’dan. Ancak bu kez Mustafa’nın adı uzamıştı…

“Prof. Dr. Mustafa Yılmaz (Tıp Doktoru)”olarak imzalamıştı mektubu…

Mustafa mektubunda, “…Babasının bir yıl önce vefat ettiğini, evlenme töreninde damadın annesine ayrılan yere oturup, oturmayacağını…” soruyordu.

Münevver Öğretmen, büyük bir coşkuyla anında olurladı bu öneriyi.

Yıllardır özenle sakladığı taşları düşmüş olan bileziği koluna taktı. Dahası, Mustafa’nın annesinin sürdüğü o parfümden sürdü.

Düğün salonunda birbirlerini kucakladılar.

Prof. Dr. Mustafa Yılmaz, Münevver öğretmenin kulağına şöyle fısıldadı.

“Bana inandığınız için teşekkür ederim öğretmenim. Bana, ‘önemli olduğumu’ duyumsattınız…”

Münevver Öğretmen yaşlı gözlerle şöyle karşılık verdi.

“Yanlış eğitilmiş, yanlış yönlendirilmiştim. Seni görüp, tanıyıncaya kadar eğitimin öneminin ayırdında değildim. Öğretmenliği, seninle birlikte öğrendim yavrum…”

* * *

Bu öyküyü, Sevgili öğretmenlerime , “Öğretime değil, eğitime ağırlık verin lütfen …” demek için köşeme taşıdım.

Öğretmek kolay; siz zor olanı yapın sevgili öğretmenlerim.

Çocuklarımızı, öğretmeden önce eğitin lütfen.

Bu toplumun, bu ülkenin (özellikle bu günlerde) buna çok ama çok büyük gereksinimi var.

Her konuda geriye doğru bir gidiş başladı. Cumhuriyetle birlikte kazandığımız tüm kazanımlarımızı tek tek yitiriyoruz.

Bölünmenin, parçalanmanın eşiğindeyiz.

Birliğimiz, dirliğimiz huzurumuz kalmadı.

İnsanlar, geleceğe korkuyla, endişeyle bakar oldu.

Çocuklarımıza, öncelikle insan sevgisini, yurt sevgisini, doğa sevgisini aşılayın lütfen.

“Düşünmeden öğrenmek faydasız, öğrenmeden düşünmek tehlikelidir” öğretisinden devinerek; çocuklarımıza önce “düşünmeyi” öğretin.

Anlatılanları anlayabilmesi için, “dinlemeyi” öğretin önce.

Hoşgörülü, alçakgönüllü, saygılı olmayı, dürüst olmayı; kısacası, adam gibi adam olmayı öğretin…

Sizler bu toplumun geleceğini biçimlendiren özgörevin (misyon) insanlarısınız…

Sizler, Atatürk Türkiye’sinin son umudu, son şansınız.

Lütfen çocuklarımıza sahip çıkın.

Lütfen öğretime değil, eğitime ağırlık verin.

Öğretmenliği yüreğinde yaşayan, bu mesleği içinden gelerek yapan tüm öğretmenlerimizin önünde saygıyla eğiliyorum.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
13°
açık
banner364
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 37 81
2. Fenerbahçe 37 70
3. Konyaspor 37 67
4. Başakşehir 37 62
5. Alanyaspor 37 61
6. Beşiktaş 37 58
7. Antalyaspor 37 58
8. Karagümrük 37 57
9. Adana Demirspor 37 52
10. Sivasspor 37 51
11. Galatasaray 37 51
12. Kasımpaşa 37 50
13. Hatayspor 37 50
14. Kayserispor 37 47
15. Giresunspor 37 45
16. Gaziantep FK 37 43
17. Rizespor 37 36
18. Altay 37 34
19. Göztepe 37 28
20. Ö.K Yeni Malatya 37 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 35 67
2. Ümraniye 35 67
3. Bandırmaspor 35 61
4. İstanbulspor 35 59
5. Erzurumspor 35 58
6. Eyüpspor 35 54
7. Manisa Futbol Kulübü 36 49
8. Tuzlaspor 35 49
9. Samsunspor 35 48
10. Gençlerbirliği 35 48
11. Keçiörengücü 35 48
12. Boluspor 35 47
13. Denizlispor 35 46
14. Altınordu 35 45
15. Adanaspor 35 45
16. Bursaspor 35 41
17. Kocaelispor 35 41
18. Menemen Belediyespor 35 38
19. Balıkesirspor 35 12
Takımlar O P
1. M.City 37 90
2. Liverpool 37 89
3. Chelsea 37 71
4. Tottenham 37 68
5. Arsenal 37 66
6. M. United 37 58
7. West Ham United 37 56
8. Wolverhampton Wanderers 37 51
9. Leicester City 37 49
10. Brighton 37 48
11. Brentford 37 46
12. Newcastle 37 46
13. Crystal Palace 37 45
14. Aston Villa 37 45
15. Southampton 37 40
16. Everton 37 39
17. Burnley 37 35
18. Leeds United 37 35
19. Watford 37 23
20. Norwich City 37 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 37 85
2. Barcelona 37 73
3. Atletico Madrid 37 68
4. Sevilla 37 67
5. Real Betis 37 64
6. Real Sociedad 37 62
7. Villarreal 37 56
8. Athletic Bilbao 37 55
9. Osasuna 37 47
10. Celta Vigo 37 46
11. Valencia 37 45
12. Rayo Vallecano 37 42
13. Espanyol 37 41
14. Elche 37 39
15. Getafe 37 39
16. Granada 37 37
17. Mallorca 37 36
18. Cadiz 37 36
19. Levante 37 32
20. Deportivo Alaves 37 31

Gelişmelerden Haberdar Olun

@