27.12.2012, 00:00 472

NOEL KUTLAMALARI İSLAMİ DEĞİLDİR

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Müslümanların ve İslam dininin özel şahsiyeti vardır. Bu şahsiyet Kuran ve sünnetle tespit edilmiştir. Bu nedenle batıl dinlere ait bir takım prensipleri islam dininin kurallarıymış gibi görüp göstererek İslam dininin safiyetini bozmak doğru ve caiz değildir.

Öte yandan batıl dinlere ait bir takım uygulamalara sahip çıkılarak bir çok bidat ve hurafeyi, İslam’a mal ederek Müslüman'ın şahsiyetini yozlaştırmakta dinen doğru görülmemiştir.

Bu sebeple peygamber efendimiz her konuda gayri müslümlere muhalefet etmiş ve ettirmiştir. Mesela; ezan konusunda, Yahudi ve Hıristiyanlara benzememiştir. Mezarda onlara benzememek için islam’a özel “Lahit” yaptırmış, mezarları kıbleye karşı kazdırmıştır. Keza Yahudilerin Hz Musa'nın Kızıldeniz’i geçtiği ve firavunun burada boğulduğu gün olan 10. muharrem günü oruç tutmalarına karşın peygamberimizde “Ben Hz Musa’yı severim bende 10. muharrem günü oruç tutarım, ancak onlara muhalefet etmek için yalnız 10. muharrem günü değil 9-10 muharrem günlerinde oruç tutarım” buyurmuştur.

Müslüman’ın izzeti, şerefi şahsiyeti ve zaferi Allah'ın yolunda olmakta, peygamberin sünnetine uymakta ve kuranın öğrettiklerine göre yaşamaktadır. İzzet, şeref ve zaferin başka yerlerde, başka yollarda aranması doğru değildir. Nitekim nisa süresinin 39. ayetinde Cenab-ı hak mealen; “ O münafıklar ki müminleri bırakıp da kafirleri dost ediniyorlar. İzzet şeref, şahsiyet ve zaferi onların yanında mı sanıyorlar (arıyorlar)? Muhakkak ki bütün izzet, şeref, kudret ve zafer Allah'ın yanındadır.” buyurmaktadır.

Yüce Allah müminlerin birbirleri ile ve gayri Müslimlerle olabilecek münasebetlerine de işaret ederek hucurat suresinin 29. ayetinde mealen;“Muhammet Allah’ın Resulüdür. Onun beraberindeki müminler de, kafirlere karşı şiddetli (şahsiyetli, izzetli, vakarlı) olup, kendi aralarında (yumuşak ve merhametli) şefkatlidirler.” buyurmaktadır.

Gayri müslümleri memnun etmek için Müslümanların inancıdan, örfünden, adetinden ve geleneklerinden taviz vermesinin de pek iyi netice vermeyeceği, taviz verdikçe yeni tavizlerin isteneceği, onlar gibi inanıp, onlar gibi düşünüp onlar gibi yaşamadıkça gayri müslümlere yaranılamayacağına işaret edilen Bakara süresinin 120. ayetinde de mealen “ Ne Yahudi ve nede Hıristiyanlar, sen onların dinlerine tabi olmadıkça asla senden razı olmazlar.” buyrulmuştur.

Bütün bunlara rağmen Müslümanların ilerleyen zamanlarda Yahudi ve Hıristiyanların inanç, örf, adet ve geleneklerine imrenerek onları taklit edeceklerini bunun doğru olmadığını -1400 sene evvelinden haber veren ve bizleri uyaran peygamber efendimizde bir Hadisi şereflerinde mealen; “Sizler kendinizden önce gelen ümmetlerin sünnetine (örf, adet, gelenek, ve göreneklerine) kulacı kulacına arşını arşınına ve karışı karışına muhakkak tıpatıp uyacaksınız. Hatta onlar, daracık keler deliğine girseler, oraya sizde gireceksiniz.” buyurmuştur. Oradakiler: “Ey Allah'ın Rasulü (onlar) Yahudiler ve Hıristiyan’lar mıdır.?” diye sormaları üzerine, Efendimiz de: “ Bunlar değil de kimler olur” buyurmuş ve böyle hareket edenlerin akıbetlerinin ne olacağını da: “Kim bizden başkasına benzemeye çalışırsa, (özenirse) o bizden değildir. Sakın ha Yahudi ve Hıristiyanlara benzemeye özenmeyin, yani onların inanç, ört ve adetlerini benimsemeye gayret edip heveslenmeyin” buyurarak haber vermiştir. “Kişi hangi kavme, hangi millete benzemeye çalışırsa o da, o kavimdendir.” Sözü de peygamber efendimize aittir.

Başka ümmet ve din mensuplarını taklit etme ve onlara benzemeye çalışmanın doğru olmayacağına dair bunca ayet ve hadis yani dini emir ve yasak varken, yabancıları taklit hastalığı Osmanlı Devletinin duraklama devrinde başlamış, gerileme ve dağılma dönemlerinde de devam etmiştir.

O dönemlerde yabancılardan ve bilhassa Rönesans ve Reform hareketlerini başaran Avrupalıdan devrin ilim. teknik ve teknolojik gelişmelerini alarak Osmanlıya getirmek, taklit ederek Avrupalıdan geri kalmamak gayesi güdülmüşse de, tarihi bir gerçektir ki, ilim, teknik, teknolojik ve sanayiye ait gelişmeleri almak ve öğrenmek yerine, Avrupalının; Müslüman milletimizin inanç, örf, adet ve geleneklerine uymayan, hatta onlarla taban tabana zıt olan değerleri Osmanlıya taşımış, bilhassa aydın kesimin bir kısmının dejenerasyonuna sebep olmuştur

Son dönemlerde de her ne kadar yabancılardan insanlığın ortak malı olan değerlerin (ilmin, tekniğin, teknolojinin, sanayinin vs.) alınmasına daha fazla gayret gösterilmekte ise de, gerçek yine değişmemiş; Avrupalının ve yabancı gelişmiş ülkelerin gelişen haberleşme ve iletişim araçlarını da kullanarak ihraç etmekte oldukları yabancı kültürlerin adeta istilasına uğramış bulunmaktayız.

Mesela; ülkemizde yirminci asrın son yarısında giderek yoğunlaşarak kutlanan ve bazı çevrelerde bu kutlamalar Hıristiyanların kutlamalarından daha görkemli hale gelmiş bulunan “ "Noel baba ve Yılbaşı kutlamaları” da bu özenti ve etkileşimin eserlerinden birisidir.

İslamda ve Müslüman'ın hayatında bu günkü anlamda yılbaşı olmadığı gibi Noel Baba da yoktur.

Bugün; özel kıyafetler, eğlence partileri, hindi dolmaları, çam katliamları, çam süslemeleri, içki, kumar ve diğer İslami olmayan etkinlik, azgınlık ve taşkınlıklarla kutlanan yılbaşı ve noel İslami değildir.

O halde; bazı çevrelerde adeta Müslüman milletimizin olmazsa olmaz tutkusuymuş gibi lanse edilmeye çalışılan Noel (Yılbaşı) ve yılbaşı hediyesi nedir? ve nereden gelmiştir ve gelmektedir.

Her yılın sonunda milli benliğimizi azgın bir ahtapot gibi her taraftan saran ve giderek toplumumuzda kronikleşen yılbaşı nereden gelmektedir?

YILBAŞI; daha önce putperest olup, milattan sonra 313 yılında Hıristiyan olan Bizans imparatoru Kostantin’in Hıristiyanlığı kabul ettiği günün yıldönümüdür.(1)

NOEL İSE: Hıristiyanların Hz. İsa'nın doğum günü olarak (Katolik ve Protestanların) 25 Aralıkta, ortodoksların ise, 5 Ocakta kutladıkları gündür.(2)

ÇAM AGACI SÜSLEME ADETİ NEREDEN GELİYOR.

Yılbaşı gecesinde altında yatıldığı zaman ömrün uzayacağına inanılarak ışık ve süslerle donatılan ve noelden birkaç gün sonra çöpe atılan “Çam ağacı süsleme” adeti de, Putperest Ermenilerin AMANOR isimli putlarının şerefine 20 Aralık 10 Ocak tarihleri arasında düzenledikleri kutlama törenlerinden kalmadır. Bu çam süslemesi görüldüğü gibi, değil Müslümanlar için, Hıristiyanlar için dahi BATIL olan putperest ermeni adetlerinden biridir.

NOEL HEDİYESİNİN ASLI NEDİR?

Noel hediyesi de, Yahudilerin putperest dönemlerinden kalma, BAAL adı verilen putun bayramı dolayısıyla birbirleriyle hediyeleşme adetidir. Bu adet hak dinlerin gelmesinden sonra da devam etmiştir.Nitekim, Hz. İsa'nın doğum günü vesile edilerek, (Babaların-annelerin ve velilerin) aldıkları hediyeleri, Noel baba diye yutturdukları mahallin papazına vererek ve Noel (yılbaşı) gecesinde de, “Noel baba size sevdiğiniz hediyeleri getirecek”, diyerek çocukları ve gençleri, Noel babanın yılbaşında getireceği hediyelerle (3) Noel babanın şahsında Hıristiyanlığa ısındırmak için düzenlenen senaryodur.

HZ.İSA’NIN DOĞUM GÜNÜ NE ZAMANDIR?

Tüm Hıristiyanlık alemi Hz. İsa’nın doğum tarihini 25 Aralık olarak kabul etmektedirler.

Onun için de 25 Aralık tarihi bu gün Hıristiyanlar tarafından Hz. İsa’nın doğum günü olarak kutlanmaktadır. (4) Bu gün kullanılan miladi takvimin başlangıç günü Hz. İsa'nın doğum günü olarak kabul ediliyor ki, bu doğru değildir. Şöyle ki; batı tarihçilerinin bir kısmı Hz. İsa’nın milattan 4-6 yıl önce doğduğunu kabul ediyorlar.(5) Bazıları da Yunan filozofu Eflatunun da (Ölümü M.Ö 347) aynı dönemde yaşadığını ileri sürüyorlar. (6)

İslam Alimlerine göre ise Hz. İsa’nın doğumu ile Hz. Muhammet' in (S.A.V.) doğumu arasında 1000 sene zaman farkı vardır.(7) Bu fikirden hareket ederek Hz. İsa’nın milattan 300 yıl önce doğduğu ileri sürülmektedir.

Hz. İsa'nın doğum tarihi üzerinde hem batı hem de İslam Alimlerince şüpheye düşüldüğüne göre, doğum günü üzerinde şüpheye düşülmesi doğaldır. Bu durumda Hz. İsa’nın doğum günü de 1 Ocak değildir. Bu 1 Ocak tarihi yukarıda da işaret edildiği gibi Bizans imparatoru Konstantin’in Hıristiyanlığa girdiği günün yıl dönümüdür.

Hıristiyanlık alemi tarafından kutlanan ve bizim de Avrupalılaşma özentisinden ve onlara benzemek için milli ve dini bütünlüğümüzü zedelercesine, her şeyi olduğu gibi kabul etmemizden dolayıdır ki, putperest ermeni ve Yahudi adetlerini yaşatma uğruna 1 Ocak tarihini yılbaşı olarak kutluyoruz.

Görüldüğü gibi yılbaşı, Noel, Noel hediyesi ve çam süsleme adet ve gelenekleri İslami olmadığı gibi, gerçekten 1 Ocak tarihi de, Hz. İsa’nın doğum günü de değildir. Halkının en az yüzde 95 i Müslüman olan ülkemizde, büyük milletimizin evlatlarından bir kısmının, dini ve milli örf, adet ve geleneklerimize taban tabana zıt olan yılbaşı ve Noel baba kutlamaları, çam ağacı süslemeleri ve Noel baba hediyesi safsatalarına bilmeden, körü körüne alet olmaları, çok üzücüdür. Kendi dini ve milli o kadar çok ve güzel örf, adet ve geleneklerimiz vardır ki, bunları yaşayıp, yaşattığımız zaman başka kültürlerde mutluluk aramamıza ihtiyacımız kalmayacaktır. Hem de bu konuda Yüce Allah’ın: ”Bir millet kendi inanç,örf,adet ve geleneklerini değiştirmedikçe, Biz o milleti değiştirmeyiz” buyruğu da kesinlikle unutulmamalı, Peygamber Efendimizin, “Kişi benzemek istediği kavimdendir” hadisi de ihmal edilmemelidir, Atalarımız; “Herkes eder kendine, eder kendi kendine” diyerek, kendi inanç, örf, adet ve geleneklerini bırakıp başkalarına özenenlerin, ancak kendilerine zarar vereceklerine işaret etmişlerdir.

Unutmayalım ki, İslami yılbaşı, Peygamberimiz’in (s.a.) Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye hicretini esas alan Hicri Takvime göre 1 Muharremdir.

Müslüman; hangi takvime göre olursa olsun, yeni yılın başında, onu bahane ederek şu veya bu şekilde Allah’a asi olmamalıdır, bilakis ömründen geçen bir yılın maddi ve manevi muhasebesini yapmalı, maddi ve manevi kazanımlarını artıracak yeni tedbirler almalı, maddi ve manevi zararına sebep olacak; söz, iş, amel ve uygulamalarından vazgeçip uzaklaşmalıdır. Ayrıca geçmişinin muhasebesini yapmalı, günahlarına tövbe etmeli, bir daha günah işlemeyeceğine, namaz ve oruç gibi borçları varsa onları da kazaen ifa edeceğine söz vermelidir. Yaratanına karşı yepyeni, tertemiz bir sayfa açmalıdır.

Selam, Saygı ve dua ile.

(1) Rehber Ansiklopedisi Cilt 138.148 Türkiye Gazetesi

(2) Hayat Ansiklopedisi Cilt 5 S. 2467

(3) Hayat Ansildopedisi Cilt 55.2467

(4) Hayat Ansiklopedisi Cilt 3 S. 1689

(5) Hayat Ansiklopedisi Cilt 3 S. 1689

(6) Peygamberler Tarihi Ansiklopedisi Cilt 5 5.20

(7) Peygamberler Tarihi Ansiklopedisi Cilt 5 S.21



Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
20°
az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@