İslamiyet’te ve Müslüman'ın hayatında bugünkü anlamda yılbaşı olmadığı gibi Noel Baba da yoktur.

Bugün, özel kıyafetler, eğlence partileri, hindi dolmaları, çam katliamları, çam süslemeleri, içki, kumar ve diğer İslamî olmayan etkinlik, azgınlık ve taşkınlıklarla kutlanan yılbaşı ve Noel, İslamî değildir.

O halde, bazı çevrelerde adeta Müslüman Türk’ün olmazsa olmaz tutkusuymuş gibi lanse edilmeye çalışılan Noel (Yılbaşı) ve Yılbaşı hediyesi nedir ve nereden gelmektedir?

Her yılın sonunda millî benliğimizi azgın bir ahtapot gibi her taraftan saran ve giderek toplumumuzda kronikleşen yılbaşı nereden gelmektedir?

Yılbaşı, daha önce putperest olup, milattan sonra 313 yılında Hıristiyan olan Bizans İmparatoru Kostantin’in Hıristiyanlığı kabul ettiği günün yıldönümüdür.(Yeni Rehber Ansiklopedisi, Cilt 13, s. 8148)

Noel ise Hıristiyanların, Hz. İsa'nın doğum günü olarak (Katolik ve Protestanların) 25 Aralıkta; Ortodoksların ise 5 Ocakta kutladıkları gündür.( Hayat Ansiklopedisi, Cilt. 5, S. 2467)

Çam Ağacı Süsleme

Ömrün uzayacağına inanılarak ışık ve süslerle donatılan, Noel’den birkaç gün sonra çöpe atılan “çam ağacı süsleme” âdeti de putperest Ermenilerin Amanor isimli putlarının şerefine 20 Aralık-10 Ocak tarihleri arasında düzenledikleri kutlama törenlerinden kalma bir âdettir. Değil Müslümanlar için, Hıristiyanlar için dahi batıl olan putperest Ermeni âdetlerinden biridir.

Noel Hediyesi

Noel hediyesi de, Yahudilerin putperest dönemlerinden kalma, Baal adı verilen putun bayramı dolayısıyla birbirleriyle hediyeleşme âdetidir. Bu âdet, hak dinlerin gelmesinden sonra da devam etmiş ve Hz. İsa'nın doğum günü vesile edilerek, babaların annelerin ve velilerin aldıkları hediyeleri Noel Baba diye yutturdukları mahallin papazına vererek ve Noel (Yılbaşı) Gecesi, “Noel Baba size sevdiğiniz hediyeleri getirecek” diyerek çocukları ve gençleri Noel Baba’nın yılbaşında getireceği hediyelerle, Noel Baba’nın şahsında Hıristiyanlığa ısındırma senaryoları düzenlenmektedir. (Hayat Ansildopedisi)

Hz.İsa’nın Doğum Tarihi Nedir?

Yukarıda da kaydedildiği gibi Hz.İsa’nın doğum günü, Hıristiyanlığın Katolik ve Protestan mezheplerine göre 25 Aralık, Ortodoks mezhebine göre ise 5 Ocak tarihidir.

Tüm Hıristiyanlık âlemi, Hz. İsa’nın doğum tarihini 25 Aralık olarak kabul etmektedirler.

Onun için de Hıristiyanlar tarafından, bu tarih Hz. İsa’nın doğum günü olarak kutlanmaktadır. (Hayat Ansiklopedisi Cilt. 3, S. 1689)

Bugün kullanılan miladî takvimin başlangıç günü Hz. İsa'nın doğum günü olarak kabul ediliyor. Halbuki Batı tarihçilerinin bir kısmı Hz. İsa’nın milattan 4-6 yıl önce doğduğunu kabul ediyorlar.( Hayat Ansiklopedisi, Cilt 3, S. 1689) Bazıları da Yunan filozofu Eflatun ile (ölümü M.Ö. 347) aynı dönemde yaşadığını ileri sürüyorlar.(Peygamberler Tarihi Ansiklopedisi, Cilt. 5, 520)

İslam âlimlerine göre ise Hz. İsa’nın doğumu ile Hz. Muhammed'in (s.a.v.) doğumu arasında 1000 sene zaman farkı vardır (Peygamberler Tarihi Ansiklopedisi, Cilt 5, S. 21).

Bu fikirden hareket ederek Hz. İsa’nın milattan 300 yıl önce doğduğu ileri sürülmektedir.

Hz. İsa'nın doğum tarihi üzerinde hem Batı, hem de İslam âlimlerince şüpheye düşüldüğüne göre, doğum günü üzerinde şüpheye düşülmesi doğaldır. Bu durumda Hz. İsa’nın doğum günü de 1 Ocak değildir. Bu 1 Ocak tarihi yukarıda da işaret edildiği gibi Bizans İmparatoru Kostantin’in, Hıristiyanlığa girdiği günün yıl dönümüdür.

Hıristiyan âlemi tarafından kutlanan ve bizim de Avrupalılaşma özentisinden ve onlara benzemek için dinî ve millî bütünlüğümüzü zedelercesine her şeyi olduğu gibi kabul etmemizden dolayıdır ki, putperest Ermeni ve Yahudi âdetlerini yaşatma uğruna 1 Ocak tarihini yılbaşı olarak kutluyoruz.

Görüldüğü gibi yılbaşı, Noel, Noel hediyesi ve çam süsleme âdet ve gelenekleri İslamî olmadığı gibi, gerçekten 1 Ocak tarihi de Hz. İsa’nın doğum günü değildir. Halkının en az yüzde doksan beşi Müslüman olan üIkemizde, necip milletimizin evlatlarından bir kısmının, dinî ve millî örf, âdet ve geleneklerimize taban tabana zıt olan yılbaşı ve Noel baba kutlamaları, çam süslemeleri ve Noel baba hediyesi safsatalarına bilmeden, körü körüne alet olmaları, çok üzücüdür. Kendi dinî ve millî o kadar çok ve güzel örf, âdet ve geleneklerimiz vardır ki, bunları yaşayıp, yaşattığımız zaman başka kültürlerde mutluluk aramamıza ihtiyacımız kalmayacaktır.

Netice olarak bütün şan, şeref, şahsiyet, başarı ve zafer İslam’dadır. İslamı; inanç, ibadet, ahlak, örf ve âdetleri ile yaşamaktadır. Onun için “KURTULUŞ İSLAMDADIR” vesselam.

Ankara’dan selam, sevgi, saygı ve dua ile.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner155