22.03.2014, 00:28 188

NEVRUZ VE HIDIRELLEZ DİNİ BAYRAM DEĞİLDİR -2-

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Hızır, Hıdır yahut Hadır Arapça bir kelime olup, yeşillik mânasına gelmektedir (Tecrîd-i Sarîh Tercümesi, IX,144). İslâm âlimlerinin çoğuna göre Kur’ân-ı Kerîm’in Kehf Suresi’nde geçen Salih Adam Kıssasın’dan, Hızır (a.s)’ın anlaşıldığı ve onun Peygamber olduğu görüşü müfessirlerin bazılarının tercih ettiği bir görüştür (İbn Kesîr, Tefsir, Cilt: V, 179; Kehf, 18/65). Ancak bazı âlimler tarafından da Nebî değil velî olduğu görüşü ileri sürülmektedir (Tecridî Sarîh Tercümesi, IX, 145). Ebû Hureyre (r.a)'den nakledildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.s), Hızır (a.s)'a Hızır denmesinin sebebini izah ederken, “ Hızır otsuz kuru bir yere oturduğunda, ansızın o otsuz yer yeşillenerek hemen dalgalanırdı” buyurmaktadır. (Tecrîdî Sarih Tercümesi, IX, 144)
Hızır (a.s), Kur’ân-ı Kerîm’in Kehf Suresi’nde “Kullarımdan birisi” şeklinde sabit olmuştur. Veli olduğunu dahi kabul etsek, İkinci Tabaka-i Hayatta bulunmaktadır. Bu mertebede aynı anda çok yerde bulunmak mümkündür.
İlyas (a.s), İsrailoğulları peygamberlerinden olup Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen ve Tevrat'ta “Elia” diye zikrolunan bir peygamberdir. M.Ö. IX. asırda yaşadığı ve daha sonra zamanın hükümdarları ile çok mücadele ettiği, çoğu zaman mağaralarda yaşadığı kaydedilmektedir.
Hz. İlyas (a.s) ya da “İlyasîn” şeklinde ismi zikredilen (Sâffât, 37/130) peygamberliği bildirilen, “Hiç şüphe yok ki İlyas gönderilen peygamberlerdendir” (Sâffât, 37/123), şeklinde hitab edilen İlyas (a.s.), İsrailoğullarına Allah'ın elçisi olarak gittiğinde onlar “Ba’al” adında dört cepheli puta tapıyorlardı. Hz. İlyas'ın bütün gayretlerine rağmen İsrailoğulları bu puta tapmaktan vazgeçmemiş, Hz. İlyas'ın peygamberliğini yalanlayarak (Saffât, 37/124), onu ülkeleri olan Balbek’ten çıkarmışlardı. Fakat Allah'ın gazabı bunların üzerine geldiğinde pişman olmuşlar ve İlyas (a.s)’ı geri çağırmışlardı. Ancak tekrar nankörlük etmişler, bunun üzerine İlyas (a.s) oradan uzaklaşmıştır.
İlyas (a.s)’ın İsrailoğullarından ayrılması ile Hızır (a.s) ile buluşması gerçekleşti. Bu buluşma “Hızır İlyas” iken sonradan Hıdrellez şeklinde değiştirilmiştir.
Halk İnançlarında Hıdrellez
Hızır'da darda kalanlara yardımcı olma, bereket getirme ve gelecekte dilekleri gerçekleştirme vasıflarını görmek mümkündür. Geceden gül dallarına gümüş kuruşlar, çeyrekler, kırmızı bezler bağlanır, gül dibine genç kızlar yüzük atar, mani söyler, içki sofraları hazırlanır, davullar eşliğinde oyunlar oynanır, su kenarlarında, yeşilliklerde eğlenilir, ateşten atlanılırsa ev sahibi olunacağı inanılır. Öküzü arabaya koşmama... vb. gibi İslâm'la çelişen ve din ile ilgisi olmayan inançlara rastlanmaktadır. Aynı şekilde Hıristiyan inancına göre Saint Georges yortusu da bizim halk geleneklerimizle paralellik arzeder ve Hıdrellezle aynı günde kutlanmaktadır. Görüldüğü üzere İslâm'ın Tevhid inancından uzak, sahte mitolojik dürtülerin ve Şamanist kalıntılarını uzantılarını yansıtan günümüz Hıdrellez anlayışıyla, Hıristiyan Saint Georges Yortusunun paralelliği de göstermektedir ki, İslâm dışı her şeye yakınlık duyma ama İslâm'ın gerçek kimliğine karşı çıkma düşüncesinin neticelerini gözler önüne sermektedir.
Şu anda geçerli ve yürürlükte bulunan Hristiyan kültürüne paralel olarak İslâm dünyasının seküler rejimlerle yönetilmesi ve bu kültürlerinde İslâm öncesi mitolojik özelliklerden oluşan geleneksel "Ulusal İslâm" anlayışıyla paralellik arz etmesi, Müslümanların tevhidî bilinçlerinden uzak olmalarının bir neticesidir. Şüphesiz ki Allah'ın vaadiyle İslâm dünyası kendini değiştirmedikçe, Allah'ta Müslümanların durumunu düzeltmeyecektir. Allah şöyle buyuruyor, “Kim İslâm’dan başka bir din (hayat nizamı) ararsa, ondan (bu din) asla kabul olunmaz ve o, ahirette de en büyük zarara uğrayanlardandır. Kendilerine apaçık deliller gelmiş, O Peygamber'in şüphesiz bir hak olduğuna da şahitlik etmişlerken imanlarının arkasından küfre sapan bir kavmi Allah nasıl hidayete erdirir (muvaffak eder)? Allah zalimler gürûhunu hidayete erdirmez. Muhakkak Allah'ın, meleklerin, bütün insanların lâneti onların üzerlerinedir. İşte onların cezaları.” (Âl-i İmrân, 3/85-87).
Ayet-i kerimede, “Bir millet kendini (örf, âdet, inanç ve geleneklerini) değiştirmedikçe, Allah o kavmi değiştirmez.” buyurmaktadır.(Ra’d Suresi Ayet 11 ve Enfâl Suresi Ayet 53) O halde Müslüman bir millet olarak kendi inanç, örf, âdet ve geleneklerimizi korumaya çalışalım. Dinî ve millî bayramlarımızın, kandil gecelerimizin kıymetini bilelim. Elin yılbaşısını, Nevruz’unu, Hıdırellez’ini, Noel’ini vs. onların önüne geçirmeyelim. Bizim hak olan inanç, örf, âdet ve geleneklerimiz bize onların batıl olan inanç, örf, âdet ve gelenekleri de onların olsun.
Çorum’dan selam, saygı ve dua ile.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
19°
parçalı az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@