23.03.2020, 00:01 56

NEVRUZ VE HIDIRELLEZ DİNİ BAYRAM DEĞİLDİR-1

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Nevruz Farsça bir kelimedir. Nev, yeni; ruz ise gün demek olup, Nevruz yeni gün demektir. Bazı Ön Asya ülkelerinde, İran’da ve ülkemizde de bir kısım insanlar tarafından “Yeni Yılın Başlangıcı” veya “Bahar Bayramı” olarak kutlanan Mart ayının 21. gününe de Nevruz denilmektedir.

Nevruz’un İslam dini ile uzaktan yakından bir alakası yoktur. Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Rasulüllah incelendiğinde Nevruz diye bir kelimeye veya bir bayrama rastlanamaz. Müslümanlar olarak bizim iki dinî bayramımız vardır. Bunlar, “Ramazan” ve “Kurban” bayramlarıdır.

O halde Nevruz nedir?

İslamiyet’ten önce İran’da ateşe tapan Mecusiler ve Zerdüştler yaşıyordu. İran’da ilk defa devlet kuran Cemşid, kendinin tanrı olduğunu ilan etti ve halkı kendisine taptırdı. Tahta geçtiği Mart ayının 21. gününü kendisine yılbaşı kabul ederek bayram ilan etti. Nevruz’un bayram olarak kutlanması da böylece başlamış oldu.

Asırlardır bayram olarak kutlanan Nevruz, İranlılar tarafından güneşin koç burcuna girdiği, tanrının evreni ve insanı yarattığı gün olarak kabul edildi. Eski İran’ın kullandığı güneş takviminin birinci ayı olan Ferverdinin de ilk gününe rastlayan nevruz bayramı iki bölüm halinde kutlandı. 2 Mart’ta kutlanana “Nevruz-ı Amme”, 28 Mart’ta kutlanana ise “Nevruz-i Hassa” adı verildi. İran şahları ve devletin ileri gelenleri Nevruz’da halkın isteklerine göre iş yaparlar, Nevruz kutlamaları sırasında halk ve çocuklar yeni elbiseler giyer, ateş yakar, piknik yapar coşkulu bir gün geçirirlerdi” (Yeni Rehber Ansiklopedisi, Cilt 15, Sayfa 194 )

İran, Müslümanlar tarafından fethedildikten sonra da, baba yadiğarı bu bayrama İran’da devam edildi. Nevruz bayramı İran milletinden ona komşu ve kültürel ve siyasî ilişkileri olan milletlere de geçti. Mesela İran’la ilişkisi olan bazı Türk boylarına, Azerbaycan’a, Irak’a, Mısır’a Nevruz kutlamaları İran’dan geçmiş olup, hâlâ devam etmektedir.

Şiiler de Nevruz kutlamalarına ayrı bir önem ve değer vermektedirler. Çünkü onlara göre Nevruz, Hz. Ali’nin, doğum günüdür. Hz. Fatıma validemizle evlendiği gündür ve halife ilan edildiği günün yıl dönümüdür. Onun için önem verilir ve kutlanır. Fakat bunların hiç biri tarihi kaynaklarca doğrulanmamaktadır. Yani Nevruz’un aslında Hz. Ali (r.a) ile hiçbir alakası yoktur.” (a.g.e. c. 15, sahife 195)

Günümüzde Nevruz, Kürtler arasında da bayram olarak kutlanmaktadır. Onlara da İran’dan geçmiştir. Ayrıca Kürtlere göre, Nevruz, Kava adlı bir demircinin zalim hükümdar Dahhak’a isyan etmesi ve ona galip gelmesi şeklindeki bir efsaneye dayandığı söylenmektedir. (a.g.e.c. 15, sahife 195)

Ayrıca asrımızda, Zerdüştlük inancını sürdüren parsiler arasında da bayram olarak kutlanan Nevruzda koruyucu ruhlar ve ölüler için çeşitli duaların okunduğu ayinler yapılmaktadır. Bunların hepsi İslam dininde kıymeti harbiyesi olmayan boş inanışlardır.

İslam tarihinde hiçbir zaman Nevruz kutlamaları olmamıştır. İslam Dinine göre Nevruz’u mübarek bir gün olarak kabul etmek ve dini bayram olarak kutlamak yoktur.

Hinduların bayram günlerine, Ateşe tapan Zerdüştlerin Nevruz günlerine ve Hıristiyanların Noel geceleri ve paskalyalarına hürmet etmek, böyle gün ve gecelerde hediyeleşmek dinimizde kesinlikle yasaklanmıştır.

Ülkemizde de dinî bir yönü olmamakla beraber, millî bir örf, âdet ve gelenek türünden Nevruz kutlamaları yapılmaktadır. Bu kutlamalarda kıra çıkılmakta, piknik yapılmakta, ateşler yakılarak oyunlar oynanmaktadır. Bu tür kutlamalar birlik, beraberlik ve kardeşlik ortamlarının oluşmasına, huzur ortamlarının yakalanmasına vesile olmaktadır.

Ancak son yıllarda bu güzel duygu ve düşüncelerin yaşanması gereken Nevruz, istiklalimizin düşmanı olan çeşitli bölücü mihraklar tarafından yapılan propagandalarla bahar bayramı adı altında olaydan habersiz Müslüman halkımıza değişik amaçlı şenliklerle kutlatılıyor ve bir kısım örgütlerin reklamı yaptırılıyor. Adeta bunların gövde gösterisine dönüşen olaylarda canlar yakılıyor, mallara zarar veriliyor. Bu nedenle, sağduyu sahibi insanlarımızın bu kötü niyetli bölücülere meydanı bırakmaması, onların tahriklerine kapılmaması ve aklı selimleriyle hareket etmeleri çok önemlidir. Aksi halde bölücü ve kötü niyetli insanların hain emellerine hizmet edilmiş olacağı unutulmamalıdır.

(SÜRECEK)

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
10°
açık
banner303
Namaz Vakti 27 Ekim 2020
İmsak 05:32
Güneş 06:56
Öğle 12:29
İkindi 15:23
Akşam 17:52
Yatsı 19:11

Gelişmelerden Haberdar Olun

@