21.03.2014, 00:29 3861

NEVRUZ VE HIDIRELLEZ DİNİ BAYRAM DEĞİLDİR -1-

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Nevruz Farsça bir kelimedir. Nev, yeni; ruz ise gün demek olup, Nevruz yeni gün demektir. Bazı Önasya ülkelerinde, İran’da ve ülkemizde de bir kısım insanlar tarafından “Yeni Yılın Başlangıcı” veya “Bahar Bayramı” olarak kutlanan Mart ayının 21. gününe de Nevruz denilmektedir.
Nevruz’un İslam dini ile uzaktan yakından bir alakası yoktur. Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Rasulüllah incelendiğinde Nevruz diye bir kelimeye veya bir bayrama rastlanamaz. Müslümanlar olarak bizim iki dinî bayramımız vardır. Bunlar, “Ramazan” ve “Kurban” bayramlarıdır.
O HALDE NEVRUZ NEDİR?
İslamiyet’ten önce İran’da ateşe tapan Mecusiler ve Zerdüştler yaşıyordu. İran’da ilk defa devlet kuran Cemşid, kendinin tanrı olduğunu ilan etti ve halkı kendisine taptırdı. Tahta geçtiği Mart ayının 21. gününü kendisine yılbaşı kabul ederek bayram ilan etti. Nevruz’un bayram olarak kutlanması da böylece başlamış oldu.
Asırlardır bayram olarak kutlanan Nevruz, İranlılar tarafından güneşin koç burcuna girdiği, tanrının evreni ve insanı yarattığı gün olarak kabul edildi. Eski İran’ın kullandığı güneş takviminin birinci ayı olan Ferverdi’nin de ilk gününe rastlayan nevruz bayramı iki bölüm halinde kutlandı. 2 Mart’ta kutlanana “Nevruz-ı Amme”, 28 Mart’ta kutlanana ise “Nevruz-i Hassa” adı verildi. İran şahları ve devletin ileri gelenleri Nevruz’da halkın isteklerine göre iş yaparlar, Nevruz kutlamaları sırasında halk ve çocuklar yeni elbiseler giyer, ateş yakar, piknik yapar coşkulu bir gün geçirirlerdi” (Yeni Rehber Ansiklopedisi, Cilt 15, Sayfa 194 )
İran, Müslümanlar tarafından fethedildikten sonra da, baba yadiğarı bu bayrama İran’da devam edildi. Nevruz bayramı İran milletinden ona komşu ve kültürel ve siyasî ilişkileri olan milletlere de geçti. Mesela İran’la ilişkisi olan bazı Türk boylarına Azerbaycan’a, Irak’a, Mısır’a Nevruz kutlamaları İran’dan geçmiş olup, hâlâ devam etmektedir.
Şiiler de Nevruz kutlamalarına ayrı bir önem ve değer vermektedirler. Çünkü onlara göre Nevruz, Hz. Ali’nin, doğum günüdür. Hz. Fatıma validemizle evlendiği gündür ve halife ilan edildiği günün yıl dönümüdür. Onun için önem verilir ve kutlanır. Fakat bunların hiç biri tarihi kaynaklarca doğrulanmamaktadır. Yani Nevruz’un aslında Hz. Ali (r.a) ile hiçbir alakası yoktur.” (Rehber Ansiklopedisi, Cilt 15, Sayfa 195)
Günümüzde Nevruz, Kürtler arasında da bayram olarak kutlanmaktadır. Onlara da İran’dan geçmiştir. Ayrıca Kürtlere göre, Nevruz, Kava adlı bir demircinin zalim hükümdar Dahhak’a isyan etmesi ve ona galip gelmesi şeklindeki bir efsaneye dayandığı söylenmektedir. (Rehber Ansiklopedisi, Cilt 15, Sayfa 195)
Ayrıca asrımızda, Zerdüştlük inancını sürdüren parsiler arasında da bayram olarak kutlanan Nevruzda koruyucu ruhlar ve ölüler için çeşitli duaların okunduğu ayinler yapılmaktadır.Bunların hepsi İslam dininde kıymeti harbiyesi olmayan boş inanışlardır.
İslam tarihinde hiçbir zaman Nevruz kutlamaları olmamıştır. İslam Dinine göre Nevruz’u mübarek bir gün olarak kabul etmek ve dini bayram olarak kutlamak yoktur.
Hinduların bayram günlerine, Ateşe tapan Zerdüştlerin Nevruz günlerine ve Hıristiyanların Noel geceleri ve paskalyalarına hürmet etmek, böyle gün ve gecelerde hediyeleşmek dinimizde kesinlikle yasaklanmıştır.
Ülkemizde de dinî bir yönü olmamakla beraber, millî bir örf, âdet ve gelenek türünden Nevruz kutlamaları yapılmaktadır. Bu kutlamalarda kıra çıkılmakta, piknik yapılmakta, ateşler yakılarak oyunlar oynanmaktadır. Bu tür kutlamalar birlik, beraberlik ve kardeşlik ortamlarının oluşmasına, huzur ortamlarının yakalanmasına vesile olmaktadır.
Ancak son yıllarda bu güzel duygu ve düşüncelerin yaşanması gereken Nevruz günlerinde, bilhassa büyük şehirlerimizde coşkulu kalabalıklar tarafından kutlamalar yapılırken, millî birliğimizin, kardeşliğimizin, huzurumuzun, vatan, millet, hürriyet ve istiklalimizin düşmanı olan çeşitli bölücü mihraklar tarafından yapılan propagandalarla bahar bayramı adı altında olaydan habersiz Müslüman halkımıza değişik amaçlı şenliklerle kutlattırılıyor ve bir kısım örgütlerin reklamı yaptırılıyor. Adeta bunların gövde gösterisine dönüşen olaylarda canlar yakılıyor, mallara zarar veriliyor. Bu nedenle, sağduyu sahibi insanlarımızın bu kötü niyetli bölücülere meydanı bırakmaması, onların tahriklerine kapılmaması ve akl-ı selimleriyle hareket etmeleri çok önemlidir. Aksi halde bölücü ve kötü niyetli insanların hain emellerine hizmet edilmiş olacağı bilinmelidir.
Hıdırellez
Hıdırellez, Hızır ve İlyas (a.s)’ın her bahar başlangıcında buluştuklarına inanılan milâdî 6 Mayıs, Rumî 23 Nisan'a rastlayan güne verilen isimdir. Söz konusu günde Hızır ve İlyas (a.s)’ın buluşarak sohbet ederler ve bugünlerde vakitlerini Allah yolunda olmanın ve birlikteliklerinin verdiği sevinçle kuvvet bulurlardı. Hızır (a.s)’ın Allah’ın lütfu ile dolaştığı yerde yeşillikler çıkar ve çorak yerler çiçeklerle bezenirdi. İşte bu olaya dayanarak, halk zamanla bu günlerde buluşup Hızır ve İlyas (a.s)’ın geleneğini sürdürmek amacıyla özel anda ve dua günleri tertip eder olmuşlardır. Ancak bu zamanla aslî hüviyetinden çıkarılarak günümüzde olan şekliyle Hıdırellez adını almıştır. Günümüzde kullanılan manası ise, insanların kıştan kurtuluşlarının bir işareti ve bahar güneşinden faydalanma, piknik yapma, stres atma, eğlenme, nişan, düğün, sünnet törenleri tertip etme, uğursuzlukları giderme, adak adama, dilekte bulunma gibi düşünceleri gerçekleştirme amacıyla gelenekselleşen “Bahar Bayramı” inancıdır ki, tam bir bid’at olarak ortaya çıkmıştır.
(SÜRECEK)
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
20°
az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@