Kimsesiz, kimliksiz bir kızın ilginç hayat hikayesi

Çorum’daki sevgili yeğenim Enver, dün akşam beni telefonla arayıp kandilimi kutladıktan sonra; “Burada nüfus müdürü olan arkadaşım, Nermin Şen adında bir kadın hakkında bilgi ararken, 1940’larda İhsan Bey amca tarafından nüfusa kaydedilmiş olduğunu tesbit edince, onun akrabası olarak benden yardım istiyor. Bu Nermin Şen’i tanır mıydın, Sungur Ağabey?” diye sordu. “Tanımaz olur muyum” diyerek ona aşağıdaki hikayesini kısaca aktardım ve niçin arandığını öğrenmesini rica ettim…
Yıllarca evvel, 1937’de kardeşim Mete doğduğunda evde 5 kardeş olmuştuk.. Büyük teyzem Fıtnat hanım, kendi çocukları artık çok büyüdükleri ve evde kıdemli bir evlatlık daha olduğu için, 12-13 yaşlarındaki evlatlık kızı Nermin’i anneme verdi. Bu çok büyük bir iyilikti tabii. Böylece Nermin adında bir ablam olmuştu.
Nermin abla, evlatlık olarak öncelikle annemin yardımcısıydı. Okula gönderilmesi kimsenin aklına gelmezdi, tabiatıyla.. Ama ailenin bir ferdi olarak yemek soframızda onun da yeri vardı. Bağa giderken arabaya biner, yürütülmezdi. Evde köle-hizmetçi muamelesi yapılmazdı.
Geldiğinde 12-13 yaşlarında, tombulca, al yanaklı dalgalı ve gür, kızıl saçlı, yeşil gözlü, sağlıklı bir kızdı. Bebek bakmaktan, sobalara odun taşımaya kadar, evin her işinde anneme yardımcı olmuştu. Odaların tahta döşemelerini ıslak bezin üzerine iki ayağıyla basarak, bel hareketleriyle nasıl gıcır gıcır ses çıkarttığını hatırlıyorum. Büyüdükçe hep sağlıklı ve güçlü olmuştu. Bağ bozumunda üzüm toplarken küfeleri taşıyabiliyor, eve gelince de üzümün ayakla çiğnenmesi, pekmez kazanının altına yakacak taşınması ve hele akpekmez için kolları sıvayıp “pekmez çarpması” hep onun işi idi.
Hiçbir zaman nerden geldiğinden, baba veya annesinden bahsetmezdi.
Babam, arada bir açılan kanuni imkandan yararlanarak, onun nüfus kaydını yaptırmıştı. Nüfus cüzdanında, baba adı, ana adı ve doğum tarihi gibi soyadı da babam tarafından seçilmişti. Bilhassa soyadı olarak Şen yazılması Babamın tercihidir ve ona çok yakışmıştı. Artık Nermin ablamız, Nermin Şen adıyla nüfusta kayıtlı bir Türk vatandaşı idi.
Onun asıl farklı olan yönü, okuma yazma merakı idi. Bize geldiği 1937 yılı ile benim Bursa lisesine gittiğim 1943 yılı arasında 7 ila 13 yaşında bir çocuk olan benden, söke söke ve tatlılıkla okumayı öğrendi. Benim yetenekli bir öğretici olduğum düşünülemez. Ama o; müthiş, azimli ve akıllı idi.. Benden sonra kendi kendine okumayı ilerlettiği gibi, yazmayı da becerdi. Artık her fırsatta roman okuyor, radyoyu izliyordu..
1947-48 yıllarında evlenme çağına gelmiş her türlü ev işini bilen, sağlıklı ve güçlü bir genç kız haline gelmişti.. Üstelik dalgalı kızıl saçlı güzel bir kızdı. Annem ve Babamın onu evlendirme konusunda faaliyetlerini hissediyordum.
Bir gün emniyetten haber verdiler ve ertesi gün iki polis Nermin ablayı, bavulu ile beraber alıp Ankara’ya gönderdiler. İsmini hatırlamadığım bir general tarafından istenmişmiş..
Olay karanlık değildi. Nermin abla, Reis-i Cumhur İsmet İnönü’ye bir mektup yazıp postalamışmış.. Mektubunda “Artık beni evlendirecekler; bir cahil adamla evlendirilmek istemiyorum, kendime daha iyi bir hayat yolu arıyorum” diye yazmışmış.
Nermin ablanın gidişi şüphesiz bütün ailemizi üzüntüye boğmuştu. Üstelik babamın milletvekili adayı olarak ilanını beklerken büyük bir düş kırıklığı oldu. O zamanlarda milletvekili adaylığı Ankara’dan tayin edilirdi.
Seneler, seneler geçti.. 60’lı yıllarda bir uçak yolculuğumda Nermin abla birden karşıma çıktı. Hostes olarak.. Beni nekadar sıcak karşıladığını, ne ikramlarda bulunduğunu hiç unutmam.. 23 yolcu taşıyan THY’nın DAKOTA Tipi uçaklarında hostes idi. Türkiye’de ilk 6 hostesten biri idi. İnce, uzun boylu, kızıl saçlı, çok renkli, çok güzel, üniformalı bir hostesti. Çatır çatır İngilizce konuşabiliyordu. O yıllarda uçak yolculuklarında birkaç defa daha rastladım ona.. Daha sonraları, yeni hostesler yetiştiren bir şef seviyesine yükseldiğini de öğrenmiştim.
1980’li yıllarda onu bir başka pozisyonda gördüm: THY’dan emekli olduktan sonra, çok çok yaşlı ve zengin bir Yahudi vatandaşımızın yanında, onun bakıcısı olarak bulunduğunu öğrendim. Onu o evde ziyaret ettiğimi hatırlıyorum. Muhteşem bir Tarlabaşı apartmanında.. Ankara’da Gaziosmanpaşa’da bir daire aldığını, ilerki yıllarda oraya taşınabileceğini söylüyordu..
Bu görüşme, onu son görüşüm oldu..
Sevgili yeğenim Enver, yarım saat sonra tekrar aradı beni. Nüfus memuru olan arkadaşı ile konuşmuş. Nermin Şen, 2011’de Bodrum’da vefat etmiş. 5 Trilyonluk (5 milyon olsa gerek) bir servet bırakmış ve hiçbir varisi çıkmamış. 22.12.2015


Yıl 1945…Nermin Abla (Şen) ayakta, üzüm çarpan ise Seher hala…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner155