Okyanusta ki bir dalga gibi… Alınan her nefesle, karın bölgesinin şiştiği sonra göğüs bölgesinin şiştiği, kolayca verilen (bırakılan) her nefesle önce göğsün arkasından karnın indiği ve beklemeden tekrar nefes alma ve bırakmayla devam eden bir süreç. Dalga hareketi gibi birbirini tetikleyen sürekli çıkan ve inen bir akış.

FARKINDA, BİLİNÇLİ ALDIĞINIZ DOĞAL NEFESLERİNİZ BAŞTA KANSER OLMAK ÜZERE ELLİYİ AŞKIN HASTALIKTA DESTEK TEDAVİDİR

Başta kanser diyoruz çünkü oranı gittikçe artan çağımızın hastalığı ve bu konuda Doktor Otto Warburg’un bilimsel bir çalışması ve Nobel tıp ödülü bulunmakta.

Warburg, kanserin gelişmesinde temel ön-koşulun hücresel seviyede oksijen eksikliği olduğunu kanıtlamıştır.

“Kanserin sadece bir ana nedeni vardır. O da beden hücrelerinin normal oksijen soluması yerine anaerobik (oksijen bakımından yetersiz) hücre solunumu yapmasındandır.” Demiş, kanıtlamış ve Nobel tıp ödülünü almıştır.

Psikolog yazar Gay Handricks, bir kitabında Hollanda da Dixhoorn isimli bir doktor tarafından yürütülen araştırmadan bahsetmiştir.

Bu araştırmada Dr. Dixhoorn, iki grup kalp hastasını birbirleriyle karşılaştırılmış. İlk gruba basitçe diyaframdan nefes alma öğretilirken diğer gruba herhangi bir soluk alma yöntemi gösterilmemiş. Nefes almanın öğretildiği gruptan hiç kimse daha sonra hiç kalp krizi geçirmemişken ikinci grubun 12 üyesinden 7si daha sonraki 2 yıl içerisinde ikinci bir kalp krizi geçirmiş. Bu araştırma bile oksijenin ne kadar elzem olduğunu ortaya koymaktadır.

Bedenimiz otonom sistemle çalışır. Yani siz su içtim bi midemi, böbreğimi ..çalıştırayım demezsiniz. Onlar otomatik çalışırlar. Yani onları kontrol edemezsiniz. Bedende tek kontrol edebileceğimiz nokta NEFES’tir. Nefes ile vücudun solunum sisteminden gelen mesajlar beynin, düşünce, duygu ve davranış ile ilgili olan ana merkezlerine hızlı ve güçlü etkiler yapar. Bilinçli diyafram nefesleriyle bu etkileri olumlu olarak değiştirmek elinizde.

2003 yılında Ritz&Rohr tarafından yayımlanan araştırmada nefes tekniklerinin, gevşeme, stres yönetimi, psikofizyolojik olguların kontrolü ve organ fonksiyonlarının dengesi açısından çok değerli ve etkili yöntemler olduğunu belirtmiştir.

Yapılan bir çok klinik araştırma neticesinde; Pranayama, kontrollü nefes teknikleri uygulamalarının parasempatik (dinlen, sakinleş, gevşe) sinir sistemini aktive ederek, otonomik dengeyi olumlu olarak etkilediği yayımlanmıştır.

Yani stres tepki sistemini sakinleştirir ve aşırı duygusal reaksiyonları azaltır.

Korktuğumuzda nefesimiz sığlaşır (azalır), canımız sıkıldığında ya da bunaldığımızda nefesimiz ağırlaşır ve daralır.

Her türlü üzüntü, endişe, kaygı, korku, acı, zorluk, ve stres parasempatik sinir sistemini baskılar ve randımanlı çalışmasını engeller. Bu da bizim hızlı solunuma geçmemizi sağlar. (HIZLI KESİK KESİK)

Zihin sakinse nefeste YAVAŞ ve SESSİZDİR.

Zihin kaos içindeyse nefes te HIZLI, KISA, SIĞ ve SESLİDİR.

Tıpkı öfkeli insanlara “burnundan soluyor” dediğimiz gibi. Öfkeli insanlar diyafram nefesini kullanmadığı için mantıklı ve iradeli de değildirler. Onlara da “bi dur rahat nefes al” demez miyiz?

Diyafram nefesiyle bedene giren coşkulu nefes te parasempatik sinir sistemini etkileyecek ve kişiyi sakinleştirecektir.

Bu arada parasempatik sistem, aynı zamanda insanlarda ve diğer birçok türde bağlanmayı ve sadakati sağlayan bir hormon olan oksitosin salınması açısından da önemli rol oynar.

Özellikle doğum sırasında ve sonrasında önemli rolüyle bilinen oksitosin hormonu ile son zamanlarda yapılan araştırmalarda davranışlar üzerinde de etkisini ortaya çıkartmıştır. Örneğin eşler arasında bağ, anne davranışları, anksiyete, sosyal ilişkilerin güçlü olması bu davranışlar arasında sayılabilir. Bu nedenle bu hormona aşk hormonu denir. Konu ile ilgili fareler üzerinde deneyler yapılmış, erkek farenin, ilk gördüğü dişi fareye ömür boyu bağlı kaldığı kanıtlanmıştır.

Diyafram nefesleri ile tetikleyerek etkilediğiniz parasempatik sistemle oksitosin hormonu salınımı artacağından, daha sosyal, annelik, arkadaşlık, … bağları daha kuvvetli olması da muhtemeldir.

Doktor Dean Ornish, "Koroner kalp hastalıkları kalp tarafından alınan oksijenin azlığından kaynaklanır." Derken, yine ünlü araştırmacı Doktor Richard Lippman da "Bir oksijen eksikliği hastalığı (hypoxia) her yıl 1,5 milyon kalp krizinin asıl nedenidir." Demektedir.

Evet kanser, kalp ve tansiyon hastalıkları, Astım, koa, sindirim sistem sorunları, migren ve diğer kronik ağrılar, stres, depresyon, panik atak, bağımlılıklar, uykusuzluk, uyku apnesi, kısırlık (infertilite), cilt problemleri, psikolojik rahatsızlıklar, adet öncesi sendrom, kronik yorgunluk, hayattan tat alamama gibi rahatsızlıklarda olumlu geri dönüşleri alındığı için yurt dışında hastanelerde nefes üniteleri açılmıştır.

Yaptığım araştırmalarda Ankara ilinde de iki sağlık kurumunda bu uygulamaya geçildiğini öğrenmiş bulunmaktayım. Artacağı kanaatindeyim.

Evet, bende bu konu da akademik çalışmalar yapıyorum. Özel seanslarda ve Akademi eğitimlerinde binlerce insanla çalışma fırsatım oldu. Ve burada yazdığım tüm olumlu geri bildirimleri almanın, inanarak, her daim kendimi güncelleyip öğrenerek her şeyden önemlisi mutlulukla, keyifle… yolculuğuma devam etmekteyim.

"Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?“diye sormak için hiç bir zaman geç değil.

Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık.

Her an her nefeste yenilenmeli.

Şems-i Tebrizi

Hatırlayın, seçimler hayatınızı oluşturur. Ve hayatınızın %100’nden sorumlusunuz.

Mutluluğuma giden kapıyı sizler için araladım. Yenilenmek, değişmek, dönüşmek, daha neşeli, keyifli, farkındalıklı, başarılı,…mutlu olmak için

Şimdi bu kapıdan girme sırası sizde…

SEVGİ, NEFES VE IŞIK’LA KALIN…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251