Yüce Dinimiz İslam; insanın dünya ve ahiret mutluluğunu amaçlamıştır. Bunun için çeşitli ilkeler koymuştur. Bu prensiplere uyarak yaşayanları cennetle müjdelemiş, uymayanları ise cehennemle uyarmıştır.

İnsanın dünya ve ahiret mutluluğuna erişmesi için dinin gösterdiği yollar çeşitlidir. Bunlardan birisi de, malını Allah yolunda, Allah rızası için infak etmektir. Varlıklı insanların Allah’ın kendilerine lütfedip verdiği mallardan, muhtaçlara infak etmeleri, takva ehli müminlerin özelliklerinden sayılmıştır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’in Bakara Suresi’nin 3’üncü ayetinde mealen; “Onlar (muttakiler, sakınanlar ve arınmak isteyenler) gayba inanırlar, namaz kılarlar ve kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar (infak ederler).” buyrulmaktadır.

Bir elin beş parmağının bir olmadığı gibi, insanlarda çeşitli yönlerden tıpa tıp aynı değillerdir. Mesela kimisi zayıf, kimisi şişman, kimisi kısa boylu, kimisi uzun boylu, kimisi esmer, kimisi beyaz olduğu gibi, kimisi fakir kimisi de zengindir. Yüce Allah zenginle fakirin arasında sosyal dengeyi sağlamak için, zenginin malından fakire hak vermiştir. Nitekim Zariyat Suresi’nin 19’uncu ayetinde Yüce Allah mealen; “Onların (zenginlerin) mallarında fakir ve yoksul için bir hak vardır.” buyurmuştur.

Zengin malındaki fakirin bu hakkını vermekle malını fakirin hakkından arındırmış, yani temizlemiş olur ki, işte bu verilen mala zekat denir. Nitekim yaratanımız Tevbe Suresi’nin 103’üncü ayetinde; Peygamberimize hitaben “Onları arındırmak ve temizlemek için mallarından sadaka (zekat) al.” buyurmuştur.

Şüphe yok ki zenginlik, Allah (c.c)’un lutfetmiş olduğu büyük nimetlerden birisidir. Zekat, sadaka, fıtır sadakası, kurban vs. gibi yollarla zenginin malını Allah yolunda harcaması, Allah rızası için dula, yetime, fakire, yoksula, muhtaca, borçluya ve yolda kalmışlara vermesi, Allah’ın zenginlik nimeti karşısında açmış olduğu sınavı şeytana ve nefsine karşı, zenginin kazanması demektir. Çünkü ayette; “Şeytan insanı fakirlikle korkutur ve cimriliği telkin eder. Allah ise insana katından bir lütuf ve bir bağışlama vaat eder.” (Bakara Suresi, 268) buyrulmuştur.

İşte Allah’ın has kulları bunlardır. Allah ile alışveriş yapmış, malını Allah yolunda vererek Allah’tan cennetini satın almış kişiler bunlardır. Korktuklarından emin olup, umduklarına kavuşanlarda bu bahtiyar insanlardır. Nitekim Yüce Allah, Tevbe Suresi’nin 111’inci ayetinde mealen; “Allah müminlerin canlarını ve mallarını cennet mukabilinde satın alır. ” Bakara Suresi’nin 274’üncü ayetinde de; “Mallarını gece gündüz, gizli ve aşikar Allah yolunda harcayanlar yaptıklarının mükafatını Allah katında göreceklerdir. Onlar ne korku çekecek ve ne de üzüleceklerdir.” Bakara Suresi’nin 277’nci ayetinde de; “İman edip iyi işler yapan, namaz kılan ve zekat verenler var ya, onların mükafatı Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzüntüde çekmezler” buyurmuştur.

Kulun neyi, nasıl ve niçin yaptığını en iyi bilen Yüce Allah, zenginlere rızasına ulaşmak için mallarının kıymetli olanlarını Allah yolunda vermelerini ister.

Nitekim Âl-i İmrân Suresi’nin 92’nci ayetinde mealen; “Mallarınızın kıymetli olanlarından vermediğiniz müddetçe iyiliğe ulaşamazsınız. Ne yaparsanız Allah bilir” buyrulmuştur.

Bu ayetle Allah (c.c) kişinin malının iyisinden Allah yolunda sarf etmesi halinde hayrın ve iyiliğin kemal noktasına ulaşacağını, Allah’ın rahmeti, rızası ve cennetine kavuşacağını bildirmektedir. Yani insanın; mal, mülk, servet, mevki, ilim ve beden kuvveti gibi maddî ve manevî imkanlarını Allah yolunda iyi kullanması sayesinde imanda, ibadette ve Ahlakta en doğru ve en güzel bir hayatı yaşar denilmektedir. Rabbimiz Tevbe Suresi’nin 39’uncu ayetinde de; “Siz Allah için verirseniz, Allah onun yerine daha iyisini verir.” buyurmuştur.

Allah zenginlerin en zenginidir. Kulun malına ihtiyacı yoktur. O, kulun dünya ve ahiret saadetine ulaşması için malının, Allah yolunda sarfını istemiştir. Allah kendi rızası için sarf edilen malın geri kalanını bereketlendirdiği gibi, sarf edilenin karşılığında da kuluna bire on, bire yedi yüz hatta bire sonsuz mükafat verir. Nitekim şu ayetlerde de bunlar apaçıkca ortaya konulmuştur:

“Allah sadakaları (Allah yolunda harcananları) bereketlendirir.” (Tevbe Suresi,111),

“Kim Allah’a bir iyilikle yönelirse, ona on misli ile mukabele edilir.” (Bakara Suresi Ayet: 261),

“Mallarını Allah yolunda harcayanların örneği; yedi başak bitiren bir tane gibidir ki, her başakta 100 tane vardır. Allah dilediğine kat kat fazlasını verir. Allah’ın lütfu geniştir. O her şeyi bilir.” (Bakara Suresi, 261)

Toprağa tohum eken, kat kat fazlasını alır. Bunu ihsan eden de şüphesiz Yüceler Yücesi ve her şeyin rızkını veren Allah’tır. (İsra Suresi, 31) Onun için Aşık Veysel; “Bir çekirdek verdim, beş bostan verdi, bunda yalan yoktur, herkeste gördü.”, başka bir şairde “Daneyi bin dane ettin akıbet. ” dememişler midir?

Allah yolunda harcanan mal, toprağa ekilen tohum gibidir, karşılığı kat kat alınır. Nitekim Rum Suresi’nin 39’uncu ayetinde mealen; “Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için her ne zekat verirseniz, İşte bunu yapanlar kat be kat (karşılığını) alırlar.” buyurulmuştur.

(SÜRECEK)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol