15.09.2017, 00:32 287

NE VERİRSEN ELİNLE O GİDER SENİNLE-1

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Yüce Dinimiz İslam; insanın dünya ve ahiret mutluluğunu amaçlamıştır. Bunun için çeşitli ilkeler koymuştur. Bu prensiplere uyarak yaşayanları cennetle müjdelemiş, uymayanları ise cehennemle uyarmıştır.

İnsanın dünya ve ahiret mutluluğuna erişmesi için dinin gösterdiği yollar çeşitlidir. Bunlardan birisi de, malını Allah yolunda, Allah rızası için harcamaktır. Varlıklı insanların Allah’ın kendilerine lütfedip verdiği mallardan, muhtaçlara vermeleri, takva ehli müminlerin özelliklerinden sayılmıştır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’in Bakara Suresi’nin 3’üncü ayetinde mealen; “Onlar (muttakiler, sakınanlar ve arınmak isteyenler) gayba inanırlar, namaz kılarlar ve kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar (verirler).” buyrulmaktadır.

Bir elin beş parmağının bir olmadığı gibi, insanlarda çeşitli yönlerden tıpa tıp aynı değillerdir. Mesela kimisi zayıf, kimisi şişman, kimisi kısa boylu, kimisi uzun boylu, kimisi esmer, kimisi beyaz olduğu gibi, kimisi fakir kimisi de zengindir. Yüce Allah zenginle fakirin arasında sosyal dengeyi sağlamak için, zenginin malından fakire hak vermiştir. Nitekim Zariyat Suresi’nin 19’uncu ayetinde Yüce Allah mealen; “Onların (zenginlerin) mallarında fakir ve yoksul için bir hak vardır.” buyurmuştur.

Zengin malındaki fakirin bu hakkını vermekle, malını fakirin hakkından arındırmış, yani temizlemiş olur ki, işte bu verilen mala zekat denir. Nitekim yaratanımız Tevbe Suresi’nin 103’üncü ayetinde; Peygamberimize hitaben “Onları arındırmak ve temizlemek için, mallarından sadaka (zekat) al.” buyurmuştur.

Şüphe yok ki zenginlik, Allah (c.c)’un lütfetmiş olduğu büyük nimetlerden birisidir. Zekat, sadaka, fıtır sadakası, kurban vs. gibi yollarla zenginin malını Allah yolunda harcaması, Allah rızası için dula, yetime, fakire, yoksula, muhtaca, borçluya ve yolda kalmışlara vermesi, Allah’ın zenginlik nimeti karşısında açmış olduğu sınavı, şeytana ve nefsine karşı, zenginin kazanması demektir. Çünkü ayette; “Şeytan insanı fakirlikle korkutur ve cimriliği telkin eder. Allah ise insana katından bir lütuf ve bir bağışlama vaat eder.” buyrulmuştur.(Bakara s.a. 286)

İşte Allah’ın has kulları bunlardır. Allah ile alışveriş yapmış, malını Allah yolunda vererek Allah’tan cennetini satın almış kişiler bunlardır. Korktuklarından emin olup, umduklarına kavuşanlarda bu bahtiyar insanlardır. Nitekim Yüce Allah, Tevbe suresi’nin 111’inci ayetinde mealen; “Allah müminlerin canlarını ve mallarını cennet mukabilinde satın alır. ” Bakara suresi’nin 274’üncü ayetinde de; “Mallarını gece gündüz, gizli ve aşikar Allah yolunda harcayanlar, yaptıklarının mükafatını Allah katında göreceklerdir. Onlar ne korku çekecek ve ne de üzüleceklerdir.” Yine Bakara suresi’nin 277’nci ayetinde de; “İman edip iyi işler yapan, namaz kılan ve zekat verenler var ya, onların mükafatı Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzüntüde çekmezler” buyurmuştur.

Kulun neyi, nasıl ve niçin yaptığını en iyi bilen Yüce Allah, zenginlere rızasına ulaşmak için mallarının kıymetli olanlarını Allah yolunda vermelerini ister.

Nitekim Âl-i İmrân Suresi’nin 92’nci ayetinde mealen; “Mallarınızın kıymetli olanlarından vermediğiniz müddetçe, iyiliğe ulaşamazsınız. Ne yaparsanız Allah bilir” buyrulmuştur.

Bu ayetle Allah (c.c) kişinin malının iyisinden Allah yolunda sarf etmesi halinde hayrın ve iyiliğin kemal noktasına ulaşacağını, Allah’ın rahmeti, rızası ve cennetine kavuşacağını bildirmektedir. Yani insanın; mal, mülk, servet, mevki, ilim ve beden kuvveti gibi maddî ve manevî imkanlarını, Allah yolunda iyi kullanması sayesinde imanda, ibadette ve Ahlakta en doğru ve en güzel bir hayatı yaşar, denilmektedir.

Allah rızası için Allah’ın gösterdiği yolda harcanan mal eksilmez artar. Çünkü Allah onun karşılığını dünyada da ahirette de kat kat verir. Rabbimiz Tevbe suresi’nin 39’uncu ayetinde de bu konuda; “Siz Allah için verirseniz, Allah onun yerine daha iyisini verir.” buyurmuştur.

Allah zenginlerin en zenginidir. Kulun malına ihtiyacı yoktur. O, kulun dünya ve ahiret saadetine ulaşması için malının, Allah yolunda sarfını istemiştir. Allah kendi rızası için sarf edilen malın geri kalanını bereketlendirdiği gibi, sarf edilenin karşılığında da kuluna bire on, bire yedi yüz hatta bire sonsuz mükafat verir. Nitekim şu ayetlerde de bunlar açıkça ortaya konulmuştur:

“Allah sadakaları (Allah yolunda harcananları) bereketlendirir.” (Tevbe Suresi,111),

“Kim Allah’a bir iyilikle yönelirse, ona on misli ile mukabele edilir.” (Bakara Suresi Ayet: 261),

“Mallarını Allah yolunda harcayanların örneği; yedi başak bitiren bir tane gibidir ki, her başakta 100 tane vardır. Allah dilediğine kat kat fazlasını verir. Allah’ın lütfu geniştir. O her şeyi bilir.” (Bakara Suresi, 261)

Toprağa tohum eken, kat kat fazlasını alır. Bunu ihsan eden de şüphesiz Yüceler Yücesi ve her şeyin rızkını veren Allah’tır. (İsra Suresi, 31) Onun için Aşık Veysel; “Bir çekirdek verdim, beş bostan verdi, bunda yalan yoktur, herkeste gördü.”, başka bir şairde “Daneyi bin dane ettin akıbet. ” dememişler midir?

Evet, Allah yolunda harcanan mal, toprağa ekilen tohum gibidir, karşılığı kat kat alınır. Nitekim Rum Suresi’nin 39’uncu ayetinde mealen; “Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için her ne zekat verirseniz, İşte bunu yapanlar kat be kat (karşılığını) alırlar.” buyurulmuştur.

Hatta Cenab-ı Hak, kendi rızasını fazla fazla kazanmamız için çeşitli vesileler ihdas etmiştir. Mesela karşılığını daha fazla vermek için kulunu kendisine borç vermeye teşvik etmiştir. Ve buyurmuştur ki; “Verdiğinin kat kat fazlasının kendisine ödenmesi için, Allah’a güzel bir borç (isteyene faizsiz ödünç) verecek yok mu? Darlık veren de, bolluk veren de Allah’tır. Sadece Ona döndürüleceksiniz.” Buyurarak ihtiyaç sahibine borç vermeyi teşvik etmiştir. (Bakara suresi, 245)

Allah yolunda harcanan malın eksilmeyeceği, artacağı ve Allah tarafından kat kat fazlası o malın sahibine verileceği ile ilgili başka ayetlerde vardır.

Bu konuda sevgili Peygamberimizde müteaddit hadislerinde; Müslümanları, mallarını Allah yolunda sarf etmeye teşvik etmiştir.

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’de, Allah yolunda sarf edilen malın karşılığını cömertler cömerdi Rabbimizin, o malın sahibine fazlasıyla verileceğine işaret ederek bir hadislerinde mealen; “Allah yolunda malını harcayan kimseye, Yüce Allah (c.c) yedi yüz (700) mislini (katını) verir. ” buyurmuştur.

Evet, Yüce Allah kendi rızası için verilenin karşılığını, infak edenlere bol bol verir. Nitekim bir Kutsi Hadiste de, Rabbimiz mealen; “Ey Ademoğlu! Sen yoksullara sadaka ver ki, bende sana vereyim.” buyurmaktadır. (Et-Tergib ve’t Tertib Cilt: 1, Sayfa: 520)

Allah yolunda verilen sadaka insan için hem dünyada ve hem de ukbada fayda temin eder. Çünkü Peygamberimiz sadakayı, maddî hastalıkların tedavisi ve cehennem ateşinden korunmak için tavsiye etmiştir. Hadisi Şerifler’de mealen; “Hastalıklarınızı sadaka ile tedavi edin. ” (Müslim, Cilt:3, Sayfa: 86), “Yarım hurma ile de olsa ateşten korununuz.” (Müslim, Cilt: 3, Sayfa: 86) buyrulmuştur.

Dinimizde tatlı dil ve güler yüzle söylenen her kelime ve her söz bir sadakadır. Her iyilikte bir sadakadır. Hatta iyilik kapılarının en hayırlısı, yine sadakadır. Onun için bütün insanlar özelliklede madden sadaka verme imkanı olmayan insanlar, aile bireyleriyle, akrabalarıyla, komşularıyla, arkadaşlarıyla ve de içinde yaşadığı toplumun bütün fertleriyle konuşurken; tatlı dilli, güler yüzlü olmak, onlarla latif, okşayıcı, yumuşak, yüceltici, gönül alıcı, birlik, beraberlik, kardeşlik, dostluk, yardımlaşma ve dayanışma duygularını geliştirici ve pekiştirici söz ve kelimeleri seçerek konuşmalıdırlar.

Bu hususta Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) hadislerinde mealen şöyle; “Hurmanın yarısı ile de olsa cehennemin ateşinden (onu yoksula vererek) kendinizi koruyunuz. Kim, (bu kadar bir şeyi de) bulamazsa, hoş bir kelime ile (tatlı dil ve güler yüzle söylenmiş, yumuşak, latif ve okşayıcı bir kelime ile) konuşarak, kendisini cehennemin ateşinden korusun.” buyurmuştur. (Müslim Cilt: 3, Sayfa: 82) “Her iyilik bir sadakadır.” (Feyzül Kadir Cilt: 3, Sayfa: 482) “İyilik kapılarının en hayırlısı sadakadır.”(Müslim Cilt: 3, Sayfa:81) buyurmuşlardır.

Sadaka, Allah rızası için yoksullara ve muhtaçlara verilir. Hatta insanın helalinden kazanarak çoluğuna çocuğuna harcadığı da sadaka olarak değerlendirilmiştir. Dinimizde verilen sadakanın azına çoğuna da bakılmaz. Sadaka bazen bir kase çorba, bazen yarım elma, bazen yarım hurma, bazen de tatlı bir söz, güler bir yüz olur. Sadaka verilirken akraba olan fakirlerin, hatta insana sinsice düşmanlık besleyen aynı zamanda akraba olan fakirlerin tercih edilmesi de Peygamberimiz tarafından tavsiye edilmiştir. Nitekim Allah Resulü hadislerinde mealen; “Bir Müslüman sevabını (Yüce Allah’tan) umarak çoluğuna çocuğuna bir nafaka harcarsa, bu (sarf ettiği şey) kendisi için bir sadakadır.” (İbni Mace Cilt: 1, Sayfa: 591)

“Fakir, yoksul ve muhtaçlara verilen sadaka, bir sadakadır. Akrabaya verilen (sadaka) ise iki sadakadır. Yani hem sadaka ve hem de sıla (sevabı) alır. (Feyzül Kadir Cilt: 2, Sayfa : 38)

“Sadakaların faziletçe en üstünü, sinsice düşmanlık yapan akrabaya verilen sadakadır.” buyurmuşlardır.

SÜRECEK

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
22°
parçalı az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 13 Ağustos 2020
İmsak 04:05
Güneş 05:42
Öğle 12:50
İkindi 16:39
Akşam 19:48
Yatsı 21:18

Gelişmelerden Haberdar Olun

@